
TCK 266 – Son Güncelleme: 7 Ekim 2026
TCK 266 nedir? TCK 266, kamu görevlisinin görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanması halinde cezanın üçte bir oranında artırılmasını öngören hükümdür. Bağımsız bir suç değil, bir ceza artırım nedenidir; uygulanabilmesi için işlenen suçun tanımında kamu görevlisi sıfatının zaten öngörülmemiş olması gerekir. Görev tabancası, resmi araç veya telsiz gibi gereçler bu kapsamdadır. Ayboğa Avukatlık Bürosu’nun değerlendirmesine göre TCK 266 dosyalarında belirleyici soru, araç veya gerecin suçu kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı ve kendi işlevine uygun biçimde kullanılıp kullanılmadığıdır.
TCK Madde 266 – Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma (Kanun Metni)Görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen öngörülmemiş ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
Madde hakkında kısa not: Madde, Türk Ceza Kanununun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Devletin kamu hizmeti için verdiği imkanların suç işlemekte kullanılması, hem suçu kolaylaştırdığı hem de kamu idaresine duyulan güveni sarstığı için daha ağır cezalandırılır.
Bir polis memuru, komşusuyla yaşadığı kavgada beylik tabancasını ateşleyerek karşısındakini yaralıyor. Aynı kavgada bir başka polis, tabancasını ateşlemeden kabzasıyla vuruyor. İkisi de kasten yaralamadan yargılanacak; ancak yalnızca birinde ceza TCK 266 nedeniyle üçte bir artırılabilir. Bu rehber maddenin şartlarını, hangi hallerde uygulanıp uygulanmadığını ve Yargıtay kararlarını anlatır; dosyanız için [[|Ankara ceza avukatı]] sayfamıza da bakabilirsiniz.
TCK 266 dosyanızda mı uygulandı?
TCK 266 Nedir?
Uygulamada madde en çok kolluk görevlilerinin görev silahıyla işlediği kasten yaralama, kasten öldürme ve tehdit suçlarında, resmi araçla işlenen kaçakçılık veya trafik suçlarında ve görev gereği erişilen sistemlerin suçta kullanılmasında gündeme gelir.
Kamu Görevine Ait Araç ve Gereçleri Suçta Kullanma Suçu Nasıl Oluşur?
Av. Çağrı Ayboğa’ya göre TCK 266’nın uygulanmasında en sık yapılan hata, sanığın kamu görevlisi olmasının tek başına yeterli sayılmasıdır; madde, görev gereği verilen gerecin suçta fiilen ve işlevine uygun biçimde kullanılmasını arar, sıfat tek başına artırım nedeni değildir.
TCK 266 Hangi Hallerde Uygulanır, Hangi Hallerde Uygulanmaz?
| Durum | TCK 266 Uygulanır mı? | Gerekçe |
|---|---|---|
| Görev tabancasıyla ateş ederek yaralama veya öldürme | Evet | Gereç işlevine uygun kullanılmış ve suçu kolaylaştırmıştır |
| Görev tabancasının kabzasıyla vurma | Yargı kararlarında uygulanmadığı görülür | Gereç niteliğine uygun biçimde kullanılmamıştır |
| Kişiye ait (zati) tabancayla işlenen suç | Hayır | Gereç görev gereği verilmemiştir |
| Resmi aracın suçun işlenmesinde kullanılması | Koşulları varsa evet | Aracın suçu kolaylaştırması gerekir |
| Zimmet, irtikap, rüşvet, görevi kötüye kullanma | Hayır | Suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı zaten vardır |
| Suçun tanımında kamu görevlisi olmanın nitelikli hal sayıldığı suçlar | Hayır | Aynı olgu iki kez cezayı artıramaz |
| Olay yerinde gerecin yalnızca bulunması | Hayır | Gereç suçta kullanılmamıştır |
Ayboğa Avukatlık Bürosu ceza ekibinin dosyalarda en sık karşılaştığı tartışma, silahın görev silahı mı yoksa kişisel silah mı olduğudur; silahın idare tarafından zimmetlenip zimmetlenmediği, kurum kayıtları getirtilerek belirlenmelidir.
TCK 266 Cezayı Ne Kadar Artırır?
TCK 266 Uygulanan Davalarda Görevli Mahkeme ve Soruşturma Usulü Nedir?
TCK 266 Dosyalarında En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
Ayboğa Avukatlık Bürosu TCK 266 Kontrol Listesi
Uygulamadan Not – Av. Çağrı Ayboğa
Kolluk görevlisi sanıkların dosyalarında, silahın görev silahı olduğu çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilir. Oysa pek çok görevlinin hem zimmetli hem de kendi adına ruhsatlı silahı bulunur. Olayda kullanılan silahın seri numarasının kurum zimmet kayıtlarıyla karşılaştırılması, artırımın uygulanıp uygulanmayacağını tek başına belirleyebilir.
Ankara’da TCK 266 Uygulanan Dosyalar Nasıl Yürür?
Ankara’da görülen dosyalarda Ayboğa Avukatlık Bürosu’nun gözlemi, mahkemelerin TCK 266’yı uygularken zimmet kayıtlarını ve balistik raporu birlikte değerlendirdiği, gerecin kullanım biçimi belirsiz kaldığında ise artırımı uygulamadığı yönündedir.
TCK 266 Yargıtay Kararları
1. GÖREV TABANCASININ KABZASIYLA YARALAMADA TCK 266 ARTIRIMININ UYGULANAMAMASI
Polis memuru olan sanık, gece nöbetinden döndükten sonra apartman girişinde, daha önceden husumet yaşadığı komşusuyla tartışmış; beylik tabancasını çıkartıp şarjörünü ayırarak kabzasıyla katılanın sağ gözüne vurmuştur. Yaralama, görme kaybına yol açacak ağırlıktadır. Uyuşmazlık, kamu görevi nedeniyle elde bulundurulan tabancanın bu biçimde kullanılmasının, kasten yaralama cezasının TCK 266 uyarınca artırılmasını gerektirip gerektirmediğine ilişkindir. Bölge adliye mahkemesi, aracın kullanım biçiminin önemli olmadığını savunarak artırım içeren mahkûmiyet hükmünde direnmiştir. Böylece tartışma, tabancanın görevle bağlantısından ziyade suçun icrasındaki işlevi üzerinde yoğunlaşmıştır.
