
TCK 283 Suçluyu Kayırma Suçu – Son Güncelleme: 7 Ekim 2026
TCK 283 suçluyu kayırma suçu nedir? TCK 283 suçluyu kayırma suçu, suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlanmasıdır. Cezası 6 aydan 5 yıla kadar hapistir; suçu kamu görevlisi görevi sırasında işlerse ceza yarı oranında artırılır. Suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi halinde cezaya hükmolunmaz. Ayboğa Avukatlık Bürosu’nun değerlendirmesine göre suçluyu kayırma suçu dosyalarında en sık tartışılan konular, sanığın kayırdığı kişinin suç işlediğini bilip bilmediği ve aralarındaki yakınlığın cezasızlık nedeni oluşturup oluşturmadığıdır.
TCK Madde 283 – Suçluyu Kayırma (Kanun Metni)(1) Suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkan sağlayan kimse, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçun kamu görevlisi tarafından görevi sırasında işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılır. (3) Bu suçun üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya diğer suç ortağı tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.
Madde hakkında kısa not: Madde adliyeye karşı suçlar arasında yer alır. Korunan değer, suçların ortaya çıkarılması ve faillerinin cezalandırılması yönündeki adalet işleyişidir; kanun, bu işleyişi engelleyen yardımı cezalandırırken en yakın aile bağlarını cezasızlık nedeni saymıştır.
Polisten kaçan arkadaşını evinde saklayan bir kişi, trafik kazası yapan alkollü kardeşi yerine “arabayı ben kullanıyordum” diyen bir ağabey, aranan bir hükümlüye şehir dışına çıkması için araç ayarlayan bir tanıdık. Üçü de aynı maddeyle karşı karşıyadır; ancak yalnızca biri cezalandırılmayabilir. Bu rehber suçluyu kayırma suçunun unsurlarını, cezasını, cezasızlık halini ve Yargıtay kararlarını anlatır; dosyanız için [[|Ankara ceza avukatı]] sayfamıza da bakabilirsiniz.
Suçluyu kayırmadan mı yargılanıyorsunuz?
TCK 283 Suçluyu Kayırma Suçu Nedir?
Suçluyu kayırma, asıl suça iştirakten farklıdır. Suç işlenmeden önce “seni saklarım” diye söz veren kişi, asıl suça yardım eden olarak sorumlu olur. Önceden bir anlaşma bulunmaksızın, suç tamamlandıktan sonra yapılan yardım ise suçluyu kayırmayı oluşturur.
Suçluyu Kayırma Suçu Nasıl Oluşur?
Av. Çağrı Ayboğa’ya göre suçluyu kayırma suçunda ispat yükünün merkezinde bilme unsuru yer alır; sanığın, misafir ettiği veya yardım ettiği kişinin suç işlediğini ve arandığını bildiği somut delillerle ortaya konulamıyorsa mahkumiyet kurulamaz.
Suçluyu Kayırma Suçunun Cezası Nedir?
| Suç | Madde | Fiil | Ceza |
|---|---|---|---|
| Suçluyu kayırma | TCK m.283 | Suç işleyen kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya infazdan kurtulma imkanı sağlama | 6 aydan 5 yıla kadar hapis |
| Suç üstlenme | TCK m.270 | İşlemediği veya katılmadığı suçu işlediğini yetkili makamlara bildirme | 2 yıla kadar hapis |
| Suçu bildirmeme | TCK m.278 | İşlenmekte olan veya sonuçları sınırlanabilecek suçu bildirmeme | 1 yıla kadar hapis |
| Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme | TCK m.281 | Gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek için delilleri yok etme | 6 aydan 5 yıla kadar hapis |
| Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme | TCK m.284 | Hakkında tutuklama veya mahkumiyet kararı bulunan kişinin yerini bildirmeme | 1 yıla kadar hapis |
Yakın Akrabayı Kayırmak Suç mudur?
Ayboğa Avukatlık Bürosu ceza ekibinin dosyalarda en sık gördüğü durum, trafik kazasından sonra yakın akrabanın sürücülüğü üstlenmesidir; bu olaylarda TCK 283/3’teki cezasızlığın uygulanıp uygulanmayacağı, fiilin suçluyu kayırma mı yoksa suç üstlenme mi oluşturduğuna göre değişmektedir.
Kamu Görevlisinin Suçluyu Kayırması Nasıl Cezalandırılır?
Bu hallerde fiilin görevi kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik veya rüşvet suçlarından hangisini oluşturduğu ayrıca tartışılır. Kamu görevlisinin gerçeğe aykırı tutanak düzenlemesi halinde TCK 204/2 hükümleri de gündeme gelir.
Suçluyu Kayırma Suçunda Görevli Mahkeme, Zamanaşımı ve Şikayet
Suçluyu Kayırma Dosyalarında En Sık Yapılan Hatalar Nelerdir?
