Ceza Hukuku

İşkence Suçu ve Cezası (TCK Madde 94) 2025

İşkence Suçu ve Cezası Yargıtay Kararları

İşkence, TCK.’nın ikinci kitabının, kişilere karşı suçlara ilişkin ikinci kısmının, “işkence ve eziyet” başlıklı üçüncü bölümünde 94 ve 95 inci maddelerde düzenlenmiştir. Anayasanın 17’nci maddesinin 3’üncü fıkrasında yer alan “kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz” hükmünün müeyyidesini oluşturan bu suç, doktrinde de genel olarak “işkence suçu” olarak isimlendirilir.

TCK Madde 94 İşkence Suçu Kanuni Düzenleme

İşkence suçu, TCK.’nın 94 ve 95 inci maddelerde düzenlenmiştir. Tipiklik yönünden bu hükümlerin göz önünde tutulması gerekir.

İşkence Suçu Türk Ceza Kanunu’nda aşağıdaki gibi tanımlanmıştır.

  • TCK 94/1 : Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (Ek cümle:12/5/2022-7406/4 md.) Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz.
  • TCK 94/2 : Suçun;
    a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
    b) Avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla,
  • İşlenmesi halinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • TCK 94/3 : Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde, on yıldan onbeş yıla
    kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • TCK 94/4 : Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.
  • TCK 94/5 : Bu suçun ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek cezada bu nedenle indirim
    yapılmaz.
  • TCK 94/6 : (Ek: 11/4/2013-6459/9 md.) Bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez.

Türk Ceza Kanunu madde 94’e göre, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yok açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi, işkence suçunu işlemiş olacaktır ve bu suç dolayısıyla cezalandırılacaktır. İşkence suçunu işlemenin cezası ise üç yıldan on iki yıla kadar hapis cezasıdır.

DMCA.com Protection Status

İşkence Suçu ve Cezası (TCK Madde 94) 2025
İşkence Suçu ve Cezası (TCK Madde 94) 2025

İşkence Suçunun Cezası Nedir? 2025

İşkence suçunun basit şeklinin cezası üç yıldan on iki yıla kadar hapistir. 94 üncü maddenin 2 nci fıkrasındaki nitelikli unsurların varlığı halinde işkence suçunun nitelikli halinin cezası sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi halinde ise, ceza on yıldan on beş yıla kadar hapistir. Netice sebebiyle ağırlaşmış işkence bakımından 95 inci maddenin 1 inci fıkrasında yazılı hallerde ceza yarı oranında, 2 nci fıkrasında yazılı hallerde bir kat artırılır. 95 inci maddenin 3 üncü fıkrasında belirtilen durumda sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis, 4 üncü fıkrasında belirtilen durumda ise, ağırlaştırılmış müebbet hapis öngörülmüştür.

İşkence Suçunda Korunan Hukuki Değer Nedir?

TCK.’da kişilere karşı suçlara ilişkin ikinci kısımda düzenlenen 94 üncü maddenin yasadaki yeri de dikkate alınarak, bu suçta öncelikle işkenceye maruz kalan kişiye ait menfaatlerin korunduğunu ifade etmeliyiz. Gerçekten işkence bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama ve irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlar şeklinde tezahür ettiğinden, bu suçla, söz konusu hareketlere hedef olan kişinin vücut tamlığı, ruh ve beden sağlığı, şeref ve haysiyeti ve daha da ileri gidilerek yaşama hakkı korunmaktadır.

İşkence Suçunun Benzer Suçlarla Mukayesesi

Aşağıda, işkence suçu (TCK m.94) ile eziyet (TCK m.96), kötü muamele, kasten yaralama (TCK m.86) ve görevi kötüye kullanma (TCK m.257) gibi benzer görülebilecek suçlar arasındaki farkları gösteren karşılaştırmalı bir tablo yer almaktadır:

Kriter İşkence Suçu

(TCK 94)

Eziyet Suçu

(TCK 96)

Kasten Yaralama (TCK 86) Kötü Muamele / Onur Kırıcı Davranış Görevi Kötüye Kullanma

(TCK 257)

