
TCK 204/2 – Son Güncelleme: 7 Ekim 2026
TCK 204/2 nedir? TCK 204/2, kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenlemesi, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmesi, gerçeğe aykırı belge düzenlemesi veya sahte resmi belgeyi kullanması halinde 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası öngören hükümdür. Suçun faili yalnızca belgeyi düzenleme yetkisi bulunan kamu görevlisi olabilir; davaya ağır ceza mahkemesi bakar. Ayboğa Avukatlık Bürosu’nun değerlendirmesine göre TCK 204/2 dosyalarında sonucu iki soru belirler: sanığın o belgeyi düzenleme yetkisi var mıydı ve belge aldatma yeteneğine sahip miydi.
TCK Madde 204 – Resmi Belgede Sahtecilik (Kanun Metni, 2. Fıkra)Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Madde hakkında kısa not: Birinci fıkra herkesin işleyebildiği sahteciliği 2 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırır. İkinci fıkra, belgeye resmiyet kazandırma yetkisini kötüye kullanan kamu görevlisi için daha ağır bir ceza öngörür; çünkü burada sahte belge doğrudan yetkili elden çıkmaktadır.
Bir tapu memuru, taraflar huzurda olmadığı halde “taraflar huzurumda imzaladı” şerhiyle resmi senet düzenliyor. Bir hekim, muayene etmediği hasta adına rapor yazıyor. Bir muhtar, mahallesinde oturmayan kişiye ikametgah belgesi veriyor. Üçünde de belge yetkili görevli tarafından düzenlenmiş, ancak içeriği gerçeğe aykırıdır. Bu rehber kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliğini, cezasını ve Yargıtay kararlarını anlatır; dosyanız için [[|Ankara ceza avukatı]] sayfamıza da bakabilirsiniz.
TCK 204/2’den mi yargılanıyorsunuz?
TCK 204/2 Nedir?
Korunan hukuki yarar kamu güvenidir: toplumun, resmi makamlarca düzenlenen belgelerin gerçeği yansıttığına duyduğu güven. Bu nedenle suçun oluşması için bir zararın doğması veya bir menfaat elde edilmesi aranmaz. Suçun temel hali için TCK 204 resmi belgede sahtecilik yazımıza bakabilirsiniz.
Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Nasıl Oluşur?
Av. Çağrı Ayboğa’ya göre TCK 204/2 dosyalarında savunmanın merkezinde kast yer alır; yoğun iş temposunda yapılan kayıt hatası ile bilerek gerçeğe aykırı belge düzenleme arasındaki fark, belgenin düzenlenme koşulları ve failin bundan bir çıkarı olup olmadığı araştırılarak ortaya konulur.
TCK 204/2 Suçunun Cezası Nedir?
| Hal | Madde | Ceza |
|---|---|---|
| Herkesin işleyebildiği resmi belgede sahtecilik | TCK m.204/1 | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis |
| Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği | TCK m.204/2 | 3 yıldan 8 yıla kadar hapis |
| Sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge | TCK m.204/3 | Ceza yarı oranında artırılır |
| Resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme | TCK m.205 | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis; kamu görevlisi ise yarı oranında artırım |
| Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan | TCK m.206 | 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası |
| Özel belgede sahtecilik | TCK m.207 | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis |
| Bir alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla sahtecilik | TCK m.211 | Ceza yarı oranında indirilir |
Belgeyi Düzenleme Yetkisi Neden Belirleyicidir?
Ayboğa Avukatlık Bürosu ceza ekibinin dosyalarda en sık gördüğü eksiklik, sanığın görev tanımının dosyaya getirtilmemesidir; düzenleme yetkisi kurum yazısıyla belirlenmeden TCK 204/2’den hüküm kurulması, uygulamada bozma nedeni sayılmaktadır.
TCK 204/2’de Görevli Mahkeme, Zamanaşımı ve Şikayet
TCK 204/2 Mahkumiyeti Memuriyeti Nasıl Etkiler?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde mahkumiyet doğmaz; bu nedenle indirim nedenlerinin uygulanması dosyanın en önemli konusudur. Sonuçlar için yüz kızartıcı suçlar ve memnu hakların iadesi yazılarımıza bakabilirsiniz.
TCK 204/2 Dosyalarında En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
Ayboğa Avukatlık Bürosu TCK 204/2 Kontrol Listesi
Uygulamadan Not – Av. Çağrı Ayboğa
Kamu görevlileri hakkındaki sahtecilik dosyalarının önemli bir bölümü, “herkes böyle yapıyor” denilen yerleşik ama usule aykırı uygulamalardan doğar: sonradan imzalatılan tutanaklar, geriye dönük tarih atılan evraklar, görülmeden onaylanan belgeler. Niyetin kötü olmaması suçun oluşmasını engellemez; belgenin gerçeğe aykırı olduğunu bilerek düzenlemek kast için yeterlidir.
Ankara’da TCK 204/2 Davaları Nasıl Yürür?
Ankara’da görülen dosyalarda Ayboğa Avukatlık Bürosu’nun gözlemi, mahkemelerin kurum müfettiş raporunu tek başına yeterli görmediği, belge asıllarını ve sanığın görev tanımını ayrıca getirttiği ve gerektiğinde imza ve yazı incelemesi yaptırdığı yönündedir.