Ayboğa Avukatlık Bürosu Suçluyu Kayırma Dosyası Kontrol Listesi
Uygulamadan Not – Av. Çağrı Ayboğa
Yakın akrabayı korumak için kolluğa gerçeğe aykırı beyanda bulunmak, cezasızlık hükmüne güvenilerek yapılır. Ancak cezasızlık yalnızca kayırma fiilini kapsar. Aynı beyan başka bir kişiyi suçlu duruma düşürüyorsa iftira, bir tutanağın gerçeğe aykırı düzenlenmesine yol açıyorsa sahtecilik gündeme gelir ve bu suçlar için yakınlık bağı koruma sağlamaz.
Ankara’da Suçluyu Kayırma Davaları Nasıl Yürür?
Ankara’da görülen dosyalarda Ayboğa Avukatlık Bürosu’nun gözlemi, bu davaların büyük bölümünün trafik kazası sonrasında sürücülüğün başkası tarafından üstlenilmesinden kaynaklandığı ve mahkemelerin kamera kayıtları ile telefon sinyal bilgilerini birlikte değerlendirdiği yönündedir.
TCK 283 Yargıtay Kararları
1. MADDİ HASARLI KAZADA GERÇEK SÜRÜCÜ YERİNE SÜRÜCÜLÜĞÜ ÜSTLENME
Olayda alkollü sürücü maddi hasarlı trafik kazasına neden olmuş, daha sonra olay yerine gelen sanık kolluğa aracı kendisinin kullandığını söylemiştir. Gerçek sürücüde güvenli sürüşü engelleyen düzeyde alkol bulunmasına karşılık, beyanda bulunan sanığın alkol düzeyi böyle bir kabulü gerektirmemiştir. Kazada yaralanma meydana gelmemiştir. Uyuşmazlık, başkasını koruma amacı taşıyan bu gerçeğe aykırı bildirimin suç üstlenme mi, suçluyu kayırma mı sayılacağına ilişkindir.
Ceza Genel Kurulu, üstlenilen fiilin beyanda bulunan kişi açısından da suç oluşturması gerektiğini belirtmiştir. Maddi hasarın kasıtlı meydana getirilmemesi ve olayın sanık bakımından bağımsız bir trafik güvenliği suçunu oluşturmaması karşısında TCK 270 uygulanamaz. Buna karşılık davranış, gerçek sürücünün adli araştırmadan kurtulmasına imkân sağlamaya yöneldiğinden TCK 283 kapsamında değerlendirilmiştir. Başsavcılık itirazı reddedilmiş; eylemin suçluyu kayırma olarak nitelendirilmesine ilişkin Daire yaklaşımı korunmuştur.
Kararın akademik önemi, gerçeğe aykırı sürücülük beyanının her olayda suç üstlenme oluşturmayacağını göstermesidir. Başkasının cezai sorumluluğunu kendi üzerine alır görünmek ile kişinin kendi açısından suç teşkil eden bir fiili üstlenmesi aynı değildir. Önce üstlenilen olayın bildirimi yapan yönünden hukuki niteliği belirlenmeli, ardından gerçek failin araştırılmasını engelleme amacı incelenmelidir. Emsal, suç adları arasındaki gündelik benzerliğin unsurlara dayalı incelemenin yerine geçemeyeceğini ortaya koymakta; TCK 270 ile 283 arasındaki sınırı belirginleştirmektedir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 16.05.2019, E. 2017/823, K. 2019/432.
2. OĞLUNUN YARALANDIĞI KAZAYI ÜSTLENEN BABANIN CEZAİ DURUMU
Somut olayda alkollü olarak araç kullanan oğul trafik kazasında yaralanmış, baba ise yetkili makamlara sürücünün kendisi olduğunu bildirmiştir. Bu bildirim, hem oğlun gerçek sürücü olarak araştırılmasını engellemeye hem de kazaya ilişkin sorumluluğun baba üzerinde görünmesine yönelmiştir. Uyuşmazlık, baba ile oğul arasındaki akrabalık ilişkisinin hangi suç bakımından nasıl sonuç doğurduğu ve suç üstlenme ile suçluyu kayırmanın birlikte değerlendirilip değerlendirilemeyeceği üzerindedir.
Kurul, babanın alkollü olmaması nedeniyle trafik güvenliği suçunu kişisel olarak üstlenmiş sayılamayacağını; buna karşılık oğlun yaralanması nedeniyle bildirimin taksirle yaralama suçunu üstlenme niteliği taşıdığını kabul etmiştir. Gerçek sürücüyü korumaya yönelik davranış TCK 283 ile de bağlantılıdır; ancak baba bu suç bakımından üçüncü fıkradaki şahsi cezasızlık nedeninden yararlanır. Bu durum TCK 270 sorumluluğunu kendiliğinden kaldırmadığından, beraat yönündeki direnme hükmü bozulmuştur.
Emsal, akrabalığa bağlı cezasızlığın kapsamının suç tipine göre belirlenmesi gerektiğini göstermektedir. Akademik açıdan TCK 283/3’teki cezasızlık ile TCK 270’teki akrabalığa bağlı indirim veya cezayı kaldırma imkânı aynı hukuki rejim değildir. Birine ilişkin sonuç diğerine otomatik olarak taşınamaz. Kazada yalnızca gerçek sürücünün yaralanmış olması da bildirimin içeriğine bağlı olarak farklı değerlendirmeyi gerektirebilir. Karar bu nedenle, yakın akrabanın yaptığı bütün gerçeğe aykırı bildirimlerin yaptırımsız olduğu şeklinde genelleştirilemez.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.05.2020, E. 2019/23, K. 2020/227.