Ceza Genel Kurulu, görev nedeniyle elde bulundurulan araç ve gerecin suçun işlenmesinde faile kolaylık sağlaması ve niteliğine uygun biçimde kullanılması gerektiğini kabul etmiştir. Somut olayda tabanca, ateşli silah fonksiyonuyla kullanılmamış; yaralayıcı ve bereleyici başka bir nesne gibi kullanılmıştır. Kullanım biçimi sanığa herhangi bir taş veya sopanın sağlayacağından daha ileri bir üstünlük sağlamadığından, TCK 266 bakımından gerekli koşulların oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu değerlendirme, aracın hukuki niteliği ile fiilen üstlendiği işlevin ayrı ayrı incelenmesini gerektirir. Görev silahının bulunması, her kullanma biçiminde artırım yapılmasını haklı kılmaz.
Kurul, direnme hükmünü fazla ceza tayini nedeniyle oy birliğiyle bozmuştur. Kararın uygulama bakımından önemi, görev tabancasıyla yaralama ile görev tabancasının fonksiyonuna uygun biçimde suçta kullanılması arasındaki ayrımı somutlaştırmasıdır. Bununla birlikte karar, tabancanın tehdit amacıyla yöneltilmesi veya ateşlenmesi hakkında aynı sonucu öngören genel bir dışlama olarak okunamaz; değerlendirme kabzayla vurma fiiline ve sağlanan kolaylığa bağlıdır. Kurul ayrıca, ulaştığı sonuç nedeniyle TCK 266 ile silahla yaralamaya ilişkin TCK 86/3-e hükmünün birlikte uygulanıp uygulanamayacağı sorununu tartışmamıştır. Dolayısıyla bu karar, söz konusu iki hükmün birlikte uygulanmasını genel olarak yasaklayan bir içtihat şeklinde sunulmamalıdır.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 10.12.2025, E. 2022/582, K. 2025/574.
2. TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMADA ARACIN NORMAL FONKSİYONU VE SUÇU KOLAYLAŞTIRMA KOŞULU
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünde, kamu görevlisi olan sanığın cezası TCK 266 uygulanarak artırılmıştır. Daire, sanığın TCK 6 anlamında kamu görevlisi kabul edilmesinde ve atılı suçun oluştuğunun benimsenmesinde isabetsizlik görmemiştir. İncelemenin odak noktası, asıl suçun sübutundan ayrı olarak, kamu görevine ait araç ve gereçlerin kullanılmasına bağlanan artırıcı nedenin gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Bu ayrım önemlidir; suçun işlendiğinin ve failin kamu görevlisi olduğunun kanıtlanması, ceza artırımının da kendiliğinden kanıtlandığı anlamına gelmez. Artırımın dayandığı maddi koşullar ayrıca belirlenmelidir.
Yargıtay, TCK 266 uyarınca cezanın artırılabilmesi için kullanılan araç veya gerecin suçun işlenmesini kolaylaştırması ve normal fonksiyonunda kullanılması gerektiğini açıklamıştır. Somut olayda bu koşulların gerçekleşmediğini kabul ederek, yalnızca kamu görevlisi sıfatından hareketle yapılan artırımı hukuka aykırı bulmuştur. Kararın geliştirdiği ölçüt, araç ile suç arasında salt fiziksel birlikteliğin yeterli görülmemesidir. Hukuki değerlendirme, aracın suçun icrasında nasıl bir işlev üstlendiğini ve göreve bağlı imkânın fiile ne şekilde yansıdığını ortaya koymalıdır. Böylece TCK 266, failin mesleğine bağlı otomatik bir ceza artırımı olmaktan çıkarılarak somut kullanma olgusuna bağlanmıştır.
Daire, fazla ceza tayinini bozma nedeni yapmıştır. Ayrıca hükümden sonra yürürlüğe giren düzenleme nedeniyle, kararın verildiği dönemdeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının değerlendirilmesini gerekli görmüştür. TCK 266 yönünden kararın değeri, suçun kabulü ile nitelikli unsurun kabulünü birbirinden ayıran denetim yöntemindedir. Bu yöntem bakımından mahkemenin gerekçesi, hangi aracın kullanıldığını belirtmekle sınırlı kalmamalı; kullanım biçimi ile suçun kolaylaşması arasındaki ilişkiyi de açıklamalıdır. Karar, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunda TCK 266’nın hiçbir zaman uygulanamayacağını söylememekte, incelenen olayda gerekli şartların oluşmadığını kabul etmektedir.
Künye: Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 30.04.2008, E. 2008/1132, K. 2008/7878.
3. JANDARMA PERSONELİNİN ŞAHSİ TABANCASIYLA ÖLDÜRME FİİLİNDE GÖREV ARACI ARTIRIMININ KALDIRILMASI
Jandarma uzman çavuş olan sanık hakkında kasten öldürme suçundan kurulan ilk derece mahkûmiyetinde TCK 266 uygulanmıştır. İstinaf incelemesinde, suçta kullanılan Canik marka tabancanın sanığa ait şahsi silah olduğu ve görev gereği devlet tarafından tahsis edilmediği belirlenmiştir. Bölge adliye mahkemesi, bu nedenle TCK 266 uygulanmasına ilişkin bölümü hükümden çıkartarak kararı düzeltmiştir. Dosya, öldürme fiilinin yanı sıra tasarlama, haksız tahrik ve meşru savunma iddiaları yönünden de temyiz edilmiştir. Görev silahı sorununu belirleyen husus, sanığın askerî personel olması değil, suçta kullanılan belirli tabancanın edinilme ve elde bulundurulma sebebidir.
Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin düzelttiği hükümde hukuka aykırılık görmeyerek temyiz istemlerini esastan reddetmiştir. TCK 266 açısından bu sonucun anlamı, kamu görevlisinin sahip olduğu her silahın görev nedeniyle elde bulundurulan araç olarak kabul edilemeyeceğidir. Kamu görevlisi sıfatıyla, belirli bir eşyanın görev gereği elde bulundurulması arasında ayrıca bağlantı kurulmalıdır. Somut dosyada şahsi silah niteliği, görev nedeniyle tahsis edilmiş araç olgusundan ayrılmıştır. Bu ayrımın gerekçede gösterilmesi, failin statüsüne dayanılarak cezanın genişletici yorumla ağırlaştırılmasını önler ve kullanılan eşyaya ilişkin belirlemenin önemini ortaya koyar.
Karar, şahsi tabanca ile kamu görevinin yerine getirilmesi için verilen tabancanın aynı değerlendirmeye tabi tutulamayacağını gösterir. Ancak bu kabul, bedeli ödenerek edinilen her silahın mutlaka TCK 266 dışında kalacağı biçiminde genelleştirilemez; görevde kullanılmak üzere verilen zati demirbaş silahın hukuki durumu ayrıca incelenmelidir. Burada onanan istinaf kararının dayanağı, kullanılan tabancanın şahsi silah olması ve görev gereği devlet tarafından tahsis edilmemesidir. Daire, öldürme suçuna ilişkin diğer değerlendirmeleri de uygun bularak hükmü onamıştır. Artırımın kaldırılması, asıl suçtan sorumluluğu ortadan kaldırmamış, cezanın belirlenmesinde dayanaksız görülen ağırlaştırıcı unsurun çıkarılması sonucunu doğurmuştur.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 03.11.2025, E. 2024/1682, K. 2025/7651.
4. İKİ TABANCADAN HANGİSİNİN SUÇTA KULLANILDIĞI BELİRLENEMEDİĞİNDE ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ
Silahla tehdit fiiline ilişkin yargılamada sanık tarafından iki tabanca teslim edilmiştir. Dosyadaki 24.02.2015 tarihli teşhis tutanağı, tehdidin bu silahlardan hangisiyle gerçekleştirildiğini kesin olarak ortaya koymamıştır. Yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmü, silahla tehdit yanında kamu görevine ait araç ve gereçlerin suçta kullanılmasına ilişkin değerlendirmeyi de içermektedir. Yargıtay incelemesinde temel sorun, görev nedeniyle elde bulundurulan tabancanın somut suçun aracı olduğunun ispatlanıp ispatlanmadığıdır. Birden fazla silahın bulunması, görev silahıyla suç işlenmiş olabileceğini gösterse de, bu ihtimali cezanın ağırlaştırılmasına yeterli kesinlikte bir bulguya dönüştürmez.
Daire, suçta kullanılan silahın kesin olarak teşhis edilmemesi nedeniyle, sanığın görev gereği bulundurduğu silahla suç işlediği hususunun şüpheli kaldığını kabul etmiştir. Bu nedenle TCK 266 uygulanamayacağına karar vermiş; fiilin TCK 106/2-a kapsamındaki silahla tehdit suçu olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Karar, asıl suçun silahla işlendiğinin kabulü ile silahın görevle bağlantısının ispatını birbirinden ayırır. Başka bir ifadeyle, silah kullanma olgusunun kesinleşmesi, kullanılan silahın kamu görevi nedeniyle elde bulundurulduğu olgusunu da kesinleştirmez. Artırıcı nedenin maddi temeli bakımından kalan şüphe, sanık aleyhine varsayımla tamamlanamaz.
TCK 266’nın uygulanamayacağı kabul edilince, zamanaşımı incelemesi silahla tehdit suçunun ceza sınırları üzerinden yapılmıştır. Daire, 08.03.2016 tarihli mahkûmiyetten inceleme tarihine kadar sekiz yıllık asli dava zamanaşımının geçtiğini belirleyerek hükümleri bozmuş ve yeniden yargılama gerekmeksizin kamu davasının düşmesine karar vermiştir. Bu sonuç, artırıcı nedenin ispatındaki eksikliğin yalnız ceza miktarını değil, zamanaşımı değerlendirmesini de etkileyebileceğini gösterir. Kararın gerekçesi, belirsiz kalan silahın mutlaka görev silahı sayılmasını engeller. Düşme sonucu ise her benzer dosyada otomatik doğmaz; somut suçun ceza sınırları ve zamanaşımını kesen işlemler ayrıca değerlendirilmelidir.
Künye: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 21.03.2024, E. 2023/4960, K. 2024/3805.
5. ELE GEÇİRİLEMEYEN SİLAHIN GÖREV SİLAHI VEYA ZATİ DEMİRBAŞ TABANCA OLUP OLMADIĞININ ARAŞTIRILMASI
Polis memuru olan sanık hakkında tehdit suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Sanık, adına kayıtlı iki silah bulunduğunu beyan etmiş; olayda kullanılan silah ele geçirilemediği için bu silahın niteliği belirlenememiştir. Dosyada kamu görevlisi sıfatı bilinse de, tehdidin hangi hukuki statüdeki tabancayla gerçekleştirildiği yeterince açıklığa kavuşturulmamıştır. Temyiz denetiminde sorun, bu eksiklik giderilmeden TCK 266 hakkında karar verilmesidir. Birden fazla silahın varlığı, silah ruhsatı ve görev nedeniyle tahsis ilişkisi arasında yapılması gereken ayrımı daha belirgin hâle getirmiştir; yalnızca sanığın polis olduğunun tespiti yeterli görülmemiştir.
Daire, suç tarihinde sanığa verilen silahların görev gereği zimmetine teslim edilmiş silah mı, yoksa bedeli karşılığında satın alınmış zati demirbaş tabanca mı olduğunun araştırılmasını istemiştir. Araştırma sonucuna göre TCK 266 uyarınca artırım yapılıp yapılmayacağı değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, silahın mülkiyeti ile görev gereği elde bulundurulmasını aynı kavram olarak ele almamaktadır. Bedel karşılığında edinilme olgusu tek başına değerlendirmeyi tamamlamaz; silahın görevde kullanılmak üzere verilmiş olması da incelenmelidir. Dolayısıyla mahkeme, kullanılan eşyanın kurumsal kayıtlarla ve olay delilleriyle bağlantısını kurarak artırımın maddi dayanağını denetlenebilir biçimde ortaya koymalıdır.