TCK 204/2 Yargıtay Kararları
1. KAMU GÖREVLİSİ SIFATININ YETERLİ OLMAMASI VE BELGEYİ DÜZENLEME YETKİSİ
Uyuşmazlık, araç muayene istasyonunda büro memuru olarak çalışan sanığın, trafik veya vergi borcu nedeniyle muayene edilemeyen araçlara ilişkin sahte muayene işlemleri gerçekleştirdiği iddiasından doğmuştur. Sanık hakkında TCK 204/2 kapsamında dava açılmış; yerel mahkeme ise fiili TCK 204/1 kapsamında değerlendirmiştir. İnceleme, sanığın kurumda kamu görevlisi olarak çalışmasının, somut muayene belgelerini görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu anlamına gelip gelmediği ve soruşturma izni gerekip gerekmediği üzerinde yoğunlaşmıştır.
Ceza Genel Kurulu, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliğinde failin sıfatı ile belge üzerindeki düzenleme yetkisinin birlikte bulunması gerektiğini kabul etmiştir. Sanığın büro görevlisi olması, araç muayenesini gerçekleştirme ve buna ilişkin belge düzenleme yetkisini kapsamamaktadır. Dolayısıyla suçun sabit olması durumunda uygulanabilecek hüküm TCK 204/1’dir. Kurumun araç muayenesi hizmetini yürütmesiyle, kurumda çalışan her personelin muayene belgesini düzenlemeye yetkili olması arasında hukuken zorunlu bir bağlantı kurulamamıştır.
Kurul, bu olayda 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni alınmasını da gerekli görmemiştir. Bununla birlikte nihai karar mahkûmiyetin kesinleştirilmesi yönünde değildir: direnme hükmünün hukuki değerlendirmesi isabetli bulunmuş, gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle hüküm bozulup kamu davası düşürülmüştür. Karar, TCK 204/2 bakımından personelin görev tanımı ve somut belgeye ilişkin yetkisinin araştırılmasını gerektiren önemli bir ölçüt sunar. Kamu görevliliği, suç vasfını tek başına belirleyen yeterli bir unsur olarak kullanılamaz.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.02.2022, E. 2019/490, K. 2022/108.
2. AMELİYATTA SAPTANAN GAZLI BEZİN RESMÎ TIBBİ KAYITLARDAN KASTEN GİZLENMESİ
Sezaryen ameliyatından sonra rahatsızlıkları devam eden hastanın ikinci ameliyatında, önceki müdahalede karın içinde unutulmuş gazlı bez çıkarılmıştır. Buna rağmen ameliyat ve tedavi belgelerinde bu önemli bulguya yer verilmemiştir. Yerel mahkeme, ameliyata katılan üç hekimi kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliğinden mahkûm etmiş; Ceza Genel Kurulu, eksik kayıt tutmanın hukuki niteliği yanında her hekimin belge düzenlenmesine katkısını ve kastını ayrı ayrı değerlendirmiştir. Hastada gelişen iltihap ve bağırsak hasarının nedeni, kayıtların içeriği bakımından belirleyici görülmüştür.
Kurul çoğunluğu, ameliyat kayıt defterini dolduran ve gazlı bezin çıkarılmasına bizzat tanık olan hekim yönünden TCK 204/2’nin unsurlarının oluştuğunu kabul etmiştir. Hekimin görev gereği kaydetmesi gereken maddi bulguyu bilerek dışarıda bırakması, belgenin gerçeği temsil etmesini engellemiştir. Bu nedenle yalnızca teknik bir kayıt eksikliği veya idari düzensizlikten söz edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Belgenin görünüşünde ve imzasında değişiklik bulunmaması, içeriğin kasten gerçeğe aykırı oluşturulmasından doğan fikrî sahteciliği ortadan kaldırmamıştır.
Diğer iki hekim yönünden ise aynı sonuca otomatik olarak gidilmemiştir. Ameliyat kayıt defterinin gerçeğe aykırı düzenlenmesine ortak sahtecilik iradesiyle katıldıklarını gösteren yeterli delil bulunmadığı kabul edilmiş; kayıt sorumluluğunu diğer hekime bırakmaları görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirilmiştir. Bu hekimler hakkındaki mahkûmiyet hükümleri kaldırılarak davalar zamanaşımından düşürülmüş, defteri kasten eksik düzenleyen hekim yönünden itiraz reddedilmiştir. Karar, tıbbi belgenin hangi olguları kaydetmek zorunda olduğu ile her sanığın kişisel katkısı ve kastının birlikte incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 02.06.2021, E. 2016/500, K. 2021/243.
3. HASTA GÖRÜLMEDEN ECZACI TARAFINDAN HAZIRLANAN REÇETELERE RESMİYET KAZANDIRILMASI
Olayda eczacı, Emekli Sandığına tabi kişilerin sağlık karnelerindeki reçetelere ilaç isimlerini yazmış; bu karneleri kamu sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlere ulaştırmıştır. Hekimler, karne sahiplerini görmeden ve muayene etmeden kaşe basıp imzalamışlardır. Uyuşmazlık, bu davranışın görevi kötüye kullanma olarak mı, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği olarak mı değerlendirilmesi gerektiğine ilişkindir. Suç tarihindeki düzenleme ve lehe kanun incelemesi nedeniyle 765 sayılı Kanun hükümleri de tartışılmıştır.