3. YARALAMALI KAZADA SUÇ ÜSTLENME İLE SUÇLUYU KAYIRMANIN FİKRİ İÇTİMAI
Dosya, alkollü sürücünün tek taraflı trafik kazasında yaralanması ve başka bir kişinin yetkili makamlara aracı kendisinin kullandığını söylemesi üzerine ortaya çıkmıştır. Beyan, gerçek sürücüyü yolcu konumunda göstermekte ve kazanın sorumluluğunu açıklamayı yapan kişiye yöneltmektedir. Uyuşmazlık, bu tek bildirimin TCK 270 ve 283 ile ilişkisi ile hangi normun uygulanacağı üzerindedir. Kurul, her iki suçun unsurlarını olayın yaralanma sonucu ve gerçek sürücünün durumu üzerinden değerlendirmiştir.
Çoğunluk, bildirimin taksirle yaralama suçunu üstlenme niteliği taşıdığını, aynı zamanda alkollü sürücüyü araştırmadan kurtarmaya yönelik suçluyu kayırma oluşturduğunu kabul etmiştir. Bir davranışla birden fazla farklı suçun oluşması nedeniyle TCK 44 uygulanarak daha ağır cezayı gerektiren TCK 283’ün esas alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Başsavcılığın itirazı reddedilmiştir. Bu sonuç, suç üstlenme hükmünün her durumda özel norm olarak öncelik taşıdığı görüşünün çoğunluk tarafından benimsenmediğini göstermektedir.
Kararın akademik değeri, görünüşte içtima ile fikri içtima sorunlarını somut bir bildirim üzerinden ayırmasıdır. Suç adlarının benzerliği veya ortak korunan menfaat, normlardan birinin diğerini zorunlu olarak tükettiğini göstermez. Öncelikle tek fiilin her bir suçun unsurlarını nasıl karşıladığı açıklanmalıdır. Bu emsalde sonuç, yaralanma olgusu ve gerçek sürücüyü koruma amacı üzerinden kurulmuştur. Karardaki karşı görüşler çoğunluğun kabulüyle karıştırılmamalı; içtihat değerlendirmesinde hükme esas alınan fikri içtima yaklaşımı açıkça belirtilmelidir.
Künye: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.12.2020, E. 2018/250, K. 2020/520.
4. FİRARİ KİŞİNİN YANINDA BULUNMANIN TEK BAŞINA SUÇLUYU KAYIRMA SAYILMAMASI
Olayda cinayet nedeniyle aranan firari kişinin bir evde saklandığı yönündeki ihbar üzerine kolluk araştırma yapmış, bu kişi ilk bildirilen adreste bulunamamıştır. Daha sonra bir su deposu yakınında bulunduğu belirlenmiş; kolluk geldiğinde karanlıktan yararlanarak kaçmış, yanında bulunan sanık ise takip sonucunda yakalanmıştır. Sanığın firari kişiyle birlikte görülmesi, suçluyu kayırma mahkûmiyetine dayanak yapılmıştır. İncelemede birlikte bulunma ile kaçışı kolaylaştıran somut davranış arasındaki fark değerlendirilmiştir.
Daire, TCK 283’ün oluşması için suç işleyen kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya infazdan kurtulma bakımından imkân sağlanması gerektiğini belirtmiştir. Dosyada sanığın böyle bir imkân sağladığını ortaya koyan mahkûmiyete yeterli kesin delil bulunmadığı kabul edilmiştir. Firarinin kaçması ve sanığın onun yanında yakalanması, bu eksikliği tek başına gidermemektedir. Sanığın beraati gerekirken mahkûmiyet kurulması nedeniyle hüküm bozulmuş; suçun maddi unsuru delil temelinde denetlenmiştir.
Kararın akademik önemi, sosyal veya fiziksel yakınlığın suçluyu kayırma davranışıyla özdeşleştirilmesini önlemesidir. Aranan kişiyle temas kurulması şüphe doğurabilir; ancak mahkûmiyet için hangi davranışın ona imkân sağladığı somutlaştırılmalıdır. Emsal, kayırma amacı varsayımının da yalnızca birliktelik üzerinden kurulamayacağını göstermektedir. Bu yaklaşım aranan kişiye bilinçli yardımın yaptırımsız kalmasını değil, yardımın delille ispatlanmasını gerektirir. Böylece suçluyu kayırma normunun, kişinin çevresindeki herkes için genel bir sorumluluk hükmüne dönüşmesi engellenmektedir.
Künye: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 24.03.2015, E. 2015/533, K. 2015/371.
5. UYUŞTURUCU SUÇUNA İŞTİRAK İLE SONRADAN KAÇIŞI KOLAYLAŞTIRMANIN AYRILMASI
Dosyada üç sanığın bulunduğu araçta uyuşturucu haplarla ilgili bir olay araştırılmıştır. Sanıklardan biri kolluğu fark ederek hapları araç penceresinden atmış ve bunu diğerlerine söylemiştir. Diğer iki sanığın uyuşturucu ticareti suçuna katıldığını gösteren delil bulunmamasına rağmen, aracın durmaması ve kolluktan kaçılması nedeniyle aynı suçtan mahkûmiyet kurulmuştur. Temyiz incelemesinde, asıl suçun işlenmesine katkı ile failin yakalanmasını sonradan engelleyen hareket arasındaki sınır tartışılmıştır.
