Oğlum 04.06.2025 sonrası suçtan 2 yıl aldı, girdi çıktı yapar diyorlar doğru mu?
Hazırlayan ve doğrulayan: Av. Çağrı Ayboğa, Ankara BarosuGüncelleme: 31 Ekim 2026Okuma: 25 dk · Araç: 2 dk
Suç türü, suç tarihi, ceza ve tutukluluk mahsubunu girin; açık cezaevi, denetimli serbestlik, koşullu salıverilme ve bihakkın tahliye tarihleri çıksın. Bilgileriniz sunucuya gönderilmez.
1 yıl 365 gün, 1 ay 30 gün kabul edilir. Müebbet seçildiyse bu adım atlanır.
Giriş ve çıkış günleri dahil sayılır; toplam yukarıdaki alana otomatik yazılır.
Danışmanlık ücretlidir; ücret TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenir. Bu sonuç bilgilendirme amaçlıdır, müddetnamenin yerine geçmez.
Adi suçlarda koşullu salıverilme oranı 1/2, denetimli serbestlik 3 yıl (özel durumlu hükümlülerde 4 yıl) uygulanır. Geçici m.10/6 ile bu sürelere 3 yıl daha eklenebilir (Geçici m.6 ve m.10/6).
Adi suçlarda oran 1/2, denetimli serbestlik 1 yıldır. 7571 sayılı Kanunla değişik Geçici m.10/6 sayesinde istisna dışı suçlarda denetimli serbestlikten 3 yıl erken yararlanılır, süre fiilen 4 yıla çıkar.
Genel rejim uygulanır: adi suçlarda oran 1/2, denetimli serbestlik 1 yıl. Koşullu salıverilme süresi denetimli serbestlik süresini aşmıyorsa hükümlü cezaevine girmeden infazını tamamlayabilir.
Girdi-çıktı uygulaması sona ermiştir. Erteleme veya HAGB yoksa her cezanın en az 5 gün yatarı vardır; koşullu salıverilme süresinin 1/10'u kapalı kurumda geçirilir.
Yatar hesaplama nasıl yapılır, infaz hesaplama 2026 kurallarına göre cezaevinde ne kadar yatılır? Hapis cezası suç türüne göre 1/2, 2/3 veya 3/4 oranıyla çarpılır; çıkan süre koşullu salıverilme süresidir. Bundan denetimli serbestlik süresi (kural 1 yıl; 31.07.2023 ve öncesi istisna dışı suçlarda 4 yıl) ve tutuklulukta geçen günler düşülünce yatar bulunur. Belirleyici tarihler 30.03.2020, 31.07.2023 ve 04.06.2025'tir; kesin hesap infaz savcılığının düzenlediği müddetnamedir.
Müddetnamenizle fark mı çıktı? İlamınızı ve müddetnamenizi gönderin, birlikte kontrol edelim.
Avukata SorDanışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenir.
Programın mantığını doğrulayan avukat anlatımı: kısa tanıtım videosu, altı adımı örneklerle anlatan uzun video ve denetimli serbestlik şartlarını bir dakikada özetleyen kısa video. YouTube videoları gizlilik korumalı yüklenir.
30 saniyede program: yapay zeka destekli infaz hesaplama programının tanıtımı; ses için üzerine gelin veya dokunun.
İnfaz Hesaplama Nasıl Yapılır? 2026 TCK Yatar Hesaplama. Suç türü, suç tarihi, ceza miktarı ve mahsup üzerinden koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tarihlerinin bulunması; 7571 sayılı Kanun sonrası dört infaz rejimi.
Kısa video: Denetimli serbestlik şartları ve yatar hesabı bir dakikada.
Her cevabın ilk cümlesi doğrudan yanıttır; ayrıntı ve dayanak devamında verilmiştir. Rakamlar aksi belirtilmedikçe adi suç, tutukluluk ve tekerrür yok varsayımıyladır.
Hapis cezası güne çevrilir ve suç türüne göre 1/2, 2/3 veya 3/4 oranıyla çarpılarak koşullu salıverilme süresi bulunur. Bu süreden denetimli serbestlik (kural 1 yıl; 31.07.2023 ve öncesi istisna dışı suçlarda 4 yıl) ve tutuklulukta geçen süre düşülünce cezaevinde fiilen yatılacak süre çıkar. Kesin hesap infaz savcılığının müddetnamesiyle yapılır.
Evet. Halk arasında TCK yatar hesaplama denilen işlem, TCK'nın belirlediği cezanın 5275 sayılı İnfaz Kanununa göre ne kadarının cezaevinde geçeceğinin hesabıdır. TCK cezanın miktarını, 5275 sayılı Kanun ise yatar süresini belirler.
Suç 04.06.2025'ten önce işlenmişse adi suçlarda 2 yıl ve altındaki cezalar girdi-çıktıdır, 3 yıl cezada yatar 6 aydır (1 ay kapalı, 5 ay açık). 04.06.2025 ve sonrası suçlarda girdi-çıktı kalktı: 1 yıl cezada 18 gün, 2 yıl cezada 1 ay 6 gün, 3 yıl cezada 1 ay 24 gün kapalıda yatılır, kalan süre denetimli serbestliktir.
Adi suçta koşullu salıverilme 2 yıl; 1 yıl denetimli serbestlik düşülünce yatar 1 yıldır (1 ay kapalı, 11 ay açık). Suç 31.07.2023 veya öncesiyse Geçici m.10/6 ile denetimli serbestlik 4 yıl olduğundan cezaevine girilmez. 2/3 oranlı suçta yatar 1 yıl 8 ay, 3/4 oranlı suçta 2 yıldır.
Adi suçta koşullu salıverilme 3 yıl, yatar 2 yıl (1 ay kapalı, 1 yıl 11 ay açık). Kasten öldürme gibi 2/3 oranlı suçta 3 yıl, uyuşturucu ticareti gibi 3/4 oranlı suçta 3 yıl 6 ay yatılır. 31.07.2023 ve öncesi istisna dışı suçlarda bu süreler 3 yıl kısalır.
Adi suçta koşullu salıverilme 4 yıl, yatar 3 yıl (1 ay kapalı, 2 yıl 11 ay açık). 2/3 oranlı suçta 4 yıl 4 ay, 3/4 oranlı suçta 5 yıl yatılır. 31.07.2023 ve öncesi istisna dışı suçlarda adi suçta yatar sıfıra iner, 3/4 oranlı suçta 2 yıl olur.
TCK 188 için oran 3/4, koşullu salıverilme 7 yıl 6 aydır. Suç 31.07.2023 sonrası ise 1 yıl denetimli serbestlikle yatar 6 yıl 6 ay; 31.07.2023 ve öncesi ise TCK 188 istisna listesinde olmadığından denetimli serbestlik 4 yıl, yatar 3 yıl 6 aydır.
Oran 2/3, koşullu salıverilme 12 yıl. 31.07.2023 sonrası suçta yatar 11 yıl; 31.07.2023 ve öncesinde işlenmiş basit kasten öldürmede (TCK 81) Geçici m.10/6 uygulanır ve yatar 8 yıla iner. TCK 82/1-d, e, f nitelikli hallerinde ilave uygulanmaz, yatar 11 yıldır.