Yargıtay, gerekli araştırmanın yapılmamasını eksik inceleme kabul ederek hükmü bozmuştur. Karar, TCK 266’nın mutlaka uygulanması gerektiğini kesin olarak belirleyen bir mahkûmiyet gerekçesi değildir; önce belirli silahın niteliği açıklığa kavuşturulmalı, ardından hukuki sonuç belirlenmelidir. Bu yönüyle karar, doğrudan artırım uygulanmaması sonucuna ulaşan kararlarla karıştırılmamalıdır. Uygulama açısından gerekli inceleme, sanığın meslek statüsünü doğrulamaktan daha kapsamlıdır: suçta kullanılan tabancanın belirlenmesi, görev nedeniyle elde bulundurulmasının dayanağı ve suç tarihindeki durumu birlikte ele alınmalıdır. Araştırma tamamlanmasına rağmen bağlantı kesinleştirilemiyorsa, kalan belirsizlik ayrıca ispat kuralları kapsamında değerlendirilir.
Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 24.10.2022, E. 2020/23566, K. 2022/20568.
6. KASTEN ÖLDÜRME DOSYASINDA HER TABANCANIN GÖREVLE BAĞLANTISININ VE MÜSADERE DURUMUNUN AYRI İNCELENMESİ
Kamu görevlisi olan sanığın ateş ederek öldürdüğü olayda, yerel mahkeme tasarlayarak öldürme suçundan hüküm kurmuştur. Dosyada, maktulün sanığın eşine yönelen uygunsuz davranışları ve olay yerine çağrılmasıyla bağlantılı gelişmeler bulunmaktadır. Sanıktan birden fazla silah ele geçirilmiş; buna rağmen öldürmede kullanılan tabancanın görev gereği elde bulundurulan idareye ait silah olup olmadığı yeterince araştırılmamıştır. TCK 266 yönünden uyuşmazlık, kamu görevlisinin silah kullanmış olmasıyla yetinilip yetinilemeyeceğidir. İncelenen karar, suçun niteliğine ilişkin sorunlarla artırıcı nedenin maddi dayanağının birbirinden bağımsız denetlenmesi gerektiğini göstermektedir.
Daire, maktulün olay yerine çağrılmış olmasını tasarlamanın kabulü için yeterli görmemiş; öldürme kararının ne zaman verildiğinin kesin olarak belirlenemediğini vurgulamıştır. Ayrıca haksız tahrik değerlendirmesini gerekli bulmuştur. TCK 266 bakımından ise suçta kullanılan tabancanın görev gereği elde bulundurulan idareye ait tabanca olup olmadığı araştırıldıktan sonra artırımın uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesini istemiştir. Silahların müsadereye konu olup olmayacağı da her bir silah yönünden ayrı araştırılmalıdır. Bu gerekçe, ceza artırımının ve eşya müsaderesinin aynı inceleme içinde ele alınsa bile farklı hukuki sorulara cevap verdiğini ortaya koyar.
Öldürmeye ilişkin mahkûmiyet hükmü, belirtilen nedenlerle bozulmuştur. TCK 266 açısından kararın önemi, birden fazla silah ele geçirilen dosyada bütün silahların tek bir hukuki statü altında değerlendirilmesini engellemesidir. Suçun aracı olan tabanca ile sanığın diğer tabancalarının ayrılması, hem ceza artırımının hem müsadere değerlendirmesinin isabeti bakımından gereklidir. Bunun uygulamaya yansıması, her tabanca için suçta kullanma ve görevle bağlantı sorularının ayrı ayrı cevaplanmasıdır. Dairenin kararı, kamu görevlisinin her tabancasının mutlaka görev silahı sayılmasını öngörmemiş; mevcut araştırmayı yetersiz bularak somutlaştırılmış inceleme yapılmasını istemiştir.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 27.10.2015, E. 2015/1242, K. 2015/5150.
7. UZMAN ÇAVUŞUN SİLAHLA TEHDİDİNDE ÇELİŞKİLİ TANIK ANLATIMLARININ GİDERİLMESİ VE ŞARTLI ARTIRIM DEĞERLENDİRMESİ
Uzman çavuş olan sanık, bir işyerindeki tartışmada silah çekerek tehditte bulunmakla suçlanmıştır. Sanık, suçlamayı reddetmiş ve tartışma sırasında yalnızca asker olduğunu söylediğini savunmuştur. İşyerinde çalışan bazı tanıklar silah çekildiğini görmediklerini, yalnızca katılanın silah çekilmesine itiraz eden sözlerini duyduklarını belirtmiştir. Başka bir tanık ise soruşturmada olayı görmediğini söylemesine rağmen duruşmada sanığın siyah renkli silah çektiğini anlatmıştır. Yerel mahkeme bu çelişkiyi gidermeden mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Dosyada TCK 266 sorunu, önce silahla tehdit fiilinin hangi delillerle kabul edileceği sorusuna bağlıdır.
Yargıtay, tanığın aşamalar arasındaki çelişkilerinin giderilmesini ve bütün kanıtların birlikte değerlendirilmesini istemiştir. Ardından, eksiklikler tamamlanıp suçun oluştuğunun kabulü hâlinde, uzman çavuş olan sanığın tehdit eylemini görevi gereği elde bulundurduğu silahla gerçekleştirmesi nedeniyle TCK 266 uyarınca artırımın gözetilmesi gerektiğini açıklamıştır. Bu gerekçe şartlıdır: Daire, giderilmemiş delil çelişkilerine rağmen suçu kesinleşmiş kabul etmemiştir. Artırıcı nedenin değerlendirilmesi, asıl suçun ispatından önceye geçirilemez. Kamu görevlisinin mesleği ve silah taşıma yetkisi, silahın somut olayda kullanıldığını gösteren kanıtların yerine konulamaz.