Daire, iki sanığın uyuşturucu ticaretine iştirak ettiğinin kanıtlanmadığını; hapların atıldığının bildirilmesinden sonra gerçek failin yakalanmasını engellemek amacıyla kaçmaktan ibaret davranışlarının TCK 283 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Uyuşturucu ticareti mahkûmiyetleri bu nedenle bozulmuş ve iki sanığın salıverilmelerine karar verilmiştir. Bu nitelendirme, asıl fail yönünden birlikte işleme artırımının uygulanmasını da etkilemiştir. Diğer failin hükmü bu sonuç bakımından ayrıca incelenmiş ve ilgili artırım nedeniyle bozulmuştur.
Emsal, asıl suçun ağır yaptırımının çevredeki kişilere yalnızca olay yerinde bulunmaları veya sonradan yardım etmeleri nedeniyle genişletilemeyeceğini göstermektedir. Akademik açıdan iştirak için asıl suçla bağlantılı katkı ve irade araştırılmalı; kayırma için ise failin araştırma veya yakalanmadan kurtarılmasına yönelik sonraki davranış belirlenmelidir. Bu ayrım, suç vasfının yanında birlikte işleme koşulları ve tutukluluk değerlendirmesi üzerinde de etkili olabilir. Karar, sonradan yapılan yardımın otomatik beraat nedeni değil, farklı bir suç tipinin konusu olabileceğini göstermektedir.
Künye: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 02.03.2017, E. 2016/1950, K. 2017/797.
6. OĞLUNUN İŞLEDİĞİ ÖLDÜRME SUÇUNDAN SONRA KOVANLARI TOPLAYAN BABANIN DURUMU
Dava konusu olayda baba, oğlunun gerçekleştirdiği öldürme eyleminden sonra olay yerindeki mermi kovanlarını toplamaya başlamış; hareketi tamamlanmadan engellenmiştir. İlk derece mahkemesi davranışı suçluyu kayırma kapsamında değerlendirerek baba ve oğul arasındaki akrabalığa bağlı cezasızlığı esas almıştır. Temyiz incelemesinde ise yardımın doğrudan bir kişiye araştırmadan kurtulma imkânı sağlamak mı, yoksa suçun delillerini ortadan kaldırmaya yönelmek mi olduğu tartışılmıştır.
Daire, kovanların toplanması şeklindeki hareketin TCK 283 yerine TCK 281/1’de düzenlenen suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Hareketin engellenmesi nedeniyle teşebbüs hükümleri de gündeme gelmektedir. Suç vasfındaki hata, TCK 283/3’teki akrabalık cezasızlığının yanlış uygulanmasına yol açtığından hüküm bozulmuştur. Böylece aile ilişkisi araştırılmadan önce davranışın hangi suçun maddi unsurunu oluşturduğunun doğru belirlenmesi gerektiği ortaya konulmuştur.
Kararın akademik önemi, akrabalığa bağlı şahsi cezasızlık hükümlerinin farklı suçlara kıyas yoluyla taşınamayacağını göstermesidir. TCK 281’deki cezasızlığın kapsamı ile TCK 283/3’ün saydığı yakınlık ilişkileri aynı değildir. Olay yerindeki fiziksel delile yönelen hareket, yalnızca son amacın gerçek faili korumak olması nedeniyle otomatik olarak kayırma sayılmaz. Emsal, hukuki nitelendirmenin yardımın nesnesi ve icra biçimi üzerinden kurulmasını gerektirir. Burada babalık ilişkisi, doğru suç tipi belirlendikten sonra o tipe özgü hükümler çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Künye: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 04.05.2016, E. 2016/812, K. 2016/2960.
7. KARDEŞLİK İLİŞKİSİNE BAĞLI ŞAHSİ CEZASIZLIK VE BOZMANIN SİRAYETİ
İncelenen dosyada kasten öldürme, konut dokunulmazlığının ihlali ve suçluyu kayırmaya ilişkin hükümler birlikte yer almaktadır. Kayırma suçu yönünden değerlendirmede nüfus kayıtları, ilgili sanıkların kardeş olduklarını göstermiştir. Bu yakınlık ilişkisi, eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği tartışmasından ayrı olarak cezalandırılabilirlik üzerinde etkili olmuştur. Daire, ilk derece hükmünde aile bağının TCK 283’ün üçüncü fıkrası bakımından yeterince gözetilip gözetilmediğini incelemiştir.
Daire, nüfus kaydında ortaya çıkan kardeşlik ilişkisi karşısında şahsi cezasızlık hükmünün uygulanması gerektiğini değerlendirmiş ve ilgili hükmü bozmuştur. Bozmanın niteliği dikkate alınarak sonuç, hükmü temyiz etmeyen ilgili sanığa da sirayet ettirilmiştir. Böylece aynı hukuki nedenden yararlanabilecek kişi bakımından temyiz başvurusunun yokluğu, dosyada saptanan cezasızlık nedeninin sonuç doğurmasına engel kabul edilmemiştir. İnceleme, kişisel cezasızlık ile kanun yolu kararının etkisini birlikte ele almıştır.