Hayır. 7571 sayılı Kanunla değişen Geçici m.10/6 yalnızca 31.07.2023 ve öncesinde işlenen suçları kapsar. 01.08.2023 ve sonrasında işlenen suçlarda denetimli serbestlik kural olarak 1 yıldır; bu döneme 3 yıl ekleyen hesaplamalar yanıltıcıdır.
Evet. TCK 63 uyarınca gözaltı ve tutuklulukta geçen her gün cezadan mahsup edilir. Mahsup, açık kuruma ayrılma, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme tarihlerinin hepsini öne çeker. Programdaki Giriş ve Çıkışlar sekmesi birden fazla dönemi toplar.
Denetimli serbestlik, koşullu salıverilme tarihinden önce (kural 1 yıl) cezanın yükümlülükler altında dışarıda infazıdır ve hükümlü hâlâ infaz altındadır. Koşullu salıverilme ise cezanın kanuni oranı tamamlanınca iyi halli hükümlünün salıverilmesidir; kalan süre denetim süresidir ve bu sürede kasıtlı suç işlenirse salıverilme geri alınır.
Toplam cezası 10 yıldan az olan iyi halli hükümlü 1 ay, 10 yıl ve üzeri olan cezasının 1/10'unu kapalıda geçirip koşullu salıverilmeye 7 yıl veya daha az süre kalınca açık kuruma ayrılır; cinsel suç, uyuşturucu ticareti, terör ve örgüt suçlarında bu süre 3 yıldır. 04.06.2025 sonrası suçlarda koşullu salıverilme süresinin 1/10'u kapalıda geçer.
İlk tekerrürde koşullu salıverilme oranı en az 2/3 olur ve ceza bitimine kadar mükerrirlere özgü denetim uygulanır. İkinci tekerrürde koşullu salıverilmenin uygulanmayacağına dair eski kural kalktı; 7550 sayılı Kanun ile ikinci tekerrürde koşullu salıverilme oranı 3/4 olarak uygulanır.
Cezanın hesabındaki hata için 5275 sayılı Kanun m.98/1-b uyarınca İnfaz Hakimliğine başvurulur; Yargıtay bu başvurunun bir süreye bağlı olmadığını kabul etmektedir. İnfaz Hakimliğinin ret kararına karşı ise 7 gün içinde itiraz edilir.
Müebbet hapiste koşullu salıverilme için kurumda 24 yıl, ağırlaştırılmış müebbette 30 yıl geçirilmesi gerekir; mükerrirlerde bu süreler 33 ve 39 yıldır. Terör ve örgüt suçlarında müebbet için 30 yıl aranır. Müebbette denetimli serbestlik ve bihakkın tahliye yoktur; tutuklulukta geçen süre bu sürelerden düşülür.
3 yıl ve daha az süreli hapis cezalarında infaz savcılığı çağrı kağıdı gönderir ve hükümlünün 10 gün içinde teslim olması istenir. Süresinde teslim olmayan veya cezası 3 yılı aşan hükümlü hakkında yakalama emri çıkarılır. Erteleme talebi bu 10 günlük süre içinde yapılmalıdır.
Kesinleşmiş hapis cezaları infaz savcılığınca içtima edilir ve koşullu salıverilme toplam ceza üzerinden hesaplanır; farklı oranlı suçlarda her ceza kendi oranıyla hesaplanıp toplanır. Birden fazla süreli hapiste kurumda geçirilecek süre 28 yılı geçemez. Toplam ceza 10 yılı aşarsa kapalıda geçirilmesi gereken süre de 1 aydan cezanın 1/10'una çıkar.
Evet. Toplam cezası 5 yıl ve altında olan taksirli suç hükümlüleri doğrudan açık cezaevine alınır; oran 1/2, denetimli serbestlik 1 yıldır. Trafik kazasında ölüme neden olmaktan 4 yıl ceza alan kişi 1 yıl yatar ve bu süre açık kurumda geçer.
Ödenmeyen adli para cezası önce kamuya yararlı işe, uyulmazsa gün karşılığı hapse çevrilir; çevrilen hapis için koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik uygulanmaz. Tek hükümden çevrilen hapis 3 yılı, birden fazla hükümden çevrilen toplam 5 yılı geçemez; her an ödeme yapılırsa kalan ceza düşer.
Kasıtlı suçta 6 ay, taksirli suçta 1 yıl 6 ay ve altı cezalar konutta, hafta sonu veya geceleyin infaz edilebilir. 65 yaşını bitirmiş erkek, kadın ve çocuklarda 1 yıl, 70 yaş üstünde 2 yıl, 75 yaş üstünde 4 yıl ve altı cezalar konutta çektirilebilir. Kararı infaz hakimliği verir, elektronik kelepçe uygulanabilir.
Denetim süresinde hapis cezası gerektiren kasıtlı bir suç işlenirse koşullu salıverilme geri alınır, kalan ceza aynen cezaevinde infaz edilir ve bu ceza için bir daha koşullu salıverilme yapılmaz. Yükümlülüklere uyulmaması halinde ise kalan cezanın yarısına kadarı infaz edilebilir.
TCK 68 uyarınca 5 yıla kadar hapiste 10 yıl, 5-20 yıl hapiste 20 yıl, 20 yılı aşan hapiste 24 yıl, müebbette 30 yıl, ağırlaştırılmış müebbette 40 yıl içinde infaza başlanmazsa ceza infaz edilemez. Süre kesinleşmeden itibaren işler; yakalama ve teslim olma süreyi keser.
Hayır. 2026'da yürürlükte olan son infaz değişikliği 25.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanundur. 12. Yargı Paketi infaz indirimi içermedi; 13. Yargı Paketinin açıklanan yönü ağır suçlarda sıkılaştırmadır, genel af gündemde değildir.
Aşağıdaki yirmi karar müddetname hesabında en çok uyuşmazlık çıkan konuları kapsar: cezaların toplanması, başka dosyadan mahsup, tekerrür, ikinci kez mükerrirlerde 7550 sayılı Kanun değişikliği, çocuk yaşta geçirilen sürenin artırımlı hesabı, denetimli serbestlik ihlali ve salgın izni. Her kararın altında Daire, tarih ve esas-karar numarası verilmiştir; özetler Av. Çağrı Ayboğa tarafından hazırlanmıştır.
Hükümlünün eski infaz mevzuatına tabi yirmi yıllık hapis cezası ile sonradan işlediği suçtan verilen iki yıl altı aylık hapis cezası, infaz rejimlerinin farklı olduğu gerekçesiyle toplanmamıştır. İlk cezadan koşullu salıverilmesine karar verilmesine rağmen diğer cezası nedeniyle kurumda tutulmaya devam edilmiştir. Kurumdayken işlediği yeni suç üzerine de ilk koşullu salıverilme kararı geri alınmıştır. İlk mahkûmiyet 2002 yılında işlenen öldürme ve silah suçlarına, diğer mahkûmiyet ise 2006 yılında kurumda işlenen yasak eşya sokma suçuna ilişkindir. Hükümlü ilk cezadan 9 Aralık 2010 tarihinde koşullu salıverilmiş sayılmış; buna rağmen fiilen özgürlüğüne kavuşmamıştır. Daha sonra 4 Ağustos 2011 tarihinde işlenen kamu malına zarar verme suçu, ilk cezanın geri alınmasına dayanak yapılmıştır.