Ceza Genel Kurulu, reçetelerin gerçekte yapılmamış muayeneyi ve buna dayanılarak konulmamış teşhisi doğrulayan resmî belgeler hâline getirildiğini kabul etmiştir. İlaç adlarının başlangıçta eczacı tarafından yazılmış olması, hekimlerin kaşe ve imzayla belgeye resmiyet kazandırmasından doğan sorumluluğu ortadan kaldırmamıştır. Sahtecilik yönünden belirleyici unsur, hekimin görevine dayanarak belgelendirdiği tıbbi işlemin gerçekleşmemesidir. Kurul, kamu güvenini koruyan sahtecilik düzenlemesinde somut zararın gerçekleşmesini zorunlu görmemiş, zarar olasılığını yeterli kabul etmiştir.
Sanıkların fiillerinin kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliğini oluşturduğu yönündeki değerlendirme korunmuştur. Buna karşılık itiraz, bazı sanıklar hakkında koşulları oluşmadan uygulanan eski Kanun’daki hak yoksunlukları bakımından değişik gerekçeyle kabul edilmiştir. Bu ayrım nedeniyle kararın bütünüyle itirazın reddi şeklinde aktarılması doğru değildir. Kararın TCK 204/2 açısından önemi, hekimin gerçek imzasının ve kaşesinin, belgenin içerdiği muayene ve teşhis olgularının doğruluğunu güvence altına almasının beklenmesidir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 23.05.2017, E. 2014/679, K. 2017/286.
4. MUAYENESİZ REÇETE DÜZENLEMEDE SAHTECİLİK İLE GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA AYRIMI
Sağlık ocağı ve dispanserde görevli hekimlerin, eczanelerin gönderdiği veya hasta yakınlarının getirdiği sağlık karnelerine hastaları görmeden reçete düzenlemeleri yargılamaya konu olmuştur. Dosyada bazı hastaların hipertansiyon ve kalp hastalığına ilişkin sağlık kurulu raporları bulunduğu, yazılan ilaçların büyük bölümünün konulan tanılarla uyumlu olduğu belirlenmiştir. Ayrıca hekimlerle eczane sahipleri arasında maddi ilişkinin veya ortak suç iradesinin bulunduğu kesin biçimde kanıtlanamamıştır. Ceza Genel Kurulu, bu somut delil durumu üzerinden sahtecilik ile görevi kötüye kullanma arasındaki uyuşmazlığı çözmüştür.
Kurul çoğunluğu, hekimlerin davranışlarını görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirmiştir. Hastalar görülmeden reçete hazırlanması görev gereklerine aykırı bulunmuş; sosyal güvenlik kuruluşlarının katkı payı ödemesi, eczane sahiplerine menfaat sağlanması ve kamu zararının doğması üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte çoğunluk, dosyanın kabul edilen özellikleri içinde memurun resmî belgede sahteciliği nitelendirmesini benimsememiştir. Suç tarihindeki 765 sayılı Kanun ile sonraki düzenlemeler birlikte ele alınmış, hekimler hakkındaki davaların zamanaşımı sonucuna ilişkin Daire değerlendirmesi korunmuştur.
Başsavcılık itirazı reddedilmiş; Genel Kurul Başkanı ve sekiz üye fiilin sahtecilik oluşturduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Kararın emsal değeri, muayenesiz her reçete için koşulsuz bir hukuki sonuç belirlemesinde aranmamalıdır. Reçete içeriğinin mevcut hastalık ve raporlarla ilişkisi, sanığın sahtecilik iradesini gösteren deliller ve diğer kişilerle bağlantısı bu dosyada önem taşımıştır. Dolayısıyla kararı kullanırken somut olayın delil yapısı ve suç tarihi belirtilmeli; muayene yapılmadan belge düzenlenmesini her durumda sahtecilik dışında bırakan genel bir kural çıkarılmamalıdır.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.02.2014, E. 2012/11-1347, K. 2014/30.
5. GÖREVDE YÜKSELME KADROLARININ GERÇEĞE AYKIRI İLAN EDİLMESİ
İl özel idaresinde insan kaynakları şube müdürü olarak görev yapan sanık, görevde yükselme sınavı için duyurulması gereken dokuz kadronun yalnızca altısını ilan etmiştir. Uzman kadrosu ile iki şef kadrosu duyurudan çıkarılmış; uzmanlık için sanığın kardeşinin başvurusuna olanak sağlanmıştır. Ardından dokuz kadronun eksiksiz duyurulduğunu gösteren ikinci liste hazırlanmıştır. Uyuşmazlık, bu işlemlerin görev gereklerine aykırılıktan ibaret olup olmadığı veya belge içeriğinde sahtecilik oluşturup oluşturmadığı üzerindedir.
Ceza Genel Kurulu, sanığın görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu duyuru listesini gerçeğe aykırı hazırlamasını esas almıştır. İlk liste başvuruya açılan kadroları doğru göstermemekte, ikinci liste ise gerçekleştirilmeyen eksiksiz ilan işlemini yapılmış gibi belgelendirmektedir. Bu belgelerin kardeşin sınava katılmasını sağladığı ve katılanın uzman kadrosuna başvurmasını engellediği kabul edilmiştir. Kurul, TCK 204/2’yi görevi kötüye kullanma düzenlemesine göre asli norm sayarak fiilin kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliğini oluşturduğu sonucuna ulaşmıştır.