Tehdit suçundan kurulan hüküm, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe nedeniyle bozulmuştur; suçun kabulü ihtimaline bağlı olarak artırım ve adli emanetteki eşya hakkında karar verilmesi de hatırlatılmıştır. Kararın uygulama bakımından değeri, TCK 266’nın sübut sorunundan ayrı fakat ona bağlı incelenmesidir. Önce tehdit fiili ve silah kullanımı güvenilir delillerle belirlenmeli, sonra görev nedeniyle elde bulundurulan aracın kullanımına bağlı hukuki sonuç kurulmalıdır. Bu sıra, ceza ağırlaştırılmasını varsayımsal bir olay anlatısına dayandırmayı önler. Karar, tanık çelişkileri giderildiğinde mutlaka mahkûmiyet kurulacağını söylememekte; delillerin yeniden değerlendirilmesini ve oluşacak kabule uygun hüküm verilmesini gerektirmektedir.
Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 16.04.2018, E. 2014/16082, K. 2018/7413.
8. GÖREV SIRASINDA SİLAH DOĞRULTMADA ÖNCE ASIL SUÇUN NİTELENDİRİLMESİ GEREĞİ
Görevli polis memuru, trafiğe tescilsiz ve plakasız çıkan kamyonun yediemin otoparkına götürülmesini istemiştir. Katılanların buna karşı çıkmaları ve sürücünün yavaş, isteksiz hareket etmesi üzerine sanık silahını sürücüye doğrultarak aracı otoparka çekmesini söylemiştir. Yerel mahkeme fiili tehdit suçu olarak değerlendirmiştir. Olay, kamu görevinin yürütülmesi sırasında silaha başvurulmasıyla ilgili olduğundan, TCK 266 hakkında karar verilmeden önce hangi suçun oluştuğunun belirlenmesi gerekir. Kamu görevlisinin görev bağlamında hareket etmesi, davranışının hukuka uygunluğunu kendiliğinden sağlamadığı gibi, her sınır aşımı da aynı suç tipine karşılık gelmez.
Daire, somut fiilde tehdit suçunun unsurlarının oluşmadığını; polis yetkilerinin kullanılmasındaki koşullar gerçekleşmediği hâlde silah doğrultularak sınırın aşılması biçimindeki eylemin görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun yanında, yerel mahkemenin kabulüne göre yapılan alternatif incelemede, suçta kullanılan silahın görev gereği elde bulundurulup bulundurulmadığının araştırılmasını ve bu durumun anlaşılması hâlinde TCK 266’nın gözetilmesini istemiştir. Bu ikinci açıklama, tehdit suçuna ilişkin kabul üzerinden yapılmıştır. Kararın asıl nitelendirmesiyle alternatif denetim gerekçesi birbirine karıştırıldığında, TCK 266’nın uygulama alanı yanlış anlaşılabilir.
Yargıtay hükmü bozmuştur. Kararın TCK 266 açısından belirleyici yönü, ceza artırımının bağımsız bir suç vasfı tartışmasının yerine geçemeyeceğidir. Önce fiilin hangi suçun unsurlarını oluşturduğu belirlenmeli; ardından ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatının zaten dikkate alınıp alınmadığı ve araç kullanımı koşulları incelenmelidir. Bu nedenle karar, görevi kötüye kullanma suçunda ayrıca TCK 266 uygulanmasını emreden genel bir hüküm olarak okunamaz. Alternatif gerekçenin ait olduğu varsayımın korunması, kararın doğru kullanılmasını sağlar. Görev yetkisinin sınırları, asıl suçun niteliği ve silahın görevle ilişkisi farklı hukuki sorulardır ve gerekçede ayrı cevaplanmalıdır.
Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 02.06.2016, E. 2014/3376, K. 2016/11181.
9. GÜMRÜK MUHAFAZA MEMURUNUN GÖREV SİLAHIYLA TEHDİDİNDE ARTIRIM VE KANUN YARARINA BOZMANIN SINIRLARI
Gümrük muhafaza memuru olan sanık, eşiyle tartışırken görev silahını dolu hâle getirip masaya koyarak tehdit etmekten mahkûm edilmiştir. Sanık, silahı emniyete almak için işlem yaptığını savunmuş; mahkeme ise silahla tehdit fiilini kabul etmiştir. Kurum tarafından verilen silah kullanılmış olmasına rağmen TCK 266 uygulanmadan belirlenen ceza ertelenmiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebi reddedilmiştir. Karar olağan kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmiş ve daha sonra kanun yararına bozma incelemesine konu olmuştur. Bu nedenle maddi ceza hukukundaki eksikliğin yanında, kesinleşmiş hükme müdahalenin usulî sınırları da önem taşımaktadır.
Daire, kurum tarafından verilmiş silahın tehdit suçunda kullanıldığı kabul edildiğine göre TCK 266 uyarınca artırım yapılmamasını eksik ceza tayini olarak belirlemiştir. Böylece kamu görevi nedeniyle elde bulundurulan silahın özel hayat içindeki bir tartışmada kullanılmasının, görevle bağlantılı araç niteliğini kendiliğinden ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. İncelenen fiilde tehdit, silahın doğrudan mağdura yöneltilmesi biçiminde kabul edilmemiştir; mahkemenin dolu silahı masaya koyarak korkutma kabulü üzerinden denetim yapılmıştır. Artırım incelemesi, suçun görev başında işlenip işlenmediğinden çok, kullanılan eşyanın görev nedeniyle elde bulundurulmasına bağlanmıştır.
Yargıtay, TCK 266 eksikliğinin yanında tanıklıktan ve yeminden çekinme hakkının hatırlatılmaması, haksız tahrik değerlendirmesinin yapılmaması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hukuka aykırı gerekçeyi de saptayarak kararı kanun yararına bozmuştur. Ancak yeniden hüküm kurulurken önceki cezanın gözetilmesini, CMK 309/4-b kapsamında açıkça belirtmiştir. Dolayısıyla karar, eksik artırım tespit edilmiş olmasını, kesinleşmiş cezanın bu yolla sınırsız biçimde ağırlaştırılabileceği sonucuna bağlamaz. Maddi hukuka ilişkin artırım zorunluluğu ile olağanüstü kanun yolunda sanığın cezasını koruyan usul güvencesi birlikte değerlendirilmelidir. Kararın emsal değeri, bu iki düzlemi aynı dosyada görünür kılmasındadır.
Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 03.04.2019, E. 2019/1084, K. 2019/5993.