Ceza Genel Kurulu, toplamanın amacını aynı hükümlü için tek bir koşullu salıverilme tarihi ve deneme süresi belirlemek olarak açıklamıştır. Suç tarihi ve infaz rejimi farklılığı, somut olayda cezaların toplanmasına engel görülmemiştir. Her ceza yönünden kurumda geçirilmesi gereken süre müddetnamede ayrı ayrı gösterilmeli, tahliye tarihleri toplam ceza üzerinden belirlenmelidir. İnceleme, üst sınırın aşılmadığı ve hücrede tecrit gerektiren cezanın bulunmadığı olayla sınırlı yapılmıştır. Kurulun yaklaşımında toplama, hafif cezanın ağır ceza içinde erimesi veya her cezanın infaz rejiminin değişmesi anlamına gelmemektedir. Cezalar bağımsızlıklarını korumakta, sadece bunların infazı ile koşullu salıverilme sonrasındaki deneme dönemlerinin çakışması önlenmektedir. Bu nedenle eski rejime tabi cezanın kurumda geçirilecek bölümü eski hükümlere, yeni rejime tabi cezanınki kendi hükümlerine göre bulunarak ortak takvime aktarılmalıdır.
Cezalar birlikte değerlendirilseydi yeni suçun koşullu salıverilme tarihinden önceye denk geleceği ve geri alma sonucunun doğmayacağı belirlenmiştir. Başsavcılık itirazı kabul edilmiş, Özel Dairenin kanun yararına bozma kararı kaldırılmış ve bozma istemi reddedilmiştir. Geri alma kararının infazının durdurulmasına, toplama kararı alınarak yeni müddetname düzenlenmesine karar verilmiştir. Ayrı takvim uygulanması, hükümlünün henüz kurumda başka cezasını çekerken ilk cezası yönünden dışarıda deneme dönemine geçmiş kabul edilmesine yol açmıştır. Bu hukuki sonuç, cezaların birlikte hesaplanmasının amacıyla bağdaşmamıştır. Kurul, sadece geri alma kararını değerlendirmekle yetinmeyip bu sonuca neden olan toplama eksikliğinin giderilmesini de istemiştir. Yeniden düzenlenecek belge, bütün mahkûmiyetlerin kurumda geçirilmesi gereken sürelerini birlikte yansıtacaktır. Böylece ayrı infaz takvimlerinin hükümlü aleyhine çakışması önlenmiştir.
Nitelikli öldürme ve yağma suçlarından verilen cezalar, eski Türk Ceza Kanununun içtima hükümleri uygulanarak birleştirilmiş ve müebbet ağır hapis cezasının belirli bölümünün hücrede geçirilmesine hükmedilmiştir. Uyuşmazlık, lehe kanunun her suçun bağımsız cezası üzerinden mi, yoksa cezaların birleştirilmesi sonunda ortaya çıkan sonuç üzerinden mi belirleneceğine ilişkindir. Yağma suçu bakımından bağımsız karşılaştırma yapılmamıştır. Yerel mahkeme, yağma nedeniyle belirlenen cezayı öldürme cezasıyla birleştirerek iki yıl geceli gündüzlü hücrede tecrit içeren bir sonuç benimsemiştir. Başsavcılığın itirazında ise suçların sübutu tartışılmamış; yeni kanunun hak yoksunlukları ve yağma yaptırımı yönünden daha elverişli sonuç doğurabileceği üzerinde durulmuştur. Böylece inceleme, fiillerin yeniden ispatından çok uygulanacak kanunun hangi yöntemle seçileceğine odaklanmıştır.
Ceza Genel Kurulu, cezaların toplanmasını bir infaz kurumu olarak değerlendirmiştir. İçtimaya giren suçlar hukuki bağımsızlıklarını koruduğundan, önce her suç bakımından eski ve yeni kanunların ilgili hükümleri karıştırılmadan uygulanmalı, sonuçlar karşılaştırılmalıdır. Suçun yaptırımını belirleyen maddi ceza hükümleriyle infaz hükümleri aynı karşılaştırma içinde birbirine karıştırılamaz. İnfaz ve içtima uygulamasındaki lehe hatalar da tek başına kazanılmış hak oluşturmaz. Kararda basit matematiksel toplamayla hâkimin takdirini gerektiren eski içtima işlemleri birbirinden ayrılmıştır. Süreli cezaların toplanması kural olarak hükmün esasını değiştirmezken, eski düzenlemedeki hücrede geçirilmesi gereken sürenin belirlenmesi yargısal değerlendirme gerektirmektedir. Bu ikinci durumda duruşmalı inceleme ve temyiz yolu önem taşımaktadır. Dolayısıyla içtimanın infaz işlemi olması, her içtima kararının aynı usulle ve aynı aşamada verileceği anlamına gelmemektedir.
Kurul, somut olayda yağma yönünden yeni kanunun daha lehe sonuç verebilme ihtimalinin ayrıca incelenmesini gerekli bulmuştur. Her suçun nihai cezası belirlendikten sonra, suç tarihine göre uygulanması gereken içtima kuralları değerlendirilmelidir. Başsavcılık itirazı kabul edilerek onama kararı kaldırılmış ve yerel mahkeme hükmü bozulmuştur. Kurulun çözümünde önce öldürme, ardından yağma yönünden bağımsız lehe kanun karşılaştırması yapılacaktır. Her fiile ait sonuç ceza belirlendikten sonra, suçların 1 Haziran 2005 öncesinde işlenmesinden doğan içtima meselesi ayrıca çözülecektir. Bir suç için elverişli görülen yaptırımın, diğer suçun cezasıyla birleştirildiğinde ortaya çıkan görünüm nedeniyle baştan elenmesi kabul edilmemiştir. Bozma, bu sıralamaya uygun yeni değerlendirme yapılmasını gerektirmiştir. Karar, özellikle eski ve yeni kanun dönemlerine uzanan mahkûmiyetlerde hesaplamanın başlangıç noktasını göstermektedir.
Hükümlü, koşullu salıverilmesinden sonra işlediği yeni suç nedeniyle bir yıl üç ay hapis cezasına mahkûm edilmiş, bu dosyada bir yıl üç ay on altı gün tutuklu kalmıştır. Yeni suç ayrıca önceki koşullu salıverilmenin geri alınmasına neden olmuştur. Sonraki dosyadaki tutukluluğun, aynen infazına karar verilen önceki bakiye cezadan hangi ölçüde düşülebileceği tartışılmıştır. İlk mahkûmiyet 1994 yılında kesinleşmiş, hükümlü bu cezadan 1996 yılında koşullu salıverilmiştir. İkinci suç 2000 yılında işlenmiş ve bu dosyadaki mahkûmiyet 2003 yılında kesinleşmiştir. Tutukluluk da ikinci dosyaya ilişkindir. Dolayısıyla sonradan yaşanan özgürlük kısıtlamasının daha önceki cezaya aktarılması tartışılırken, yalnız ilk mahkûmiyetin kesinleşmiş olmasına dayanılarak mahsup olanağı bütünüyle reddedilemez.