Başsavcılık itirazı reddedilmiştir. İddianamenin fiili kapsayıp kapsamadığı da değerlendirilmiş ve çoğunluk, kurulan hükmün iddianamede anlatılan olay kapsamında kaldığını kabul etmiştir. Karar, idari bir işlemin usule uygun yapılmadığını gizlemek üzere hazırlanan resmî belgenin ayrı önem taşıdığını göstermektedir. İlanın eksik yapılması ile eksiksiz yapılmış gibi belgelendirilmesi birlikte incelenmeli; belgenin başvuru hakkı üzerindeki etkisi ve sanığın düzenleme yetkisi suç vasfı belirlenirken dikkate alınmalıdır.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 10.03.2020, E. 2016/608, K. 2020/167.
6. CUMHURİYET SAVCISININ GERÇEĞE AYKIRI DİNLEME MÜZEKKERELERİ DÜZENLEMESİ
Cumhuriyet savcısı olan sanık, usulsüz emeklilik işlemlerini konu alan soruşturmaya, olaylarla bağlantısı bulunmayan kişileri şüpheli olarak dahil etmiş ve telefonlarının dinlenmesi için müzekkereler düzenlemiştir. Kolluğun bu kişiler hakkında tespiti veya dinleme talebi bulunmamaktadır. Sanık, işlemlerin soruşturma kapsamında yapıldığını savunmuş; ancak dosyanın konusu ile ilgili kişilerin davranışları arasında bağlantı kurulamamıştır. İnceleme, savcının kendi görev yetkisiyle hazırladığı müzekkerelerin içerik bakımından gerçeğe aykırı olup olmadığına yönelmiştir.
Ceza Genel Kurulu, soruşturma dosyasının usulsüz ilaç yazılması iddialarını değil, sahte belgelerle emeklilik sağlanmasını konu aldığını belirlemiştir. Bu nedenle sanığın savunmasındaki farklı soruşturma gerekçesi kabul edilmemiştir. İlgili kişilerin soruşturmayla ilişkilendirilmeden dosyaya alınması, dinlemelerde suç oluşturan görüşmeye ilişkin tutanak bulunmaması ve sonradan ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi birlikte değerlendirilmiştir. Kurul, müzekkerelerin özel hayat hakkında bilgi edinmek amacıyla içerikleri gerçeğe aykırı şekilde hazırlandığı ve TCK 204/2 kapsamında suç oluşturduğu sonucuna ulaşmıştır.
Farklı tarihlerde düzenlenen üç müzekkere nedeniyle zincirleme suç uygulaması korunmuş; ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 11. Ceza Dairesinin verdiği dört yıl iki aylık mahkûmiyet hükmü onanmıştır. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşması için gösterilen gerekçe yeterli bulunmuştur. TCK 53/5’in uygulanmaması ise aleyhe temyiz bulunmadığından eleştiri konusu yapılmıştır. Karar, belgeyi düzenlemeye yetkili adli görevlinin gerçek imzasını taşıyan bir yazıda da içerik sahteciliği oluşabileceğini; mesleki yetkinin bu içerikten doğan sorumluluğu ortadan kaldırmadığını göstermektedir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.12.2022, E. 2021/83, K. 2022/832.
7. ADRES ARAŞTIRMASI YAPILMADAN İKAMET TESPİT TUTANAĞI DÜZENLENMESİ
Yabancı uyruklu kişilerin ikamet tezkeresi almasına ilişkin işlemlerde, polis memuru ve bekçi tarafından adres araştırma tutanakları düzenlenmiştir. Sanıklar, bildirilen yerlere gitmeden veya kişilerin bu adreslerde oturmadığını bildikleri hâlde ikamet ettiklerini gösteren belgeler hazırlamışlardır. Dosyada altmış üç tutanak ve bu belgelere dayanılarak verilen ikamet tezkereleri incelenmiştir. Aynı yargılamada evlendirme memurunun işlemleri de bulunduğundan, Kurul farklı görevlilerin sorumluluğunu birbirinden ayırarak değerlendirmiştir.
Ceza Genel Kurulu, araştırma yapılmış gibi düzenlenen tutanakların içeriğinin sahte olduğunu ve belgeyi hazırlayıp imzalayan görevlilerin fiillerinin TCK 204/2 kapsamında kaldığını kabul etmiştir. Tutanakta gösterilen ikamet olgusunun yerinde araştırılması gerekirken salt beyanla doğrulanmış gibi kaydedilmesi, göreve aykırı davranışın resmî belge içeriğine taşınmasıdır. Bekçinin belgeleri teamül gereği ikinci imza olarak imzaladığı savunması sorumluluğu kaldırmamıştır. Suçu oluşturan belge düzenleme fiili karşısında TCK 257’nin tali niteliği vurgulanmış; sahtecilik yerine görevi kötüye kullanma uygulanması kabul edilmemiştir.