Fail Yalnızca kamu görevlisi Herkes olabilir Herkes olabilir Herkes olabilir Yalnızca kamu görevlisi
Mağdur Kişi (herhangi biri) Kişi (özellikle hürriyet bağı olanlar) Kişi Kişi Kamu, kamu görevi
Fiil Sistematik, süreklilik arz eden fiziksel/ruhsal eziyet ve aşağılayıcı davranışlar Fiziksel/psikolojik acı çektirme veya aşağılayıcı davranış Fiziki zarar verme Aşağılayıcı söz, davranış, tehdit vs. Görevin gereklerine aykırı işlem/suçlu eylem
Süreklilik / Sistematiklik Vardır (zorunlu unsur) Vardır (ama daha az yoğunlukta olabilir) Yoktur Yoktur Yoktur
Kamu Göreviyle Bağlantı Görevin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmalıdır Bağlantı aranmaz (fail kamu görevlisi olabilir ama zorunlu değil) Gerekmiyor Gerekmiyor Esastır, kamu görevinin gereği yapılmaz
Kast Genel kast yeterlidir Genel kast yeterlidir Genel kast Genel kast Genel kast
Netice Fiziksel veya ruhsal acı, aşağılanma Fiziksel/ruhsal eziyet Bedensel zarar Onur kırıcı, küçük düşürücü etki Görevden sapma nedeniyle kamunun veya bireyin zarar görmesi
Cezası 3 yıldan 12 yıla kadar hapis (nitelikli halleriyle artar) 2 yıldan 5 yıla kadar hapis 1 yıldan 3 yıla kadar hapis (nitelikli hallerle artabilir) Genellikle adli para cezası veya kısa süreli hapis 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası
Korunan Hukuksal Değer İnsan onuru, vücut ve ruh bütünlüğü İnsan onuru ve bireyin fiziksel/psikolojik bütünlüğü Bedensel bütünlük Şeref, haysiyet, insan onuru Kamu hizmetinin dürüst, tarafsız ve hukuk kurallarına uygun yürütülmesi

Bu tablo, işkence suçu ile benzer görülebilecek suçlar arasındaki temel farkları net biçimde ortaya koyar. Gerek uygulamada gerekse savunmada doğru vasıflandırma yapılabilmesi açısından önemlidir.

İşkence Suçunda Fiil Unsuru

TCK.’nın 94 üncü maddesinde işkence suçu seçimlik hareketli bir suç olarak düzenlenmiştir. Bilindiği üzere kanuni tipte bazen birden fazla hareket, birbirinden bağımsız olarak gösterilir. Bunlardan herhangi birinin gerçekleşmesiyle suç oluşur.

Türk Ceza Kanununda seçimlik hareketli suçlara ilişkin birçok örnek bulunmaktadır. Örneğin;

İşkence suçunda da bir kişiye karşı sistematik olarak ve belirli bir süreç içerisinde insan onuruyla  bağdaşmayan “bedensel veya ruhsal yönden acı veren” veya “algılama veya irade yeteneğini etkileyen”  veya “aşağılayıcı” hareketlerde bulunulması bu suçu oluşturur. Söz konusu seçimlik hareketlerin ortak özelliği “insan onuruyla bağdaşmaz” nitelikte bulunmalarıdır. Böylece bir davranışın işkence teşkil edip etmediği konusunda ikinci bir kriter getirilmiştir: İşkence, sistematik olarak ve belirli bir süreç içerisinde gerçekleşen insan onuruyla bağdaşmayan hareketlerdir.

İşkence Suçu Neticeli Bir Suç Mudur?
İşkence Suçu Neticeli Bir Suç Mudur?

İşkence Suçu Neticeli Bir Suç Mudur?

Suçun maddi unsurlarından biri de neticedir. Yukarıda açıklandığı gibi hareket maddi bir iştir. Hareketin dış dünyada meydana getirdiği değişikliğe netice denir, ancak bu değişiklik ceza hukukunda kanuni tipte yer aldığı sürece önem arz eder. Hareketin dış dünyada meydana getirdiği değişiklik olan netice, suç tipine, suçun kanundaki tanımına uyuyorsa, ceza hukuku bakımından bir değer taşır. Bu bakımdan, iradi insan davranışının dış dünyada meydana getirdiği değişiklik kanuni tipte yer almıyorsa önem arz etmez. Nitekim tipiklikte bazı suçlar sırf hareket suçları olarak düzenlenmişlerdir ve tipe uygun hareketin icrası, ayrı bir neticenin varlığına ihtiyaç göstermeksizin suçun oluşması için yeterlidir.

İşkence suçu, yukarıda açıkladığımız seçimlik hareketlerin niteliğine göre sırf hareket suçu veya neticeli suç mahiyetini taşıyabilir.