Ceza Genel Kurulu, tutukluluğun mutlaka mahsup edilecek cezaya ait dosyada yaşanmasını aramamıştır. Esas alınacak zaman ölçütü, mahsubun istendiği mahkûmiyete konu suçun, tutuklu kalınan dosyadaki hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesidir. Somut olayda bu koşul gerçekleşmiştir. Bununla birlikte ikinci dosyadaki tutukluluk öncelikle o dosyanın cezasını karşılamalı; aynı süre iki ayrı mahkûmiyetten düşülerek mükerrer yararlanma sağlanmamalıdır. Önceki suç zaten ikinci dosyadaki kararın kesinleşmesinden önce işlendiğinden, fazla tutukluluğun ileride işlenecek bir suç için kullanılmasına ilişkin sakınca somut olayda bulunmamaktadır. Buna karşılık ikinci suçun cezası henüz tutuklulukla karşılanmadan bütün sürenin ilk cezaya aktarılması, ikinci cezanın infazını karşılıksız bırakacaktır. Kurul, mahsup kurumunun amacını özgürlükten yoksun kalınan gerçek fazla süreyi gidermek olarak ele almıştır.
Kurul, koşullu salıverilmeyle infazın sona ermediğini vurgulayarak, ikinci cezadan koşullu salıverilmeye kadar geçirilmesi gereken sürenin aşılmış olmasını yeterli bulmamıştır. Başka cezadan indirilebilecek bölüm, bir yıl üç aylık mahkûmiyetin tamamını aşan on altı gündür. Koşullu salıverilme için gereken sürenin dolması, ikinci cezanın bütün hukuki sonuçlarıyla infaz edildiğini göstermediğinden, bu eşiğin üzerindeki günler kendiliğinden artık tutukluluk sayılamaz. İkinci cezanın tamamı tutuklulukla karşılandığı için ayrıca iki cezanın toplanması yoluyla farklı bir sonuç kurulması da uygun görülmemiştir. On altı günün indirilmesi, fiilen yaşanmış ve mahkûmiyetin tamamını aşmış özgürlük kaybına dayanmaktadır. Bu sürenin önceki bakiye cezadan düşülmesini hukuka uygun bulmuş; aksi yöndeki kanun yararına bozma kararına karşı Başsavcılık itirazını kabul etmiştir.
Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından mahkûm edilen sanığın cezalarının mükerrirlere özgü rejimde infazına karar verilmiştir. Ancak tekerrüre dayanak gösterilen doğrudan para cezası, kararın verildiği dönemdeki usul hükümleri gereğince kesin nitelikte olduğundan tekerrüre elverişli değildir. Sanığın sicilinde ise tekerrüre esas alınabilecek başka bir mahkûmiyet bulunmaktadır. Bu yanlışlığın infaz süresine etkisi tartışılmıştır. Uyuşmazlıkta mahkemenin mükerrirlik konusunda açık bir karar vermiş olması belirleyicidir. Bu nedenle hiç tekerrür uygulanmamış bir hükümden farklı bir durum vardır. Yanlışlığın kaynağı sanığın mükerrir sayılması değil, bu sonuca dayanak gösterilen ilamın dönemin usul kanununca tekerrüre elverişsiz kabul edilmesidir. Dosyadaki başka mahkûmiyetin varlığı, yanlış dayanağın düzeltilmesi imkânını gündeme getirmiştir.
Ceza Genel Kurulu, hatalı ilamın çıkarılmasının tekerrür uygulamasının bütünüyle kaldırılmasını zorunlu kılmadığını kabul etmiştir. Mahkeme sanığın mükerrirliğini belirlemiş olduğundan, elverişli diğer mahkûmiyet esas alınarak düzeltme yapılabilir. Bununla birlikte, sanık aleyhine başvuru bulunmaması hâlinde düzeltme sonucunda koşullu salıverilme süresine eklenecek miktar ağırlaştırılamaz. Tekerrüre dayanak ilamın kimliği ile infaza eklenecek sürenin sınırı ayrı değerlendirilmiştir. Kurul, tekerrürün yalnız infaz makamının kendiliğinden ekleyebileceği sıradan bir sonuç olmadığını da açıklamıştır. Bununla birlikte mahkûmiyet hükmünde tekerrür rejimi kurulmuş ve yargısal irade ortaya konulmuştur. Bu durumda düzeltmenin kapsamı, geçerli ilamı belirlemekle sınırlı tutulurken hükümlünün kanun yoluna başvurması nedeniyle daha uzun kurum süresine maruz kalmaması gerekir. İnfaza eklenecek miktar bu korumanın somut ölçütüdür.
Kurul, geçersiz dayanak yerine sicildeki elverişli mahkûmiyetin yazılmasına, ancak infaza eklenecek miktarın önceki kararda gösterilen 435 liralık para cezası esas alınarak belirlenmesine karar vermiştir. Başsavcılık itirazı değişik gerekçeyle kabul edilmiş ve hüküm düzeltilerek onanmıştır. Böylece hükümden tekerrürün tamamen çıkarılması talebiyle, daha ağır geçmiş cezanın bütün sonuçlarının uygulanması arasında ayrı bir çözüm benimsenmiştir. Geçerli mahkûmiyet tekerrür statüsüne dayanak yapılmış, fakat koşullu salıverilme hesabındaki ek yük önceki parasal cezanın sınırıyla korunmuştur. Düzeltme yeniden yargılama gerektirmediğinden doğrudan yapılmıştır. Bu sonuç, dayanağı değiştirmekle hükümlünün kurumda geçireceği süreyi artırmanın aynı işlem olmadığını somutlaştırmaktadır. Karar, tekerrür hatasının giderilmesi sırasında yalnız yeni ilama bakılmayacağını; kanun yolundaki aleyhe değiştirme yasağının infaz hesabında da gözetileceğini ortaya koymaktadır.
Kasten yaralama suçundan dokuz ay hapis cezası verilen sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanmıştır. Dayanak mahkûmiyetler incelendiğinde ceza kararnamesiyle verilmiş bir hüküm, sonraki suçtan sonra kesinleşen kararlar ve eski kanun uyarınca ertelenmiş bir hapis cezası bulunduğu görülmüştür. Erteli cezanın tekerrüre esas alınıp alınamayacağı ve hangi sürenin uygulanacağı uyuşmazlık konusu olmuştur. Başsavcılık, önceki mahkûmiyetin kesinleşmesinden itibaren üç yıllık sürenin geçtiğini ileri sürerek tekerrürün kaldırılmasını istemiştir. Ancak eski sisteme göre ertelenmiş ceza bakımından kesinleşme, infaz ve deneme döneminin hukuki sonuçları birbirinden ayrılmalıdır. Sonraki suçun deneme süresi içinde işlenmiş olması, erteli mahkûmiyetin durumunu doğrudan etkilemektedir. Sırf kesinleşme tarihinden süre yürütülmesi bu özelliği karşılamamaktadır.
Ceza Genel Kurulu, eski düzenlemeye göre ertelenmiş mahkûmiyetin deneme süresi içinde yeni kanun döneminde suç işlenmesi hâlinde tekerrüre dayanak olabileceğini kabul etmiştir. Bu mahkûmiyetin deneme süresi, ertelemenin bağlı olduğu eski kanun hükümlerine göre belirlenmelidir. Yeni kanunun ertelemeye ilişkin süreleri seçilerek eski mahkûmiyete uygulanamaz. Böylece erteleme kurumunun hukuki sonuçlarının farklı dönemlerden hükümler seçilerek değiştirilmesi önlenmiştir. Kurul, önceki hüküm hakkında sonradan yürürlüğe giren mevzuat nedeniyle uyarlama yapılıp yapılmadığının da önem taşıyabileceğini belirtmiştir. Uyarlama, tekerrüre dayanak cezanın niteliğini veya miktarını, dolayısıyla infaza eklenecek süreyi etkileyebilir. Bununla birlikte çoğunluk, gerekli araştırmanın hüküm kesinleştikten sonra infaz aşamasında da yapılabileceğini kabul etmiştir. Savcılığın gerektiğinde hükmü veren mahkemeden uyarlama istemesi mümkün görülmüştür.