Emsalin önemi, aile bağının soyut iddia olarak değil, nüfus kayıtları gibi somut verilerle belirlenmesi ve hükmün sonucuna doğru yansıtılmasıdır. Akademik açıdan şahsi cezasızlık, fiilin suç niteliğini ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk nedeni değildir. Bu nedenle cezasızlığın diğer suç isnatlarına veya bütün sanıklara otomatik biçimde uygulanması mümkün değildir. Bozmanın sirayeti de dosyadaki ortak hukuki neden ve usul koşullarıyla sınırlıdır. Karar, TCK 283 kapsamında kişiselleştirilmiş sorumluluk incelemesinin önemini göstermektedir.
Künye: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 07.05.2014, E. 2013/6287, K. 2014/2935.
8. GERÇEK BABANIN KOLLUKTA OĞLUNUN YANLIŞ KİMLİĞİNİ DOĞRULAMASI
Olayda uyuşturucu suçuyla ilgili işlem yapılan kişi kolluğa üvey kardeşinin kimlik bilgilerini vermiş, yanındaki sanık da bu bilgileri doğrulamıştır. Yargılama sırasında sanığın kayrılan kişinin üvey babası olduğu yönünde değerlendirme yapılmış; ancak nüfus kayıtları onun öz babası olduğunu ortaya koymuştur. Uyuşmazlık, yanlış kimlik bilgisini destekleme davranışının suçluyu kayırma ile ilişkisi ve gerçek akrabalık durumunun hükmün sonucuna etkisi üzerinde yoğunlaşmıştır.
Daire, sanığın kayrılan kişinin öz babası olduğunun anlaşılması karşısında TCK 283/3 uyarınca şahsi cezasızlık nedeninden yararlanması gerektiğini belirtmiştir. Bu durumda kurulması gereken hüküm, CMK 223/4-b kapsamında ceza verilmesine yer olmadığı kararıdır. Kanun yararına bozma incelemesi sonucunda hatalı mahkûmiyet bozulmuş ve ceza kaldırılmıştır. Sonuç, sanığın davranışının hiç gerçekleşmediği veya suç oluşturmadığı kabulünden değil, yakın akrabalığa bağlı cezalandırılmama nedeninden kaynaklanmaktadır.
Kararın akademik önemi, biyolojik ve hukuki aile ilişkisine dair hatalı kabulün cezai sonuca doğrudan etki edebileceğini göstermesidir. Fiilin kayırma niteliği ile failin cezalandırılabilirliği ayrı değerlendirme aşamalarıdır. Nüfus kaydının sonucu, suçun sübutuna ilişkin delillerin yerini almamakta; şahsi cezasızlık hükmünün kime uygulanacağını belirlemektedir. Emsal ayrıca beraat ile ceza verilmesine yer olmadığı kararının birbirinin yerine kullanılamayacağını ortaya koymaktadır. Bu ayrım, hükmün gerekçesi ve kanun yolu denetimi bakımından da önem taşır.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 23.09.2024, E. 2023/555, K. 2024/6939.
9. SONRADAN POLİSE GİDEREK ALKOLLÜ SÜRÜCÜ YERİNE ARAÇ KULLANDIĞINI SÖYLEME
Dosya, kolluk kontrolünde alkollü olduğu belirlenen bir sürücünün yerine, daha sonra profesyonel şoför olan sanığın sürücülüğü üstlenmesiyle ilgilidir. Sanık olaydan birkaç gün sonra polis merkezine giderek aracı kendisinin kullandığını söylemiştir. Gerçeğe aykırı açıklamanın, gerçek sürücünün talebi üzerine yapıldığı değerlendirilmiştir. İlk derece hükmünde davranış suç üstlenme kapsamında ele alınmış; kanun yararına bozma incelemesinde bildirimin kişisel suç niteliği ve gerçek faili koruma işlevi tartışılmıştır.
Daire, TCK 270’in uygulanabilmesi için bildirilen fiilin beyanda bulunan kişi yönünden de suç oluşturması gerektiğini vurgulamıştır. Alkollü olmayan sanık bakımından sürücülük iddiası trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturmadığından, suç üstlenme nitelendirmesi yerinde bulunmamıştır. Buna karşılık gerçek sürücünün adli işlemden kurtarılmasına yönelik davranışın TCK 283 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Hatalı suç vasfına dayanan hüküm kanun yararına bozulmuş; doğru normun belirlenmesi istenmiştir.
Emsal, gerçek failin tespitinden sonra yapılan bir beyanın da araştırmayı saptırma amacı bakımından incelenebileceğini göstermektedir. Akademik açıdan kişinin mesleki sürücülük deneyimi veya olaydan sonra başvurması, suç vasfını tek başına belirleyen unsurlar değildir. Esas olan, bildirimin kendi bakımından suç teşkil edip etmediği ve kimin adli araştırmadan kurtarılmasına hizmet ettiğidir. Karar, gerçeğe aykırı ikrar görüntüsünün TCK 270’i otomatik olarak devreye sokmadığını; koruma amacının TCK 283 yönünden ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 22.05.2024, E. 2022/1875, K. 2024/4422.