Buna karşılık evlendirme memurunun sundukları sağlık raporlarının sahte olduğunu bildiğine ilişkin delil bulunmadığı ve yer bakımından usulsüz evlendirme işleminin kendiliğinden sahtecilik oluşturmayacağı belirtilmiştir. Suç tarihindeki görevi kötüye kullanma düzenlemesinin sonuç şartları da oluşmadığından bu görevli yönünden onama kararı kaldırılmıştır. Araştırma tutanaklarını düzenleyen sanıklar bakımından itiraz reddedilmiş; çok sayıdaki belgeye dayanan zincirleme suç artırımının gerekçesi yeterli bulunmuştur. Karar, aynı işlem sürecindeki tüm kamu görevlilerinin tek bir hukuki nitelendirmeyle değerlendirilmemesinin ve her belgenin düzenlenişinin ayrı incelenmesinin önemini ortaya koymaktadır.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2020, E. 2016/962, K. 2020/15.
8. DOĞRU İÇERİKLİ BELEDİYE YAZISININ BAŞKA YAPI İÇİN KULLANILMASI
Belediye başkanının imzaladığı yazıda belirli bir yapının 12.10.2004 tarihinden önce yapıldığı ve elektrik aboneliğinde sakınca bulunmadığı belirtilmiştir. Yazı, daha sonra tamamlanan ruhsatsız üst katın elektrik bağlantısında kullanılmıştır. Yerel mahkeme, belediye başkanını kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliğinden, diğer sanığı ise bu suça azmettirmeden mahkûm etmiştir. Kurulun önündeki temel sorun, kullanılan yazının gerçekte hangi bağımsız bölüme ilişkin olduğu ve içeriğinde sahtelik bulunup bulunmadığıdır.
Ceza Genel Kurulu çoğunluğu, yazıda belirtilen 14/A numaralı bölümün zemin katta bulunan, önceki tarihte inşa edilmiş depo niteliğindeki yapı olduğunu kabul etmiştir. Bu bölüm yönünden yazının içeriği doğrudur. Elektrik dağıtım görevlilerinin gerekli dikkat ve özeni göstermeden belgeyi üst kattaki kaçak yapı için kullanmaları, belgenin içeriğini sonradan sahte hâle getirmemektedir. Dolayısıyla belgenin şeklen veya içerik itibarıyla sahte olduğundan söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Karşı oyda benimsenen farklı olay değerlendirmesi çoğunluk görüşü değildir.
Kurul, sanıklar hakkındaki direnme hükümlerini suçun unsurları oluşmadığından bozmuştur. Kamu görevlisinin sahte belge düzenleme fiili bulunmayınca, bağlılık kuralı uyarınca diğer sanığın azmettirme sorumluluğu da kabul edilmemiştir. Karar, resmî belgenin hangi hukuki olguyu ve hangi taşınmaz bölümünü tevsik ettiğinin belirlenmesini gerekli kılar. Belgenin üçüncü kişilerce yanlış amaçla kullanılması, belgeyi düzenleyen görevlinin içerik sahteciliği yaptığı sonucuna tek başına dayanak oluşturamaz.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 01.10.2020, E. 2017/524, K. 2020/391.
9. ADLİ İŞLEMDE USULE AYKIRILIĞIN SAHTECİLİK KASTINDAN AYRI DEĞERLENDİRİLMESİ
Kolluk görevlileri, başka bir soruşturmada tesadüfen öğrenilen uyuşturucu nakli üzerine Cumhuriyet savcısını derhal bilgilendirmeden takibe başlamış; aracı farklı bir il sınırında durdurduktan sonra kendi illerine getirerek arama yapmışlardır. Olay, yakalama, muhafaza altına alma ve tartı tutanağının gerçeğe aykırı düzenlendiği iddiası nedeniyle TCK 204/2 kapsamında değerlendirilmiştir. Ceza Genel Kurulu, adli işlemlerin yürütülmesindeki usulsüzlükle, bu işlemleri gösteren belgenin içerik sahteciliğini birbirinden ayırmıştır.
Kurul çoğunluğu, aracın ilk durdurulduğu yerde arama yapılmadığı yönündeki sanık beyanlarının aksinin kanıtlanamadığını, düzenlenen belgenin içeriğinin maddi gerçeğe aykırı olmadığını belirtmiştir. İlk durdurulma yerinin belgeye ayrıca kaydedilmemesinin, somut olayda belgenin uyuşturucu ticaretini ispat gücünü ortadan kaldırmadığı kabul edilmiştir. Ayrıca sahte belge düzenleme kastının ispatlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak savcının talimatı alınmadan ve CMK hükümlerine aykırı yürütülen işlemlerin, belirleyici delil niteliğindeki arama ve elkoyma tutanağının sıhhatini tartışmalı hâle getirerek kamu zararına neden olduğu değerlendirilmiştir.
Bu nedenle çoğunluk, fiili TCK 257/1’deki görevi kötüye kullanma kapsamında kabul etmiş; Başsavcılık itirazını bu uyuşmazlık yönünden değişik gerekçeyle kabul ederek sahtecilik mahkûmiyetlerini bozmuştur. TCK 204/2’nin uygulanması gerektiğini savunan görüşler karşı oy niteliğindedir. Karar, adli usule aykırılıktan doğrudan sahtecilik sonucu çıkarılamayacağını gösterir. Belgenin ispat ettiği hususlar, bunların gerçeğe uygunluğu ve sanığın kastı ayrı ayrı değerlendirilmelidir; usulsüz işlemin varlığı, bu unsurların ayrıca kanıtlanması gereğini ortadan kaldırmaz.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.02.2023, E. 2022/47, K. 2023/80.