10. NİZAMİYE NÖBETÇİSİNİN SİLAHINI DOLU HÂLE GETİREREK TEHDİDİNDE ARTIRIM EKSİKLİĞİNİN ELEŞTİRİLMESİ
Olay tarihinde nizamiye nöbetçisi olan sanık, mağdurun kendisine vurup hakaret etmesi üzerine görev silahını tam dolu hâle getirmiştir. Yerel mahkeme bu davranışı tehdit olarak kabul ederek mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Dosya, sanığın temyizi üzerine incelenmiştir. Daire, tehdit eyleminin kanuna uygun biçimde yürütülen duruşmada belirlenmiş olduğunu, delillerin iddia ve savunmalarla birlikte tartışıldığını ve fiilin doğru nitelendirildiğini kabul etmiştir. TCK 266 sorunu, suçun sübutundan farklı olarak, nöbet nedeniyle elde bulundurulan silahın kullanılmasına rağmen ceza artırımının uygulanmaması noktasında ortaya çıkmıştır.
Yargıtay, sanığın tehdit eylemini görevi gereği elde bulundurduğu silahla gerçekleştirdiği için TCK 266 uyarınca cezada artırım yapılması gerektiğini belirtmiştir. Görev silahının kullanımı, bu olayda ateş edilmesine veya mağdurun yaralanmasına bağlı değerlendirilmemiştir; tehdit fiilini oluşturan silahı tam dolu hâle getirme davranışı esas alınmıştır. Kararın hukuki anlamı, araç kullanmanın suçun icra biçimiyle birlikte değerlendirilmesidir. Silahın kamu göreviyle bağlantısı ve tehditteki somut işlevi bir arada ele alınmıştır. Buna karşılık mağdurun sanığa yönelen davranışları, görev silahı kullanımını kendiliğinden artırım dışında bırakan bir neden olarak kabul edilmemiştir.
Daire, artırımın uygulanmamasını hukuki eksiklik olarak saptasa da karşı temyiz bulunmadığından bu hususu bozma nedeni yapmamış ve hükmü onamıştır. Karar, eksik artırımın tespit edilmesi ile bu eksiklik nedeniyle hükmün sanık aleyhine bozulabilmesi arasında ayrım bulunduğunu gösterir. Bu nedenle onama sonucu, TCK 266’nın uygulanmasının gerekmediği şeklinde yorumlanamaz; gerekçede bunun tersine açık bir değerlendirme vardır. Uygulamada kararın sonuç bölümü kadar, bozma yapılmamasını belirleyen kanun yolu durumu da dikkate alınmalıdır. Emsal olarak kullanılabilecek kabul, görev silahıyla tehditte artırımın gerekli olmasıdır; mevcut hükmün korunması ise dosyanın usulî sınırlarıyla ilgilidir.
Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 15.05.2017, E. 2015/19968, K. 2017/14439.
11. POLİS MEMURUNUN GÖREV SİLAHIYLA ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜSÜNDE ALEYHE TEMYİZ BULUNMAMASININ ETKİSİ
Polis memuru olan sanığın mağdura yönelik fiili, kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabul edilmiştir. Dosyada sanığın, görevi gereği elde bulundurduğu silahı suçun işlenmesinde kullandığı belirlenmiştir. Buna rağmen yerel mahkeme cezada TCK 266 uyarınca artırım yapmamıştır. Yargıtay, bozma üzerine verilen hükmü incelerken suçun sübutu ve niteliğini, tahrik ile takdiri indirim değerlendirmelerini uygun bulmuş; sanığın meşru savunma ve suç vasfına ilişkin itirazlarını kabul etmemiştir. Artırım sorunu, bu kabul edilmiş öldürmeye teşebbüs fiilinin cezasının belirlenmesine ilişkindir; görev nedeniyle kullanılan silahın varlığı dosyada açıkça esas alınmıştır.
Daire, görev silahının öldürmeye teşebbüs fiilinde kullanılması nedeniyle TCK 266’nın uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Ancak sanık aleyhine temyiz bulunmadığından bu eksikliği bozma nedeni yapmamıştır. Burada artırımın uygulanabilirliği ile temyiz incelemesinin hüküm üzerinde doğurabileceği sonuç ayrıdır. Kamu görevlisi sıfatı, kasten öldürmeye teşebbüs suçunun kabul edilen şeklinde artırım incelemesini dışlayan bir unsur olarak değerlendirilmemiştir. Kararın gösterdiği husus, görev silahının öldürme fiiline ilişkin doğrudan icra aracı olması durumunda TCK 266 sorununun cezanın belirlenmesinde ayrıca ele alınması gerektiğidir.
Yargıtay, takdiri indirim hesabındaki hatayı düzeltmiş; hükümdeki altı yıl on beş ay hapis ifadesini altı yıl üç ay hapis olarak değiştirmiş ve düzeltilen hükmü onamıştır. TCK 266 uygulanmaması ise eleştiri düzeyinde bırakılmıştır. Bu kararın kullanımında, hükmün onanmış olmasının artırım eksikliğini hukuka uygun hâle getirmediği gözetilmelidir. Onama, belirlenen maddi hukuk hatasının sanık aleyhine giderilmesini engelleyen kanun yolu durumuyla birlikte okunmalıdır. Karar ayrıca, ceza artırımının eksikliği ve sanık aleyhine hesap hatasının aynı hükümde bulunabileceğini; her birinin farklı denetim sonucuna bağlanabileceğini göstermesi bakımından öğreticidir.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 10.06.2014, E. 2014/2570, K. 2014/3461.
12. İDAREYE AİT OTOMATİK SİLAHLA ZİNCİRLEME TEHDİTTE TCK 266 İNCELEMESİ VE DELİL KOVANLARININ KORUNMASI
Kamu görevlisi olan sanık, görevi gereği elde bulundurduğu idareye ait Kaleşnikof marka otomatik silahı kullanarak birden fazla mağdura karşı zincirleme biçimde silahla tehdit suçunu işlemiştir. Yerel mahkeme mahkûmiyet hükmü kurmuş; sanık ise fiilin görevin ifası kapsamında kaldığını, suç vasfının ve zincirleme suç değerlendirmesinin isabetsiz olduğunu ileri sürmüştür. Yargıtay, delillerin incelenmesi sonucunda silahla tehdit ve zincirleme suç kabulünü uygun bulmuştur. TCK 266 bakımından mesele, suçta kullanılan silahın idareye ait ve görev gereği elde bulundurulan silah olduğu görülmesine rağmen, artırımın uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışılmamış olmasıdır.