Somut olayda ceza kararnamesiyle verilen hüküm yerine tekerrüre elverişli erteli mahkûmiyetin esas alınması uygun bulunmuştur. Buna karşılık aleyhe değiştirme yasağı korunmuş, koşullu salıverilme süresine eklenecek miktarın önceki uygulamada esas alınan 385.314.000 liralık ağır para cezasına göre sınırlandırılması kabul edilmiştir. Başsavcılık itirazı reddedilmiştir. Bu nedenle inceleme, eski mahkûmiyetin hiçbir araştırma yapılmadan değişmez kabul edilmesine dayanmamaktadır. Tekerrür statüsü korunmuş; önceki hükmün sonraki mevzuat karşısındaki durumunun infaz sırasında araştırılabilmesi açık bırakılmıştır. Ayrıca önceki ceza kararnamesindeki tutarın ek süreye sınır oluşturması, elverişli erteli hapis cezasının daha ağır sonucunun doğrudan yüklenmesini önlemiştir. İnfaz hesabında hem uyarlamanın sonucu hem de kanun yolundan doğan koruma dikkate alınacaktır. Karar, tekerrüre dayanak ilamın geçerliliğiyle bu ilamın infaz süresine yansıtılabilecek sonucunu ayrı incelemektedir.
6136 sayılı Kanuna aykırılık suçundan bir yıl hapis ve adli para cezasına mahkûm edilen sanığın hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. Ancak birden fazla geçmiş mahkûmiyeti bulunan sanık yönünden hangi ilamın tekerrüre esas alındığı hükümde belirtilmemiştir. Başsavcılık, bu eksikliğin sanık lehine sonuç doğurması gerektiğini ileri sürmüştür. Başsavcılığın yaklaşımı, hükümde belirli bir geçmiş mahkûmiyet yazılmadığı için en ağır ilamın sonradan seçilmesinin sanık aleyhine olacağı düşüncesine dayanmaktadır. Bu nedenle tekerrüre elverişli mahkûmiyetlerden daha hafif olanın belirtilmesini istemiştir. İncelemede ise hükmün tekerrür rejimini açıkça kurduğu, eksikliğin sadece dayanak mahkûmiyetin kimliğine ilişkin bulunduğu görülmüştür. Tartışma, bu eksikliğin infaza etkisi üzerinde yoğunlaşmıştır.
Ceza Genel Kurulu, hükümde tekerrüre esas ilamın açıkça yazılmasını zorunlu kılan bir düzenleme bulunmadığını kabul etmiştir. Mükerrirlere özgü rejimin uygulanmasına hükmedilmesi yeterli görülmüş; elverişli geçmiş mahkûmiyetler arasından en ağırının infaz aşamasında esas alınması gerektiği açıklanmıştır. İncelenen düzenlemede tekerrür nedeniyle koşullu salıverilme süresine eklenecek miktarın üst sınırı, tekerrüre esas cezanın ağırlığına bağlandığından, bu seçimin hesaplamaya doğrudan etkisi bulunmaktadır. Kurul, sanığın adli sicil kaydının kendisine okunması hâlinde tekerrür konusunda savunma imkânı sağlanmış olacağını da değerlendirmiştir. Önceki hükümlere ilişkin uyarlama araştırmasının gerektiğinde infazda yapılabilmesi kabul edilmiştir. Ayrıca mükerrirlik nedeniyle infaz sonrası denetimli serbestlik uygulanması, bu rejimin zorunlu sonucu olarak ele alınmıştır. Böylece dayanak ilamın gösterilmesi, savunma hakkı ve infaz sonrası tedbir birbirinden ayrılarak tartışılmıştır.
Somut olayda geçmiş ilamlardan birinin gösterilmemiş olması, infaz hesabında en hafif mahkûmiyetin seçilmesini gerektiren bir kazanım sayılmamıştır. Kurul, tekerrüre elverişli mahkûmiyetlerden en ağırının Cumhuriyet savcılığınca infaz sırasında dikkate alınmasını uygun bulmuş ve Başsavcılık itirazını reddetmiştir. Kararda, hiç tekerrür uygulanmaması hâlinde aleyhe başvuru yokken sonradan tekerrür eklenememesiyle mevcut tekerrürün dayanağının belirlenmesi aynı sayılmamıştır. Hükümde birden fazla elverişli ilamdan hafif olanı açıkça seçilmişse bunun yaratacağı koruma da ayrı bir sorundur. Somut olayda böyle bir seçim bulunmadığından en hafif ilama göre hesap zorunluluğu doğmamıştır. İtirazın reddiyle infaz makamının elverişli en ağır mahkûmiyeti değerlendirmesi benimsenmiştir. Karar, hükümde hiç tekerrür uygulanmamasıyla, uygulanmasına karar verilip dayanak ilamın yazılmaması arasındaki ayrım üzerinden infaz hesabının nasıl kurulacağını göstermektedir.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan üç yıl dokuz ay hapis cezası verilen sanık hakkında ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine hükmedilmiştir. Başsavcılık, ilk tekerrüre dayanak oluşturan eski mahkûmiyetteki suç tarihinin yeni Türk Ceza Kanunu öncesine ait olduğunu belirterek ikinci kez tekerrür uygulanamayacağını savunmuştur. İnceleme, tekerrür zincirinin kurulabilme koşullarına yönelmiştir. İlk mahkûmiyet, 16 Nisan 1998 tarihinde işlenen yaralama fiiline ilişkindir ve cezanın yerine getirilme tarihi 12 Aralık 2004 olarak görünmektedir. Sonraki mahkûmiyetin suçu 15 Kasım 2006 tarihlidir; bu hükümde ilk mahkûmiyet nedeniyle birinci tekerrür uygulanmıştır. İncelenen yeni yaralama ise 9 Nisan 2014 tarihinde işlenmiştir. Bu sıralama, tekerrür zincirinin tarihsel temelini oluşturmaktadır.
Ceza Genel Kurulu, tekerrür bakımından önceki hükmün kesinleşmesiyle sonraki suçun işlenmesi arasındaki sıranın belirleyici olduğunu açıklamıştır. Önceki cezanın mutlaka infaz edilmiş olması aranmadığı gibi, tekerrüre elverişli ilk suçun 1 Haziran 2005 öncesinde işlenmesi de tek başına engel değildir. Birinci tekerrür uygulanan mahkûmiyet kesinleştikten sonra yeniden tekerrürü gerektiren suçun işlenmesi, ikinci tekerrür yönünden değerlendirilmelidir. Kurul, eski kanunda tekerrürün ceza artırım nedeni olmasına karşılık yeni sistemde koşullu salıverilme ve infaz rejimi üzerinde sonuç doğurduğunu açıklamıştır. Ancak bu yapısal değişiklik, eski dönemde işlenen bütün suçların tekerrür bakımından yok sayılması sonucunu doğurmamaktadır. İlk suçun tekerrüre elverişli olması ve sonraki suçların kesinleşme sırasına uygun biçimde işlenmesi yeterlidir. Önceki mahkûmiyetin yeni kanundan önceye ait olması tek başına zinciri kesmez.