10. GERÇEĞE AYKIRI YAKALAMA TUTANAĞI VE MAĞDURİYETİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Katılan, polis merkezinin daveti üzerine ifade vermek için karakola gitmiş, başka suçtan arandığı belirtilerek nezarethaneye alınmıştır. Buna karşılık tutanakta, ring görevi sırasında durumundan şüphelenilip yapılan sorgu sonucunda yakalandığı yazılmıştır. Katılanın tutanağı içeriği yanlış olduğu için imzalamadığı, sonradan imzasının taklit edildiği de olay anlatımında yer almaktadır. Kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliğinden verilen mahkûmiyetler, bu işlem zincirinin hukuki niteliği bakımından incelenmiştir.
Daire, somut dosyada sanıkların sahtecilik kastıyla hareket etmediklerini, ancak görev gereklerine aykırı tutanak düzenlediklerini kabul etmiştir. Katılanın gerçeğe aykırı tutanakla nezarethaneye alınması ve ertesi gün savcılığa gönderilmesi nedeniyle mağdur edildiği belirtilmiştir. Mağduriyet yalnızca ekonomik kayıpla sınırlı görülmemiş; kişinin sosyal, siyasi ve medeni haklarının ihlal edilmesi de bu kapsamda değerlendirilmiştir. Bu nedenle uygulanması gereken suç tipinin TCK 257/1’de düzenlenen görevi kötüye kullanma olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkûmiyet hükümleri suç vasfında yanılgı nedeniyle bozulmuştur. Karar, tutanak içeriğinde yanlışlık veya imza taklidi bulunduğunun ileri sürüldüğü her olayda aynı sonucun doğacağı şeklinde genelleştirilmemelidir. Dairenin bu dosyada belirleyici kabul ettiği husus, sahtecilik kastına ilişkin değerlendirmedir. Benzer uyuşmazlıklarda tutanağın düzenleniş amacı, görevlilerin bilgisi ve belgenin hak ihlaline etkisi birlikte incelenmelidir. Hükmün sonucu sahtecilikten kesinleşmiş mahkûmiyet olmayıp, farklı suç vasfıyla değerlendirme yapılmasını gerektiren bozmadır.
Künye: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 23.02.2021, E. 2020/3344, K. 2021/1765.
11. ELEKTRONİK ÖDEME LİSTELERİ VE BELGE NİTELİĞİNİN SOMUT OLARAK ARAŞTIRILMASI
Sosyal hizmetler biriminde mutemet olarak görev yapan sanığın, evde bakım yardımına başvurusu bulunmayan yakınlarını ödeme listelerine eklediği ve bankaya gönderdiği listeler üzerinden usulsüz ödeme sağladığı iddia edilmiştir. Ayrıca bir hesaptaki blokenin kaldırılması için kurum müdürünün imzasını taklit ederek yazı gönderdiği ileri sürülmüştür. Sanık, elektronik listelerde e-imza bulunmadığını ve bloke kaldırma yazısını kendisinin hazırlamadığını savunmuştur. Kurul, TCK 204/2 mahkûmiyetinin yeterli araştırmaya dayanıp dayanmadığını incelemiştir.
Ceza Genel Kurulu, muhasebeye gönderilen listeler ile bankaya e-posta yoluyla iletilen listelerin dosyada bulunmamasını ve aralarındaki farklılığa ilişkin çelişkileri önemli görmüştür. Listelerin asılları veya onaylı örnekleri getirtilmeli; kim tarafından oluşturulduğu, elektronik imza içerip içermediği ve bankanın hangi belgeye dayanarak ödeme yaptığı belirlenmelidir. Bloke kaldırma yazısının sanıkla bağlantısı da yöntemince araştırılmalıdır. Kurul, aldatma yeteneğinin belgenin özelliklerinden objektif olarak saptanması gerektiğini; muhatabın dikkatsizliğinin tek başına bu yeteneği göstermediğini vurgulamıştır.
Direnme hükmü eksik araştırma nedeniyle oy birliğiyle bozulmuştur. Nitelikli dolandırıcılık mahkûmiyetinin daha önce kesinleşmiş olması, sahtecilik suçunun belgeye ilişkin unsurlarının ayrıca incelenmesini gereksiz kılmamıştır. Karar, ödeme yapılmış olmasını belgenin hukuki niteliği ve sanığın belge üzerindeki fiili yerine geçiren bir kanıt olarak kabul etmemektedir. Elektronik veri, imzalı belge ve banka talimatı arasındaki ilişkinin ortaya konulması, sahtecilik isnadının maddi temelini belirlemek bakımından zorunlu görülmüştür.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.04.2017, E. 2017/46, K. 2017/211.
12. SÜRÜCÜ KURSU MÜDÜRÜNÜN GERÇEĞE AYKIRI SERTİFİKASI VE İDDİANAMENİN KAPSAMI
Özel sürücü kursundan sertifika alan kişinin okuma yazma bilmediğinin anlaşılması üzerine kurs müdürü ve usta öğretici hakkında soruşturma başlatılmıştır. Kursa devam edilmediği ve sınava girilmediği hâlde sertifika verildiği, bazı belgelerdeki imzaların kursiyere ait olmadığı ileri sürülmüştür. Başlangıçta görevi kötüye kullanma ve özel belgede sahtecilik sevk maddeleriyle açılan dava, görevsizlik kararı sonrasında TCK 204/2 mahkûmiyetiyle sonuçlanmıştır. Başsavcılık, müdür hakkındaki iddianamenin yalnızca denetim ve takip görevlerinin ihmalini anlattığı gerekçesiyle itiraz etmiştir.