10. KARDEŞİNDEN KAZAYI ÜSTLENMESİNİ İSTEYEN GERÇEK SÜRÜCÜNÜN AZMETTİRME SORUMLULUĞU
Olayda sanık bir kadının yaralandığı trafik kazasından sonra olay yerinden ayrılmış ve kardeşinden aracı kendisinin kullandığını söylemesini istemiştir. Sürücünün kimliğine ilişkin tanık bilgileri bulunmasına rağmen, bu talep gerçek failin taksirle yaralama suçundan yargılanmasını engellemeye yönelmiştir. Dosyada gerçek sürücünün, kardeşinin gerçeğe aykırı açıklamasına neden olan davranışı incelenmiştir. Uyuşmazlık, sürücünün suç üstlenmeye mi yoksa suçluyu kayırmaya mı azmettirdiği konusundadır.
Daire, TCK 270’in unsurlarını hatırlatarak gerçek sürücünün bu olayda TCK 283/1 kapsamında suçluyu kayırmaya azmettirme yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. İlk derece hükmündeki suç vasfı hatası nedeniyle hüküm bozulmuştur. İnceleme, kardeşin kişisel durumundan farklı olarak onu gerçeğe aykırı açıklamaya yönlendiren sanığın sorumluluğuna ilişkindir. Kayırma suçundaki yakın akrabalığa bağlı cezasızlık, azmettirenin kendi hukuki durumunu ayrıca değerlendirme gereğini ortadan kaldıran genel bir bağışıklık olarak kabul edilmemiştir.
Kararın akademik önemi, asıl suçun failinin sonradan başkasını kayırma davranışına yönlendirmesinin bağımsız iştirak sorunu doğurabileceğini göstermesidir. Bir kişi için geçerli şahsi cezasızlık nedeni, herkes bakımından fiilin suç niteliğini kaldırmaz. Bununla birlikte emsalin sonucu, kendi kaçışını sağlayan her failin otomatik olarak ikinci bir suçtan cezalandırılacağı şeklinde genelleştirilemez; azmettirme davranışı ve ilgili suçun unsurları somutlaştırılmalıdır. Karar, aile bağının varlığına dayanarak iştirak değerlendirmesinin atlanmasını önlemesi bakımından önemlidir.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 22.02.2024, E. 2023/4430, K. 2024/1633.
11. SÜRÜCÜYÜ KORUMA VE BAŞKASININ KİMLİĞİNİ KULLANMA FİİLLERİNİN AYRI DEĞERLENDİRİLMESİ
İncelenen olayda alkollü gerçek sürücünün yerine alkolsüz sanık aracı kendisinin kullandığını söylemiş; ayrıca başka bir kişinin sürücü belgesini veya kimlik bilgilerini kullanarak işlem yapılmasını sağlamıştır. Böylece dosyada hem gerçek sürücünün araştırılmasını engelleyen açıklama hem de üçüncü kişinin kimliği üzerinden yürütülen ayrı bir davranış bulunmaktadır. İlk derece hükmünde kimlik kullanımına ilişkin suç esas alınmış, kayırma fiilinin ayrıca cezalandırılması gerektiği sorunu temyiz incelemesinde ele alınmıştır.
Daire, gerçek sürücüyü korumaya yönelik davranışın TCK 283, başka kişinin kimliğinin kullanılması şeklindeki davranışın ise TCK 268 kapsamında ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Buna rağmen sanık aleyhine temyiz bulunmadığından eksik uygulama eleştiri konusu yapılmış; mevcut hüküm onanmıştır. Dolayısıyla kararın sonucu bozma veya iki suçtan yeni bir mahkûmiyet kurulması değildir. Hukuki nitelendirmeye ilişkin eleştiri ile kanun yolu sonunda mevcut hükmün korunması birbirinden ayrılmalıdır.
Emsalin akademik değeri, tek bir koruma amacının dosyadaki bütün hareketleri zorunlu olarak tek suça dönüştürmediğini göstermesidir. Gerçek sürücü hakkında araştırmayı saptırmak ile üçüncü kişinin kimliği üzerinden işlem yaptırmak farklı hukuki değerlendirmeler gerektirebilir. Ancak uygulanacak içtima rejimi her olayın hareket yapısına göre belirlenmelidir. Karar ayrıca aleyhe başvuru bulunmamasının yargısal denetimin sonucunu sınırlayabileceğini göstermektedir. Bu nedenle hükmün onanması, Dairenin ilk derece uygulamasındaki bütün hukuki kabulleri doğru bulduğu şeklinde yorumlanmamalıdır.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 18.01.2021, E. 2019/17418, K. 2021/495.