Dosyada 1998 tarihli suça ilişkin mahkûmiyetin, 2006 yılında işlenen suçun yargılamasında birinci tekerrüre esas alındığı; bu kararın da sonraki yaralama suçundan önce kesinleştiği belirlenmiştir. Kurul, ilk suçun tarihine dayanan itirazı yerinde görmeyerek ikinci defa tekerrür tespitini korumuştur. Başsavcılık itirazı oy birliğiyle reddedilmiştir. Birinci tekerrürün uygulandığı kararın 20 Haziran 2012 tarihinde kesinleşmesi, 2014 yılındaki yeni suçtan önce gerçekleşmiştir. Böylece tartışma, sadece sicilde birden fazla mahkûmiyet bulunmasına indirgenmemiş; aradaki hükümde gerçekten tekerrür uygulanıp uygulanmadığı ve bu hükmün ne zaman kesinleştiği incelenmiştir. Başsavcılığın ilk suçun eski tarihli olmasına dayanan gerekçesi kabul edilmemiştir. İkinci tekerrürün hukuki dayanağı bu kesinleşmiş ara hükümle kurulmuştur. Kararın konusu tekerrür statüsünün belirlenmesi olup, sonraki mevzuatın öngördüğü koşullu salıverilme oranı ayrıca infaz hesabının konusudur.
Çeşitli suçlardan cezaları toplanan hükümlünün müddetnamesine karşı yapılan başvuruda, ikinci kez tekerrüre tabi cezalarının diğerlerinden ayrılarak öncelikle infaz edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Başvuru, ikinci kez mükerririn koşullu salıverilmeden yararlanamayacağını öngören eski düzenlemeye dayandırılmıştır. Dosya Yargıtayda incelenirken ikinci kez tekerrüre ilişkin kanun hükmü değiştirilmiştir. Ayrıca hükümlünün açık kurumdan firarının eski indirim hükümlerine etkisi bulunmaktadır. Hükümlünün cezaları hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal, hakaret, kaçma ve başka suçlara ilişkindir. Şikâyete konu belge, her mahkûmiyetin tabi olduğu rejimi göstererek ortak tahliye hesabı kurmuştur. Bozma isteminde ise belgede ikinci kez tekerrürlü mahkûmiyet bulunduğu kabul edilerek ayrı müddetname düzenlenmesi savunulmuştur. Daire, bu kabulün belgedeki gerçek açıklamalarla örtüşüp örtüşmediğini ayrıca incelemiştir.
Daire, 4 Haziran 2025 tarihli değişiklikten sonra ikinci kez mükerrirlere özgü rejimdeki mahkûmiyetin diğer cezalardan önce ve ayrı infaz edilmesi gerektiği yaklaşımının sürdürülmesine gerek kalmadığını açıklamıştır. Koşullu salıverilme kapsamına giren bu mahkûmiyetler diğer cezalarla toplanmalı, kurumda iyi hâlli geçirilmesi gereken süre buna göre belirlenmelidir. Her mahkûmiyetin suç tarihi ve bağlı olduğu infaz rejimi hesapta ayrı gösterilmelidir. Eski düzenlemede koşullu salıverilme uygulanmayan ikinci tekerrür cezasının öncelikle çektirilmesi gerektiği kabul edilirken, yeni kanun bu dayanağı değiştirmiştir. Daire bu nedenle önceki yaklaşımı kanun değişikliğinden bağımsız biçimde sürdürmemiştir. Toplama imkânı değerlendirilirken cezanın yeni mevzuata göre koşullu salıverilme kapsamına girip girmediği dikkate alınmıştır. Bu değerlendirme, ilk derece kararının tarihindeki hukuki durumla sınırlı tutulmayan bir infaz incelemesidir.
Somut müddetnamede koşullu salıverilmeyi bütünüyle engelleyen ikinci tekerrür mahkûmiyetinin bulunmadığı, farklı mahkûmiyetlerin rejimlerinin ayrı gösterildiği belirlenmiştir. Hükümlünün firarı nedeniyle eski infaz kanunundaki aylık altı günlük indirimden yararlanamaması da hukuka uygun bulunmuştur. Kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir. Müddetnamede birinci kez mükerrirlere özgü rejimdeki cezalarla diğer cezaların ayrı oranlara göre gösterildiği saptanmıştır. Firarın tarihi 4 Kasım 2021 olup eski infaz mevzuatında aylık ek indirimden yararlanmayı engelleyen hüküm bu olaya uygulanmıştır. Böylece kanun değişikliğinin lehe yönü değerlendirilirken firarın bağımsız hukuki sonucu da korunmuştur. Ret kararı, bozma istemindeki varsayımın somut belgeyle ve değişen kanunla birlikte incelenmesinden doğmuştur. Karar, hem inceleme sırasında yürürlüğe giren lehe değişikliğin hem de firarın etkisinin müddetname denetiminde birlikte ele alınmasını göstermektedir.
Hükümlünün ikinci tekerrüre tabi cezaları infaz edilirken başka cezaları sırada bekletilmiş, her iki grup için ayrı müddetnameler düzenlenmiştir. Hükümlü, 2004 yılında tutuklu kaldığı sürenin hâlen çektiği cezadan indirilmesini istemiştir. İnfaz edilmekte olan mahkûmiyetlerin suç tarihleri ise bu tutukluluğun ait olduğu hükmün kesinleşmesinden sonraya rastlamaktadır. Talep reddedilince müddetnamenin eksikliği de incelemeye taşınmıştır. Mahsubu istenen tutukluluk 14 Haziran 2004 ile 9 Şubat 2005 arasındadır. Bu dosyadaki mahkûmiyetler 31 Ocak 2007 tarihinde kesinleşmiştir. Hâlen infaz edilen ikinci tekerrürlü mahkûmiyetlerin suçları ise 2018 ve sonraki yıllara aittir. Böylece tutukluluğun eski olması tek başına yeterli görülmemiş, hangi mahkûmiyetin cezasından düşülmek istendiği belirleyici kabul edilmiştir.
Daire, eski tutukluluğun, sonradan işlenmiş suçlara ait mevcut cezadan düşülemeyeceğini kabul etmiştir. Buna karşılık sırada bekleyen cezaların infazına başlandığında mahsup değerlendirmesi yapılabileceğini açıklamıştır. Bu ikinci müddetnamede muhtemel kuruma giriş ve tahliye tarihleri gösterilmesine rağmen gözaltı, tutukluluk, denetimli serbestlik veya kısmen infaz edilmiş süreler hakkında açıklama bulunmaması, hesaplamanın denetlenmesini engelleyen bir eksiklik olarak görülmüştür. Sıradaki belge, hükümlünün önce ikinci tekerrürlü cezayı bitireceği varsayımıyla ileride başlayacak infazı göstermektedir. Ancak bu belgenin toplam cezayı hangi önceki infaz süreleriyle ilişkilendirdiği açıklanmamıştır. Hükümlünün aynı süreyi tekrar çekeceği yönündeki iddiası karşısında, yalnız başlangıç ve bitiş tarihleri yazılması yeterli değildir. Her mahkûmiyet bakımından geçmişte karşılanmış bölüm bulunup bulunmadığı belirlenerek hesabın dayanakları görünür hâle getirilmelidir.