Ceza Genel Kurulu çoğunluğu, iddianamenin bütün anlatımını değerlendirerek gerçeğe aykırı sürücü sertifikası düzenlenmesi fiilinin sanık yönünden de dava kapsamında bulunduğunu kabul etmiştir. İddianamede farklı suç adlarının ve sevk maddelerinin gösterilmesi, anlatılan fiilin TCK 204/2 olarak nitelendirilmesine engel sayılmamıştır. Özel öğretim kurumları mevzuatında ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılma ve sertifikanın resmî belge niteliği üzerinde durulmuştur. Çoğunluk, görevsizlik kararının fiili genişletmediği, mevcut anlatım içindeki hukuki nitelendirmeyi değiştirdiği sonucuna ulaşmıştır.
Başsavcılık itirazı oy çokluğuyla reddedilmiş ve daha önce onanan iki yıl altı aylık mahkûmiyete ilişkin değerlendirme korunmuştur. Genel Kurul Başkanı ve dört üye ise müdüre isnat edilen fiilin ihmalden ibaret olduğu, iddianame dışına çıkılamayacağı görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Karar, TCK 204/2 davalarında suçun maddi unsurları kadar CMK 225 uyarınca hükmün fiil bakımından sınırlarının da incelenmesi gerektiğini gösterir. Mahkemenin hukuki nitelendirmeyi değiştirme yetkisi, iddianamede anlatılmamış yeni bir eylemden hüküm kurma yetkisi olarak yorumlanamaz; somut dosyada çoğunluğun kabulü, belgelendirme fiilinin zaten anlatılmış olduğuna dayanmaktadır.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.2023, E. 2020/228, K. 2023/605.
13. YAPI LABORATUVARI RAPORLARINDA SAHTECİLİK VE KAMU GÖREVLİSİ SAYILMA TARTIŞMASI
Beton ve çelik analiz laboratuvarının sahibi ile şirket müdürünün, okul binalarından karot alınmadığı veya belirtilen sayıda numune alınmadığı hâlde deney raporları hazırladıkları iddia edilmiştir. Teknik inceleme ve yapı denetim komisyonu raporları, numune alınan yerler ve sayılarla belgelerdeki bilgilerin uyuşmadığını göstermiştir. Asliye ceza mahkemesi sanıkları TCK 204/1 ve zincirleme suç hükümleri kapsamında mahkûm etmiştir. İnceleme, bu belgelerin düzenlenmesine ilişkin savunmaların yanında TCK 204/2’nin uygulanması meselesini de içermektedir.
Daire çoğunluğu, mahkûmiyetlerde hukuka aykırılık görmeyerek hükümleri onamıştır. Dolayısıyla bu kararın çoğunluk sonucu, laboratuvar görevlilerinin TCK 204/2’den mahkûm edilmesi değildir. Bir üye, 4708 sayılı Kanun kapsamındaki denetim faaliyeti nedeniyle laboratuvar görevlilerinin kamu görevlisi olarak değerlendirilmesi, denetimi yapılmış gibi gösteren raporların kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliğini oluşturması ve yargılamanın ağır ceza mahkemesinde yapılması gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Kamu görevliliğine ilişkin geniş açıklamalar bu karşı oy içinde bulunmaktadır.
Karar, özel kuruluşta çalışan kişinin ceza hukuku anlamında kamu görevlisi sayılıp sayılmayacağına ilişkin tartışmanın belge düzenleme yetkisiyle birlikte ele alınmasını gerektirir. Karşı oydaki hukuki görüşün çoğunluk tarafından benimsenmiş ilke gibi aktarılması, emsalin sonucunu değiştirir. Somut dosyada TCK 204/1 uygulaması onanmıştır. Bu nedenle karar, TCK 204/2 yönünden doğrudan mahkûmiyet örneği olarak değil, suçun fail unsuruna ve görevli mahkemeye ilişkin ayrımı tartışmaya açan emsal olarak değerlendirilmelidir.
Künye: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 24.05.2023, E. 2021/136, K. 2023/4419.
14. BAŞKA HEKİMİN ELEKTRONİK İMZASIYLA REÇETE DÜZENLENMESİNDE KİŞİSEL YETKİ
Aile sağlığı merkezinde çalışan hekim, diğer hekimlerin bilgisayarlarını ve elektronik imzalarını kullanarak onların adlarına toplam 1788 e-reçete düzenlemiştir. Reçeteler eşinin eczanesince sisteme kaydedilerek Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura edilmiştir. Yerel mahkeme fiili zincirleme kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği olarak değerlendirmiştir. Daire, sanığın kamu görevlisi ve reçete düzenleyebilen hekim olmasına rağmen başka hekim adına düzenlenen belgeler bakımından TCK 204/2’deki özel yetki şartını taşıyıp taşımadığını incelemiştir.