İşkence Suçunun Faili Kimler Olabilir?

Bazı suçlar özel bir yükümlülük altında bulunan veya belli niteliklere haiz kişiler tarafından işlenebilir. Böyle suçlara “belirli kişiler tarafından işlenebilen suçlar” veya “mahsus suçlar”, “özgü suçlar” ismi verilmektedir. Özgü suçlarda, failin insan olmak dışında, başka bir takım özel ve objektif özelliklere sahip olması aranır. Şayet suçun temel şeklinin oluşması bakımından failde bu şekilde bazı özellikler aranmışsa, “gerçek özgü suç”tan bahsedilir. Örneğin, zimmet suçu (TCK. m.247), sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilir. İşkence suçunun da faili kamu görevlisi olmalıdır (TCK.m.94).

İşkence suçu, kamu görevlileri tarafından işlenilebilen bir suç tipidir. Bu özelliği itibariyle gerçek özgü suçtur. Kamu görevlisi kavramı, Yasanın 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendinde tanımlanmıştır. 94 üncü maddede “kamu görevlisi” kavramı kullanılıp, başkaca bir sınırlamaya yer verilmediğinden, her kamu görevlisi bu suçun faili olabilir. Örneğin, bir öğretmen öğrencisine karşı suç tipinde belirtilen nitelikteki hareketleri gerçekleştirecek olursa 94 üncü madde uyarınca cezalandırılır.

İnfaz Hesaplama Programı

İşkence Suçu ve Mağdur Kavramı

İşkence suçunun mağduru herkes olabilir. Diğer bir ifadeyle, göreviyle bağlantılı olarak kamu görevlisiyle muhatap olan herkes mağdur olarak karşımıza çıkabilir. Dolayısıyla mağdur sadece suç şüphesi altında bulunan kişi ya da ceza yargılaması sürelerinden birisi ile sınırlı değildir. Yukarıda da belirtildiği üzere, bir eğitim kurumundaki öğrenci, hatta bir kamu görevlisi de mağdur olabilir. Bu itibarla suçun mağduru olabilecekler ETCK.’nın 243 üncü maddesinden farklı olarak herkes olabilir.

İşkence Suçunda Manevi Unsur

İşkence suçu kasten işlenebilir (TCK. m. 21/1). Kamu görevlisinin belirli bir amaçla (saikle) hareket etmiş olmasının önemi yoktur. TCK.’nın 94 üncü maddesinde bu suç bakımından saik aranmamıştır. Fail, insan onuruyla bağdaşmayan bedensel veya ruhsal acı veren, algılama ve irade yeteneğini ortadan kaldıran veya aşağılayıcı nitelikte hareketler yaptığını bilecek ve bunu isteyecektir.

Buna göre fail, işkence, zalimane, gayri insani veya haysiyet kırıcı nitelikte bir hareket yaptığını bilecek ve böyle bir harekette bulunmayı isteyecektir. Ayrıca söz konusu işkence ve sair cismani kötü muameleler; suça maruz kalan kimselerin “cürümlerini söyletmek”, “olayları bildirmesini engellemek”, “şikayet veya ihbarda bulunmasını önlemek” için yahut “şikayet ve ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya diğer herhangi bir sebeple” yapılmalıdır.

Suçun Özel Görünüş Şekilleri

Teşebbüs

İşkence suçu, insan onuruyla bağdaşmayan ve sistematik olarak gerçekleştirilen bedensel veya ruhsal yönden acı çektiren, algılama ve irade yeteneğini etkileyen veya aşağılayan davranışların gerçekleştirilmesi ile tamamlanır. Kamu görevlisi, işkence teşkil eden hareketlere başladıktan sonra, engel bir nedenin ortaya çıkması dolayısıyla icra hareketlerini tamamlayamazsa teşebbüs söz konusu olur (m.35). Elverişli hareketlerle icrasına başlanan işkence fiillerinden gönüllü olarak vazgeçilmesi durumunda, vazgeçme anına kadar oluşan suçlardan failin sorumluluğuna gidilir (m.36).