12. ARANAN KİŞİNİN BULUNDUĞU ARACI ÇEKMEK VE SUÇLUYU KAYIRMA
Çok sanıklı dosyada, öldürme suçundan aranan kişinin içinde bulunduğu yolda kalmış aracın başka bir araçla çekilerek kurtarılması incelenmiştir. Ayrıca aynı dosyada aranan kişinin saklandığı yerde çoban olarak çalışan başka sanığın durumu değerlendirilmiştir. Bu iki olay, gündelik yardım görüntüsü taşıyan davranışlarla araştırmadan kurtulma imkânı sağlama arasındaki sınırı göstermektedir. İnceleme, her sanığın somut katkısı ve delillerin bu katkıyı ortaya koyup koymadığı üzerinden yürütülmüştür.
Daire, aranan kişinin içinde bulunduğu aracın çekilmesini TCK 283/1 kapsamında değerlendirilmesi gereken bir imkân sağlama hareketi olarak kabul etmiş; başka suçtan kurulan hükmü vasıf hatası nedeniyle bozmuştur. Buna karşılık çoban olarak çalışan sanığın aranan kişiyi araştırma veya yakalanmadan kurtardığını gösteren yeterli delil bulunmadığı için onun bakımından beraat gerektiğini belirtmiştir. Böylece aynı dosyada hem doğru suç tipine yönelten hem de ispat yetersizliğine dayanan farklı bozma gerekçeleri uygulanmıştır.
Kararın akademik önemi, suçluyu kayırmanın araç çekme gibi sıradan görünen yardımlarla da işlenebileceğini, fakat bu sonucun davranışın bağlamından bağımsız kurulamayacağını göstermesidir. Yardımın araştırmadan kurtarma işlevi ve failin bilgisi somutlaştırılmalıdır. Aranan kişinin bulunduğu çevrede çalışmak veya aynı yerde yaşamak ise doğrudan mahkûmiyet nedeni değildir. Emsal, yardımın varlığı ile yardımın belirli sanığa aidiyetini birbirinden ayırmakta; toplu dosyalarda bütün kişilere aynı gerekçe üzerinden sorumluluk yüklenmesini önleyen bireyselleştirilmiş bir inceleme sunmaktadır.
Künye: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 15.06.2015, E. 2015/1098, K. 2015/1794.
13. ALKOLSÜZ KİŞİNİN KOLLUĞA VERDİĞİ YANLIŞ SÜRÜCÜLÜK BEYANININ NİTELENDİRİLMESİ
Somut olayda alkollü sürücü hakkında soruşturma yapılmasını engellemek isteyen alkolsüz sanık, görevli polis memurlarına aracı kendisinin kullandığını söylemiştir. İlk derece mahkemesi bu açıklamayı suç üstlenme kapsamında değerlendirmiştir. Dosyada bildirimi yapan sanığın kendi durumu bakımından üstlenilen davranışın suç oluşturup oluşturmadığı ve açıklamanın gerçek sürücüye sağladığı koruma araştırılmıştır. Temyiz incelemesi, suç vasfı yanında hükümdeki adli para cezasının infazına ilişkin düzenlemeyi de kapsamıştır.
Daire, TCK 270’in oluşması için kişinin suç oluşturan bir fiili üstlenmesi gerektiğini belirtmiş; alkolsüz sanığın bu olayda TCK 283/1 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Hüküm suç vasfındaki hata nedeniyle bozulmuş, ceza miktarı bakımından kazanılmış hak saklı tutulmuştur. Ayrıca adli para cezasının ödenmemesi hâlinde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde hüküm kurulması eleştirilmiştir. Bu ikinci neden, kayırma suçunun maddi unsurlarından farklı olarak yaptırımın infaz rejimine ilişkindir.
Emsalin değeri, suçun doğru adlandırılmasının yaptırım ve infaz meselelerinden önce gelen bir inceleme olduğunu göstermesidir. Akademik açıdan sanığın gerçeğe aykırı biçimde kendisini olayın faili olarak göstermesi, üstlenilen fiilin onun açısından suç olma koşulunu ortadan kaldırmaz. Fiilin gerçek sürücüyü soruşturmadan koruma işlevi ayrıca incelenmelidir. Karar, vasıf değişikliğinin sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek yapılmasını ve infaza ilişkin hükmün dosyadaki maddi suç değerlendirmesinden ayrı hukuki dayanaklarla açıklanmasını gerektirmesi bakımından önem taşımaktadır.
Künye: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 08.06.2015, E. 2015/3257, K. 2015/1744.
14. AYNI YANLIŞ SÜRÜCÜ ANLATIMINI DESTEKLEYEN İKİ KİŞİNİN KAYIRMA SORUMLULUĞU
Dosyada alkollü sürücü kaza yaptıktan sonra başka bir sanık aracı kendisinin kullandığını söylemiş, üçüncü sanık da bu açıklamayı destekleyen beyanda bulunmuştur. Gerçek sürücü hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve kazaya ilişkin sorumluluk gündeme gelmiştir. İlk derece mahkemesi diğer kişilerin açıklamalarını suç üstlenme ve yalan tanıklık olarak ayrı nitelendirmiştir. İncelemede, bu açıklamaların biçiminden ziyade gerçek sürücünün yargılanmasını engellemeye yönelik ortak işlevi değerlendirilmiştir.