Daire ayrıca ikinci kez tekerrüre ilişkin 2025 değişikliğinden sonra bu cezaların öncelikle infaz edilmesi gerekmediğini, diğer mahkûmiyetlerle toplanarak hesaplama yapılması gerektiğini belirtmiştir. Mevcut cezadan doğrudan mahsup talebinin koşulları bulunmasa da sırada bekleyen müddetnamenin açıklamasız bırakılması nedeniyle itiraz haklı bulunmuştur. İtiraz merciinin kararı kanun yararına bozulmuştur. Dairenin kabulü, eski tutukluluğun hemen mevcut cezadan düşülmesine yönelik bir karar değildir. Bu talep zaman koşulu bakımından uygun bulunmamış, fakat ayrı müddetnamenin açıklamasız bırakılmasına ilişkin itiraz haklı görülmüştür. Ayrıca kanun değişikliğiyle ikinci tekerrürlü cezaların ayrı sıraya alınmasının dayanağı ortadan kalktığından toplama düzeninin yeniden ele alınması gerekmektedir. Yeni hesap, hem ceza gruplarını hem daha önce infaz edilmiş süreleri birlikte denetlemeye elverişli olmalıdır. Böylece mahsup talebinin reddiyle müddetnamenin denetlenebilir olması zorunluluğunun farklı meseleler olduğu ortaya konulmuştur.
Nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen hapis cezalarıyla adli para cezalarından çevrilen hapisler birlikte değerlendirilmiş, müddetnamede koşullu salıverilme süresi yirmi sekiz yıl üzerinden belirlenmiştir. Hükümlünün hesaplamaya itirazı reddedilmiştir. İncelemede, doğrudan hükmedilen hapis ile para cezasının ödenmemesi nedeniyle çektirilecek hapsin aynı koşullu salıverilme hesabında nasıl ele alınacağı tartışılmıştır. Dosyada para cezasından çevrilen toplam 2520 günlük hapis bulunmaktadır. Hükümlü, koşullu salıverilme hesabının yarı oran üzerinden yapılmasını istemiş; yerel merciler ise birden fazla süreli hapis için yirmi sekiz yıllık tavanın esas alındığını belirterek talebi reddetmiştir. Ancak hesapta adli para cezalarından çevrilmiş günler de bulunmaktadır. Uyuşmazlık bu nedenle sadece bir oran seçimi değildir; farklı nitelikteki hapislerin aynı tavanın içinde sayılıp sayılamayacağına ilişkindir.
Daire, adli para cezasından çevrilen hapsin toplama kararına ancak ceza infaz kurumunda infaz edilme aşamasına geldiğinde alınabileceğini belirtmiştir. Bu cezanın infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmadığından, süreli hapis cezalarına ilişkin üst sınır içinde karşılanmış sayılması mümkün değildir. Kamuya yararlı işte çalıştırmaya ilişkin infaz aşaması da gözetilmeli; doğrudan hapisle para cezasından dönüşen hapsin hukuki rejimleri hesaplamada korunmalıdır. Kararda, para cezasının ödenmemesinden sonra kamuya yararlı işte çalıştırma aşamasının bulunduğu açıklanmıştır. Hükümlünün zaten ceza infaz kurumunda bulunması hâlinde bu yaptırımın ilgili usule göre bekletilmesi de değerlendirilmiştir. Dolayısıyla her para cezası, sadece ödenmediği gerekçesiyle doğrudan diğer hapislerle aynı anda toplanmış kabul edilemez. Cezaevinde infaz edilme aşamasına ulaşılıp ulaşılmadığı, toplama işleminin ön koşulu olarak ele alınmıştır.
Birden fazla hükümle verilen para cezalarından çevrilen hapsin beş yıllık sınırı aşmayacak biçimde, koşullu salıverilme süresine eklenerek infaz edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Müddetnamede bu ayrımı ve para cezasından çevrilen hapsin çektirilme koşullarını açıklayan kayıt bulunmalıdır. İtirazın reddine ilişkin karar kanun yararına bozulmuştur. Birden çok para cezasından çevrilen hapislerdeki beş yıllık sınır, doğrudan verilen hapislerin koşullu salıverilme tavanından farklı bir sınırlamadır. Para cezasından dönüşen 2520 günün bütünü yirmi sekiz yıllık hesabın içinde tüketilmiş sayılırsa koşullu salıverilmenin uygulanmadığı ceza fiilen bu imkândan yararlandırılmış olur. Daire bu sonucu kabul etmemiştir. Müddetnamede her iki bölümün hangi koşullarda tamamlanacağını açıklayan şerh bulunmasını istemiştir. Karar, toplama yapılmasının farklı nitelikteki bütün cezaları tek bir tahliye oranına veya üst sınırına tabi kılmadığını göstermektedir.
Üç ayrı nitelikli yağma suçundan toplam otuz altı yıl hapis cezası bulunan hükümlüye müddetname tebliğ edilmiştir. Müdafii, örgüt suçuna ilişkin hükmün zamanaşımı nedeniyle düşmesi karşısında uygulanacak infaz oranının değiştirilmesini istemiştir. İnfaz hâkimliği, tebliğden itibaren on beş günlük sürenin geçirildiği gerekçesiyle esasa girmeden ret kararı vermiş; ağır ceza mahkemesi de bu karara itirazı reddetmiştir. Müddetname 11 Nisan 2023 tarihinde tebliğ edilmiş, müdafiin hesaplamayı değiştirmeye yönelik başvurusu 7 Ağustos 2023 tarihli dilekçeyle yapılmıştır. Yerel merciler bu tarih aralığını esas alarak başvuruyu süreden kapatmıştır. Oysa ileri sürülen sorun, örgüt mahkûmiyetinin durumuyla bağlantılı olarak cezanın hangi infaz rejimine göre çektirileceğidir. Hükümlü belirli bir kurum işlemini değil, süresini gösteren hesabın doğruluğunu tartışmaktadır.
Daire, başvurunun niteliğini çektirilecek cezanın hesabındaki duraksamanın giderilmesi kapsamında değerlendirmiştir. Bu konuda infaz hâkimliğinden her zaman karar istenebileceğini ve müddetnameye itiraz için ayrıca süre sınırı belirlenmediğini açıklamıştır. Kurum işlemleri ve diğer infaz kararları hakkındaki genel şikâyet süresi, müddetnamedeki ceza hesabına yönelik bu başvuruya uygulanamaz. Belgenin tebliğ edilmiş olması da yanlış hesabın incelenmesini kendiliğinden engellemez. Daire, süre belgesini ceza infaz kurumuna alınma ve salıverilme tarihleriyle mahkûmiyet süresini gösteren belge olarak ele almıştır. Böyle bir hesabın yanlışlığının süre geçmesiyle denetim dışı kalması kabul edilmemiştir. Çektirilecek cezanın hesabında duraksama varsa infaz hâkimliğinden karar istenmesini öngören düzenleme, başvurunun ayrı hukuki dayanağıdır. Bu nedenle genel şikâyet hükümleri, özel hesap denetimi yolunu kapatacak biçimde uygulanamaz.