Daire, görevle bağlantılı otomatik silahın suçun icrasında kullanılmasını TCK 266 yönünden değerlendirilmesi gereken bir olgu saymıştır. Mahkemenin bu konuda gerekçe kurmamasını eleştirmiş; fakat aleyhe temyiz bulunmadığı için eksikliği bozma nedeni yapmamıştır. Karar, zincirleme suç değerlendirmesinin görev aracının kullanılmasına ilişkin incelemeyi gereksiz kılmadığını gösterir. Mağdur sayısı ve fiillerin hukuki birliği başka, görev nedeniyle elde bulundurulan silahın suçta kullanılması başka bir değerlendirme konusudur. Sanığın görev ifası savunmasının reddedilmesi de, suçun hukuka uygun bir yetki kullanımı olarak kabul edilmediğini ortaya koymaktadır.
İncelemede ayrıca, elde edilen boş kovanların müsaderesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Daire, kovanların dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek ilgili bölümü düzeltmiş ve hükmü bu şekliyle onamıştır. TCK 266 yönünden eksiklik ise aleyhe temyiz bulunmadığından giderilmemiştir. Kararın iki yönü birlikte ele alındığında, cezanın ağırlaştırılmasına ilişkin gerekçeyle delil niteliğindeki eşyanın korunmasına ilişkin kararın ayrı tutulması gerektiği görülür. Görev silahının kullanılması, olaydan elde edilen her nesnenin müsadere edilmesini gerektirmez. Hükmün gerekçesi, artırım koşulları ile delilin sonraki hukuki durumuna ayrı cevap vermelidir.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 06.05.2015, E. 2014/3204, K. 2015/2970.
13. POLİSLERİN KELEPÇE VE KİMLİK KULLANARAK NİTELİKLİ YAĞMAYA TEŞEBBÜSÜNDE TCK 266 ARTIRIMI
Polis olan sanıklar hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs fiilinden mahkûmiyet kurulmuş ve cezanın belirlenmesinde TCK 266 uygulanmıştır. İlk derece mahkemesi, her bir sanık yönünden altı yıl sekiz ay hapis cezasına hükmetmiş; istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir. Temyizde sanıklar, diğer itirazlarının yanında TCK 266’nın uygulanamayacağını ve fazla ceza tayin edildiğini ileri sürmüştür. Yargıtay incelemesinde fiilin, kelepçe ve kimlik gibi kamu görevine ait araçlar kullanılarak gerçekleştirildiği saptanmıştır. Böylece uyuşmazlık, görev araçlarının yalnızca ateşli silahlardan ibaret olup olmadığı bakımından da somut bir uygulama örneği sunmaktadır.
Daire, sanıkların kamu görevine ait kelepçe ve kimlik gibi araçları fiilde kullanmasını dikkate alarak suç vasfı ve yaptırım değerlendirmesinde hukuka aykırılık bulmamıştır. TCK 266 uygulanamayacağı yönündeki temyiz itirazı da bu kapsamda reddedilmiştir. Kararın ortaya koyduğu husus, kamu görevi için sağlanan araçların fiziksel zorlama kapasitesi kadar, görevle bağlantılı kimliklendirme işlevinin de suçun icrasında önem taşıyabilmesidir. Ancak bu çıkarım, her olayda kamu görevlisi olduğunu söylemenin tek başına artırım için yeterli sayılması anlamına gelmez. Somut dosyada belirlenen durum, kelepçe ve kimlik gibi araçların suçun gerçekleştirilmesinde kullanılmasıdır.
Yargıtay temyiz istemlerini esastan reddederek mahkûmiyet hükümlerini ayrı ayrı onamıştır. Karar, TCK 266 incelemesinin yalnızca görev tabancasının zimmet veya ruhsat kayıtlarına indirgenemeyeceğini gösterir. Görev için sağlanan başka araçların da suçta kullanılması hâlinde, bunların somut fiile nasıl katıldığı araştırılmalıdır. Yağmanın silahla, birlikte veya gece işlenmesine ilişkin nitelendirmeler ile görev araçlarının kullanımı, ilgili kanuni koşullar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Karardan hareketle yapılacak analiz, failin polis olmasından çok, belirlenen araç kullanımına dayanmalıdır. Bu yaklaşım, kamu görevlisi sıfatının soyut etkisiyle kamu görevinin sağladığı araçların somut işlevini birbirinden ayırır.
Künye: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 23.09.2025, E. 2023/19044, K. 2025/7848.
14. GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINDA TCK 266 ARTIRIMI VE HÜKÜMDEKİ KANUN MADDESİ EKSİKLİĞİNİN NİTELİĞİ
Göçmen kaçakçılığı suçundan birden fazla sanık hakkında kurulan mahkûmiyetlerde, kamu görevine ait araç ve gereçlerin suçta kullanılması nedeniyle ceza artırılmıştır. İstinaf başvurularının reddinden sonra dosya temyize gelmiştir. Sanıklar, suçun unsurlarının oluşmadığını, iştiraklerinin kanıtlanmadığını ve teşhis ile iletişim delillerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Hükümde artırım yapılmış olmakla birlikte, artırım sırasında uygulanan kanun maddesi gösterilmemiştir. Yargıtay, bu eksikliği TCK 266 bağlamında incelemiştir. Dosya, artırıcı nedenin uygulanmasıyla hüküm fıkrasında buna ait madde numarasının yazılması arasındaki ayrımın önem kazandığı bir örnektir.