İştirak

İşkence suçunda, failin niteliğinin (kamu görevlisi) unsur olarak gösterilmesi nedeniyle, bir özgü (mahsus) suç söz konusudur. 5237 sayılı TCK.nın 40 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında, “özgü suça iştirak eden diğer kimselerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulacağı” belirtilmiştir. Kanun koyucu işkence suçunda bu kurala istisna getirerek, suça iştirak eden sivil kişilerin de kamu görevlisi gibi sorumlu olacaklarını belirtmiştir (m.94/4). Ayrıca işkencenin; kamu görevlisini amiri tarafından verilen emir üzerine yapılması ihtimalinde de, konusu suç teşkil eden emir yerine getirilemeyeceğinden, emri icra eden kamu görevlisi fail, emri veren amir ise azmettiren sıfatıyla cezalandırılacaktır.

İçtima

İşkence suçunun birden fazla kimseye karşı işlenmesi mümkündür. Bu halde her bir mağdur bakımından ayrı suç oluşur. Neticeten teşebbüs suçunda içtima uygulanabilir. Ayrıca belirtelim ki, işkence suçunda zincirleme suç hükümleri uygulanmaz (TCK.m.43/3).

İşkencenin cinsel tacizle gerçekleştirilmesi suçun cezasını artıran nitelikli unsuru sayılmıştır (m.94/3). Bu itibarla fail ayrıca cinsel tacizden sorumlu tutulmayacaktır (bileşik suç). Ancak işkence, cinsel davranışlarla mağdurun cinsel dokunulmazlığının ihlali (m.102/1) ya da vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle (m.102/2) yapılmışsa, fail ayrıca cinsel saldırı suçundan da cezalandırılır.

Suçun Nitelikli Unsurları

A. Mağdurun Özelliğine İlişkin Cezanın Artırılmasını Gerektiren Nitelikli Unsurlar

İşkence suçunun çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı işlenmesi cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli bir unsurdur (m.94/2 (a)). Böylece mağdurun çocuk olması (fiilin işlendiği sırada on sekiz yaşını doldurmamış bulunması, m.6/1(b)) veya ileri yaşı, hastalığı, malullüğü veya ruhi veya fiziki güçsüzlüğü nedeniyle kendisini korumaktan aciz bulunması, faildeki ahlaki kötülüğün fazlalığı ve fiilin icrasındaki kolaylık nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.

B. Fiilin İşleniş Şekli bakımından Cezanın Artırılmasını Gerektiren Nitelikli Unsur

Fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli unsurdur. Cinsel taciz, Yasa’nın 105 inci maddesinde düzenlenmiş olup, vücuda teması içermeyen sözle ve fiille gerçekleştirilen bireylerin cinselliklerine yönelmiş rahatsız edici davranışlardır. Kanaatimizce cinsel tacizin yasal anlamı dikkate alındığında, bu nitelikli unsur, öngörülen cezanın şiddeti de göz önünde tutulursa yerinde olmamıştır. Bireyin cinsel dokunulmazlığına yönelik hareketlerle işkence suçu işlenebilir.

İşkence Suçunun Neticesi İtibariyle Ağırlaşmış Halleri
İşkence Suçunun Neticesi İtibariyle Ağırlaşmış Halleri

İşkence Suçunun Neticesi İtibariyle Ağırlaşmış Halleri

İşkence suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri, failin kasten gerçekleştirdiği işkence fiili sonucunda, mağdurun beklenenden daha ağır bir zarara uğraması durumunda söz konusu olur. Türk Ceza Kanunu’nun 95. maddesi, bu tür durumları ve uygulanacak cezaları düzenler.​

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış İşkence Suçunun Şartları:

  1. Kasten İşlenen İlk Hareket: Failin, mağdura yönelik işkence fiilini kasten gerçekleştirmesi gerekir. İlk hareketin taksirle yapılması durumunda, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçtan söz edilemez.​
  2. Beklenmeyen Ağır Netice: Failin kasti hareketi sonucunda, öngörülmeyen daha ağır veya farklı bir neticenin meydana gelmesi gerekir.​
  3. Nedensellik Bağı: İlk hareket ile meydana gelen ağır netice arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Eğer bu bağ kesilmişse, fail ağır neticeden sorumlu tutulamaz.​
  4. Taksirle Hareket: Failin, meydana gelen ağır netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir. Yani, ağır neticenin öngörülebilir olması şarttır.​

TCK’nın 95. Maddesine Göre Ağırlaşmış Haller ve Cezalar:

  • Yarı Oranında Artırım: İşkence fiili, mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, konuşmasında sürekli zorluğa, yüzünde sabit ize, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma veya gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına neden olmuşsa, ceza yarı oranında artırılır.​
  • Bir Kat Artırım: İşkence fiili, mağdurun iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, duyularından veya organlarından birinin işlevinin tamamen yitirilmesine, konuşma ya da üreme yeteneklerinin kaybolmasına, yüzünün sürekli değişikliğine veya gebe bir kadının çocuğunun düşmesine neden olmuşsa, ceza bir kat artırılır.​
  • Kemik Kırılması Durumu: İşkence fiili, mağdurun vücudunda kemik kırılmasına neden olmuşsa, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre sekiz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası verilir.​
  • Ölüm Neticesi: İşkence sonucunda mağdurun ölümü meydana gelmişse, fail ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılır.​

Bu düzenlemeler, işkence suçunun yol açtığı ağır sonuçların caydırıcılığını artırmayı ve mağdurların haklarını korumayı amaçlamaktadır.

İşkence Suçu TCK 94 Yargıtay Kararları

Yaralama ile İşkence Suçunun Ayrımı Yapılmadan Mahkûmiyet Verilmesi Bozma Sebebidir

Sanığın, kamu görevlisi sıfatıyla mağdura yönelik olarak düzenli aralıklarla kaba dayağa maruz bırakma, elektrik verme ve tehdit gibi eylemleri karşısında eylemlerin sistematik ve süreklilik arz eden biçimde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Söz konusu davranışların kasten yaralama suçunu aşıp mağdurun fiziksel ve ruhsal bütünlüğüne yönelik ağır ve insan onurunu zedeleyici nitelikte olması, fiilin işkence suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Mahkemece yalnızca yaralama suçundan hüküm kurulması eksik değerlendirme niteliğindedir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi – 2014/7817

İşkence Suçunun Faili Kamu Görevlisidir, Aksi Halde Eziyet Suçu Oluşur

Mağdura yönelik hakaret, tehdit ve fiziki şiddet uygulayan sanığın kamu görevlisi sıfatı taşımadığı olayda; eylemler her ne kadar mağdur üzerinde yoğun bir baskı ve acı yaratmışsa da, işkence suçunun oluşması için failin kamu görevlisi olması şarttır. Dolayısıyla eylem eziyet suçu kapsamında değerlendirilmelidir. İşkence suçu vasfı verilerek hüküm kurulması bozma nedenidir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi – 2017/22962 E., 2017/14291 K.

Birden Fazla Mağdura Yönelik Aynı Süreçte Gerçekleşen Eylemler İşkence Suçudur

Sanığın, gözaltı işlemi sırasında birden fazla kişiyi darp etmesi, başlarını duvara çarpması, tokatlaması ve hakaret etmesi eylemleri, bireysel yaralama fiillerinin ötesinde sistematik, süreklilik arz eden ve kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştiğinden işkence suçunu oluşturur. Eylemlerin aynı olay içinde birden fazla kişiye yönelik olması her bir mağdur için ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi – 2013/13451 E., 2014/9220 K.

İşkence Suçunda Saik Aranmaz, Genel Kast Yeterlidir

Sanığın, gözaltındaki kişiye kelepçeli halde fiziki şiddet uygulaması, bağırması ve aşağılama içeren sözler sarf etmesi suretiyle yaptığı eylemler, kişiye acı çektirme kastının varlığına delalettir. Bu tür eylemlerde özel bir amaç aranmaksızın, genel kastla işlenmiş olması dahi suçun oluşması için yeterlidir. Mahkemenin saik yönünden değerlendirme yapması gereksizdir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu – 2016/96

 Çocuğa Karşı Kamu Görevlisi Eliyle Gerçekleştirilen Eylemler İşkencenin Nitelikli Halidir

Sanığın, disiplin cezası vermek amacıyla sınıf ortamında öğrenciyi defalarca tokatlaması, kulağını çekerek sınıftan çıkarması ve aşağılayıcı sözler sarf etmesi eylemleri; mağdurun çocuk olması, sanığın öğretmen sıfatı taşıması ve eylemlerin süreklilik arz etmesi nedeniyle işkence suçunun çocuğa karşı işlenmiş nitelikli hali olarak değerlendirilmelidir. Ceza bu durum gözetilerek tayin edilmelidir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi – 2015/18322

 

Avukat Çağrı Ayboğa

Avukat Çağrı Ayboğa, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Ayboğa + Partners Avukatlık Bürosu’nun kurucu avukatlarındandır. Ankara Barosu’na kayıtlı olarak dinamik ve tecrübeli ekibiyle avukatlık mesleğini icra etmektedir.
Başa dön tuşu
Ara