Daire, alkolsüz kişinin sürücülüğü üstlenmesi ve diğer sanığın aynı anlatımı desteklemesi şeklindeki davranışların TCK 283/1 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yardımcı sanıklar hakkındaki hükümler suç vasfındaki hata nedeniyle bozulmuş; sonuç ceza bakımından kazanılmış haklarının gözetilmesi istenmiştir. Buna karşılık gerçek sürücü hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hüküm onanmıştır. Böylece aynı dosyada asıl failin mahkûmiyeti ile onu koruyanların fiillerinin nitelendirilmesi farklı sonuçlara bağlanmıştır.
Kararın akademik önemi, yalnızca yanlış beyanın kimin adına verildiğine odaklanan biçimsel sınıflandırmanın yetersiz kalabileceğini göstermesidir. Koruma amacı ve açıklamanın soruşturmayı yönlendirme işlevi birlikte araştırılmalıdır. Bununla birlikte her destekleyici yanlış anlatımın mutlaka suçluyu kayırma oluşturduğu söylenemez; beyanın niteliği ve diğer suçların unsurları ayrı değerlendirilmelidir. Emsal, somut olayda iki kişinin farklı görünümdeki açıklamalarının aynı kayırma işlevi üzerinden nitelendirilmesi ve aleyhe değiştirme yasağına ilişkin güvencelerin korunması bakımından uygulamaya yön vermektedir.
Künye: Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 27.06.2016, E. 2016/1038, K. 2016/4448.
15. YARALAMALI KAZADA BERAAT KARARININ FİKRİ İÇTİMA NEDENİYLE BOZULMASI
Olayda alkollü gerçek sürücü çift taraflı kazaya neden olmuş; kendisi ile diğer araçtaki kişiler yaralanmıştır. Başka bir kişi yetkili makamlara sürücünün kendisi olduğunu bildirmiştir. İlk derece ve istinaf süreçlerinde farklı değerlendirmeler yapılmış; bölge adliye mahkemesi yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı vermiştir. Temyiz incelemesinde çelişkili savunmalar, yaralanma durumu, tanık anlatımları ve gerçek sürücü hakkındaki mahkûmiyet birlikte değerlendirilmiştir.
Daire, sanığın gerçek sürücüyü korumak amacıyla gerçeğe aykırı açıklama yaptığını kabul etmiştir. Yaralama sonucunun bulunması nedeniyle bildirimin TCK 270 bakımından suç üstlenme niteliği taşıdığı; alkollü gerçek sürücünün araştırılmasını engellemesi nedeniyle TCK 283’ü de oluşturduğu belirtilmiştir. Tek fiille farklı suçların oluşması karşısında TCK 44 uyarınca daha ağır yaptırımlı suçluyu kayırma hükmünün esas alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bölge adliye mahkemesinin beraat kararı bu nedenlerle bozulmuştur.
Emsalin akademik değeri, trafik kazasının sonuçlarının hukuki nitelendirmeyi doğrudan değiştirebildiğini göstermesidir. Bildirimde bulunan kişinin alkol durumunun saptanmaması, yaralama suçunu üstlenme ihtimalini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ayrıca gerçeğe aykırı açıklamanın sübutu ile birden fazla suçun içtimaı farklı değerlendirme aşamalarıdır. Önce açıklamanın koruma amacıyla yapıldığı delillerle belirlenmeli, ardından her suçun unsurları ve uygulanacak norm açıklanmalıdır. Karar, beraat hükmünün yalnızca soyut suç tartışmasıyla değil, dosyadaki somut deliller üzerinden denetlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
Künye: Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.06.2023, E. 2021/15066, K. 2023/4827.
Suçluyu Kayırma Suçu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
TCK 283 suçluyu kayırma suçu nedir?
Suçluyu kayırma suçunun cezası nedir?
Kardeşini saklayan kişi ceza alır mı?
Arkadaşını saklamak suç mudur?
Suçluyu kayırma şikayete bağlı mıdır?
Suçluyu kayırma hangi mahkemede yargılanır?
Kişinin suç işlediğini bilmeden yardım etmek suç mudur?
Suçluyu kayırma ile suç üstlenme arasındaki fark nedir?
İlgili Ceza Hukuku Rehberleri
Kaynakça

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa – Ayboğa Avukatlık Bürosu – Ankara Barosu Sicil No: 34507 – Çankaya / Ankara
Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukattır ve ceza hukuku, ceza muhakemesi hukuku ve infaz hukuku alanlarında çalışmaktadır. Adliyeye karşı suçlara ilişkin dosyalarda müdafilik, asliye ceza mahkemeleri ile istinaf ve temyiz aşamalarında vekillik yürütmektedir.
Bu rehber 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu esas alınarak hazırlanmış, hukuki doğruluğu 7 Ekim 2026 tarihinde Av. Çağrı Ayboğa tarafından denetlenmiştir. Bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi belgeleriyle değerlendirilmelidir.
Suçluyu kayırma isnadında bilme unsuru, cezasızlık hali ve suç vasfının değerlendirilmesi için Çankaya / Ankara’daki büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Avukata Sor Ankara Ceza Avukatı
Danışmanlık ücretlidir. Görüşme ücretleri 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca uygulanır.