Daire, TCK 266 gereğince yapılan artırımın kanun maddesinin gösterilmemesini, sonuca etkili olmayan ve maddi yanılgıdan kaynaklanan bir yanlışlık olarak değerlendirmiş; bunun mahallinde düzeltilebileceğini belirtmiştir. Bu kabul, artırımın maddi koşullarının bulunmadığı bir durumda hükmün korunabileceği anlamına gelmez. İncelenen eksiklik, uygulanmış olan artırımın kanuni dayanağının yazımına ilişkindir. Bu ayrım bakımından cezanın hesabında hangi hükmün fiilen uygulandığı anlaşılmalı, hatanın yalnızca hüküm fıkrasındaki gösterimle sınırlı olduğu belirlenmelidir. Kararın emsal niteliği, her madde numarası eksikliğini otomatik bozma nedeni saymayan somut değerlendirmesindedir.
Yargıtay, tanıklıktan çekinebilecek kişilerle olan iletişim kayıtlarını delil değerlendirme yasağı kapsamında dışlayarak kalan delilleri incelemiş; göçmen ve tanık anlatımlarıyla kamera, araç ve diğer kayıtların oluşturduğu delil bütününü yeterli bulmuştur. Sonuçta temyiz istemleri esastan reddedilerek hükümler onanmıştır. TCK 266 yönünden karar, artırımın hukuki dayanağının anlaşılabilirliği ile esasa etkili bir uygulama hatasının ayrı tutulmasını gerektirir. Bununla birlikte karar metninde kullanılan görev aracının somut türü ayrıntılı olarak açıklanmadığından, bu hükümden belirli bir araç türüne ilişkin genel kabul çıkarılmamalıdır. Emsal kullanım, hükümdeki madde gösterimi eksikliğinin niteliği ve artırımın denetimiyle sınırlı tutulmalıdır.
Künye: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 16.10.2025, E. 2025/7679, K. 2025/16362.
15. ASKERÎ HİZMET SİLAHIYLA İŞLENEN SUÇLARDA ÖZEL KANUN VE TCK 266 ARTIRIMININ UYGULAMA SIRASI
Askerlik hizmetini yerine getiren sanık, kule nöbeti nedeniyle kendisine teslim edilen G3 piyade tüfeğiyle rütbece üstü olan maktule ateş ederek onu öldürmüştür. Aynı dosyada başka bir katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüs fiilinden de hüküm kurulmuştur. Mahkemeler, görev nedeniyle elde bulundurulan tüfeğin kullanılmasına bağlanan ağırlaştırmayı TCK 266 kapsamında değerlendirmiştir. Yargıtay incelemesinde iki ayrı sorun belirlenmiştir: öldürme fiili yönünden Askerî Ceza Kanunu’ndaki özel ağırlaştırıcı düzenlemenin önceliği ve diğer katılana yönelik teşebbüs fiilinde ceza artırımının indirimlerden önce hangi aşamada uygulanacağı.
Daire, nöbet hizmetinin ifası için teslim edilen silahla rütbece üste karşı işlenen öldürme fiilinde, Askerî Ceza Kanunu’nun 51/B ve 50. maddelerinin uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Özel kanunda hizmet sırasında silahın kötüye kullanılmasına ilişkin hüküm bulunması nedeniyle, bu fiilde doğrudan TCK 266 ile artırım yapılmasını hukuka aykırı bulmuştur. Kararın bu bölümü, görev silahı kullanımının her zaman aynı ağırlaştırıcı hükme bağlanamayacağını gösterir. Öncelikle fiilin özel ceza kanunundaki karşılığı ve özel artırıcı neden değerlendirilmelidir. Kamu göreviyle bağlantılı silah kullanma olgusu ortak olsa da, uygulanacak norm suçun hukuki bağlamına göre değişebilmektedir.
Diğer katılana karşı öldürmeye teşebbüs hükmünde ise Daire, TCK 81 uyarınca belirlenen temel cezaya önce TCK 266 artırımının uygulanmasını; ardından teşebbüs, haksız tahrik ve takdiri indirim hükümlerine geçilmesini gerekli görmüştür. Teşebbüs indiriminin önce uygulanıp ardından TCK 266 ile artırıma gidilmesini TCK 61/5’e aykırı bulmuş ve bu hükmü de bozmuştur. Teşebbüs yönünden cezada kazanılmış hak saklı tutulmuştur. Kararın iki bölümü aynılaştırılmamalıdır: birinde özel kanun nedeniyle artırım hükmünün seçimi, diğerinde TCK 266’nın ceza hesabındaki yeri tartışılmaktadır. Özellikle müebbet hapis temel cezasından süreli cezaya geçilen dosyalarda uygulama sırası, sonuç cezayı doğrudan etkileyen bir hukuka uygunluk sorunudur.
Künye: Yargıtay 19. Ceza Dairesi, 22.03.2021, E. 2020/7296, K. 2021/3379.
TCK 266 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
TCK 266 nedir?
TCK 266 cezayı ne kadar artırır?
Polis kendi silahıyla suç işlerse TCK 266 uygulanır mı?
TCK 266 her kamu görevlisi suçunda uygulanır mı?
TCK 266 ayrı bir suç mudur?
TCK 266 uygulanınca HAGB verilebilir mi?
İddianamede yoksa mahkeme TCK 266 uygulayabilir mi?
Resmi araçla işlenen suçta TCK 266 uygulanır mı?
İlgili Ceza Hukuku Rehberleri
Kaynakça

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa – Ayboğa Avukatlık Bürosu – Ankara Barosu Sicil No: 34507 – Çankaya / Ankara
Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukattır ve ceza hukuku, ceza muhakemesi hukuku ve infaz hukuku alanlarında çalışmaktadır. Kamu görevlilerinin yargılandığı ceza dosyalarında müdafilik ve katılan vekilliği, asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri ile istinaf ve temyiz aşamalarında vekillik yürütmektedir.
Bu rehber 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu esas alınarak hazırlanmış, hukuki doğruluğu 7 Ekim 2026 tarihinde Av. Çağrı Ayboğa tarafından denetlenmiştir. Bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi belgeleriyle değerlendirilmelidir.
TCK 266 uygulanan veya uygulanması istenen dosyanızda artırım şartlarının değerlendirilmesi için Çankaya / Ankara’daki büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Avukata Sor Ankara Ceza Avukatı
Danışmanlık ücretlidir. Görüşme ücretleri 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca uygulanır.