Çoğunluk, e-reçetelerin resmî belge olduğunu kabul etmiş; buna karşılık kullanıcı bilgileri ve reçete düzenleme yetkisinin şahsi niteliğini esas almıştır. Sanığın kendi adına reçete düzenleyebilmesi, başka hekim adına onların sistem kimliğiyle belge hazırlama yetkisi vermemektedir. Belgede görünen düzenleyici ile fiilen düzenleyen farklıdır. Bu nedenle sanığın fiilinin TCK 204/1 ve 43/1 kapsamında zincirleme resmî belgede sahtecilik oluşturduğu, TCK 204/2 uygulanmasının suç vasfında hata olduğu belirtilmiştir. Şifrenin bilinmesi hukuki yetkiyle eş tutulmamıştır.
Sahtecilik yönünden bölge adliye mahkemesi kararı oy çokluğuyla bozulmuştur. Karşı oylar, hükmün onanması ve bilişim suçuna ilişkin farklı nitelendirmeler içermektedir. TCK 53/5 kapsamında hak ve yetki kullanımının yasaklanması da bozma gerekçesinde değerlendirilmiştir. Karar, elektronik belgelerde yetkinin yalnızca meslek unvanından çıkarılmaması gerektiğini gösterir. Somut e-reçetenin hangi hekimin adına üretildiği ve imzanın hangi kişiyi temsil ettiği, kamu görevlisinin sahteciliği ile genel sahtecilik hükmü arasındaki ayrımı belirlemektedir.
Künye: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 10.02.2026, E. 2024/778, K. 2026/1471.
15. GÖREV NEDENİYLE TESLİM ALINAN ÇEKLERDE TAHRİFAT VE DÜZENLEME YETKİSİ
Kurumun yemekhane yönetim kurulunda görevlendirilen sanığın, ilgililerine düzenlenen çeklerin bedel kısımlarını değiştirerek tahsil ettiği kabul edilmiştir. Yargılama önce TCK 204/1 kapsamında yürütülmüş; kamu görevlisinin görevi nedeniyle teslim aldığı çekler bakımından TCK 204/2 ihtimalinin değerlendirilmesi için ağır ceza mahkemesine geçilmiştir. Daha sonraki incelemede sanığın çekleri imzalama görev ve yetkisinin bulunmadığı belirlenmiştir. Karar, fiilin görevle bağlantısı ile belgeyi düzenleme yetkisinin aynı şey olmadığını gösteren bir yargılama sürecini içermektedir.
Dairenin dosyadaki önceki bozma kararında, TCK 204/2’nin özgü suç niteliği ve kamu görevlisinin somut belgeyi görevi gereği düzenleme yetkisi vurgulanmıştır. Sanığın çekleri imzalama yetkisi bulunmadığı için fiilin TCK 204/1 ve 43 kapsamında kaldığı kabul edilmiş, ağır ceza mahkemesi de sonraki hükmünü bu nitelendirmeye göre kurmuştur. Bu aşamadaki hukuki ayrım, belgenin görev sırasında elde edilmesine değil, kamu görevlisinin belge üzerinde sahip olduğu kanuni düzenleme yetkisine dayanmaktadır.
29.04.2024 tarihli nihai incelemede ise mahkûmiyet onanmamıştır. Soruşturma izni sürecinde zamanaşımının durduğu dönem de hesaba katılmış; TCK 204/1 bakımından on iki yıllık olağanüstü zamanaşımının gerçekleştiği belirlenmiştir. Hüküm bozulmuş ve kamu davası düşürülmüştür. Karar aktarılırken önceki bozmadaki suç vasfı değerlendirmesiyle son kararın zamanaşımı sonucu birbirinden ayrılmalıdır. TCK 204/2 yönünden emsal niteliği, göreve dayalı zilyetliğin belgeyi düzenleme yetkisi yerine geçmemesinde bulunmaktadır.
Künye: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 29.04.2024, E. 2023/5470, K. 2024/5695.
TCK 204/2 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
TCK 204/2 nedir?
TCK 204/2 suçunun cezası kaç yıldır?
TCK 204/2 hangi mahkemede görülür?
Her kamu görevlisi TCK 204/2 kapsamında mı yargılanır?
TCK 204/2 şikayete bağlı mı, uzlaşma olur mu?
TCK 204/2 suçunda HAGB verilir mi?
TCK 204/2 mahkumiyeti memuriyeti bitirir mi?
Yanlışlıkla hatalı belge düzenlemek suç mudur?
İlgili Ceza Hukuku Rehberleri
Kaynakça

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa – Ayboğa Avukatlık Bürosu – Ankara Barosu Sicil No: 34507 – Çankaya / Ankara
Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukattır ve ceza hukuku, ceza muhakemesi hukuku ve idare hukuku alanlarında çalışmaktadır. Sahtecilik ve kamu görevlilerinin yargılandığı ceza dosyalarında müdafilik, ağır ceza mahkemeleri ile istinaf ve temyiz aşamalarında vekillik yürütmektedir.
Bu rehber 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu esas alınarak hazırlanmış, hukuki doğruluğu 7 Ekim 2026 tarihinde Av. Çağrı Ayboğa tarafından denetlenmiştir. Bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi belgeleriyle değerlendirilmelidir.
TCK 204/2 kapsamındaki soruşturma veya davanızda düzenleme yetkisi, kast ve indirim nedenlerinin değerlendirilmesi için Çankaya / Ankara’daki büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Avukata Sor Ankara Ceza Avukatı
Danışmanlık ücretlidir. Görüşme ücretleri 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca uygulanır.