Yargıtay, süre nedeniyle ret yaklaşımını hukuka aykırı bularak itiraz merciinin kararını kanun yararına bozmuştur. Bu kararla hükümlünün istediği infaz oranının doğrudan kabulüne hükmedilmemiş; hesap itirazının esasının incelenmesi gerektiği belirlenmiştir. Dolayısıyla kararın sonucu, başvurunun süreden kapatılmasının önlenmesidir. Bozmanın kapsamı, infaz hâkimliğine yapılan hesap itirazının süreye tabi tutulmasıyla sınırlıdır. İnfaz hâkimliğinin daha sonra esas hakkında vereceği karara karşı başvurunun kendi kanun yolu koşulları bundan farklıdır. Ayrıca örgüt suçundan düşme kararı verilmesinin diğer mahkûmiyetlerin oranını otomatik değiştirdiği yönünde bir sonuç kurulmamıştır. Yeniden incelemede ilgili ilamlar ve uygulanacak rejim değerlendirilecek, ardından ceza hesabına ilişkin gerekçeli karar verilecektir. Hangi infaz rejiminin uygulanacağı ve istenen oranın koşullarının oluşup oluşmadığı, esasa girilerek yapılacak değerlendirmede çözülecektir.
Cezaları toplanarak infaz edilen hükümlü, koşullu salıverildikten sonra denetim süresinde yeni suçlar işlemiştir. Koşullu salıverilme geri alınırken yeni suç tarihiyle önceki müddetnamede gösterilen hak ederek tahliye tarihi arasındaki sürenin aynen çektirilmesine karar verilmiştir. Sonradan düzenlenen müddetnamede ise artık yıllar hesaba katılarak hak ederek tahliye tarihi üç gün öne çekilmiştir. Hükümlünün önceki kararın düzeltilmesi talebi reddedilmiştir. Koşullu salıverilme 9 Mayıs 2013 tarihinden geçerli olmak üzere verilmiş; ilk geri alma hesabında 13 Temmuz 2013 tarihli yeni suç başlangıç alınmıştır. Sonraki incelemede yeni suçlardan verilen cezaların iki katına ilişkin düzenlemenin de değerlendirilmesi gündeme gelmiştir. Ancak bu değerlendirme, hak ederek tahliye tarihindeki bağımsız hesap hatasını ortadan kaldırmamaktadır. Hükümlünün talebi bu nedenle ayrıca incelenmelidir.
Daire, ilk müddetnamede şubat ayının yirmi dokuz gün olduğu yıllardan doğan hükümlü lehine sürenin hesaba yansıtılmadığını tespit etmiştir. Başsavcılığın sonraki hesabında hak ederek tahliye tarihi 5 Mayıs 2028 yerine 2 Mayıs 2028 olarak belirlenmiştir. Bu düzeltme, yalnız müddetnamedeki bilgi değişikliği değildir; geri alınan koşullu salıverilme nedeniyle çektirilecek bakiye sürenin bitiş noktasını da değiştirmektedir. İlk belge 2012 yılında düzenlenmiş, düzeltme içeren yeni müddetname ise 7 Eylül 2022 tarihlidir. Sonraki belgede takvimdeki fazladan günler gözetilerek hak ederek tahliye tarihi yeniden hesaplanmıştır. Geri alma kararının sınırını oluşturan tarih değiştiğinde, önceki karardaki süre değişmez kabul edilemez. Daire, hesaplamanın hükümlü lehine düzeltilen bu bitiş tarihine bağlanmasını zorunlu görmüştür. Böylece takvim düzeltmesinin yalnız kâğıt üzerinde kalması önlenmiştir.
Yargıtay, lehe belirlenen yeni tahliye tarihi esas alınarak aynen infaz konusunda yeniden karar verilmesini gerekli bulmuştur. Önceki tarihe göre belirlenen 5410 günlük sürenin, artık yıllar gözetildiğinde 5407 gün olması gerektiği incelemeye konu edilmiştir. Talebi reddeden infaz hâkimliği kararı kanun yararına bozulmuştur. Aynen infaz süresinin başlangıcıyla bitişi arasında kurulacak bağlantı, hükümlünün kurumda ne kadar kalacağını belirlemektedir. Başlangıç aynı kaldığı hâlde bitişin üç gün erkene gelmesi, çektirilecek toplam gün sayısını da azaltır. Önceki kararın varlığı bu somut farkın düzeltilmesine engel sayılmamıştır. Bozma sonucunda, koşullu salıverilmenin geri alınmasına bağlı süre yeni bitiş tarihine göre yeniden karara bağlanacak; fazla infaz ihtimali giderilecektir. Böylece takvimden kaynaklanan hesap hatasının, buna dayanılarak verilmiş sonraki infaz kararında sürdürülmesine izin verilmemiştir.
Birden fazla suçtan verilen cezaları toplanan hükümlü, müddetnamede tutuklu ve hükümlü olarak geçirdiği sürelerin yanlış hesaplandığını ileri sürmüştür. İnfaz hâkimliğinin ret kararına karşı verdiği dilekçede bu kararı açıkça göstermiş, çocuk yaşta ceza infaz kurumunda kaldığı sürenin dikkate alınmadığını da belirtmiştir. Ağır ceza mahkemesi, dilekçeyi yeni talep sayarak itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. İlk hesap itirazı 19 Ocak 2023 tarihinde yapılmış, infaz hâkimliği ertesi gün ret kararı vermiştir. Hükümlü bu karara 31 Ocak 2023 tarihli dilekçeyle başvurmuş ve hangi kararın denetlenmesini istediğini belirtmiştir. İtiraz merciinin yeni talep nitelemesi bu açık başvuru ilişkisini karşılamamıştır. Dairenin incelemesinde dilekçede kullanılan ifadeler, tarih sırası ve önceki ret kararına yapılan gönderme birlikte dikkate alınmıştır.
Daire, dilekçenin başlığı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde bunun infaz hâkimliği kararına karşı başvuru niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. Çocuk yaşta geçirilen sürenin hesaba katılmadığı açıklaması, önceki talebin dışına çıkan bağımsız bir istek olarak görülmemiştir. Hem ilk başvuru hem itiraz, müddetnamede gösterilen tutukluluk ve hükümlülük süreleriyle mahsup edilmesi gereken miktarın doğruluğuna ilişkindir. Bu nedenle itiraz merciinin esasa girmesi gerekmektedir. Hükümlünün çocukluk dönemine ilişkin açıklaması, talep ettiği hukuki sonucun değişmesi anlamına gelmemektedir. İlk başvuruda müddetnamenin yanlış hesaplandığı ileri sürülmüş, itirazda bu yanlışlığın hangi sürelerden kaynaklandığı daha açık anlatılmıştır. Aynı hesabın farklı bir unsurunu ayrıntılandırmak, önceki kararın denetimini gereksiz kılmaz. İtiraz mercii, infaz hâkimliğinin sürelere ilişkin değerlendirmesini inceleyerek hangi gerekçeyle doğru veya yanlış bulduğunu açıklamalıdır.
Yargıtay, ağır ceza mahkemesinin inceleme yapmamasını hukuka aykırı bularak kararı kanun yararına bozmuştur. Karar, ileri sürülen her mahsup miktarını doğrulamamış veya tahliye tarihini doğrudan değiştirmemiştir. Esas alınan husus, daha ayrıntılı hesap gerekçesi sunulmasının mevcut itirazı yeni başvuruya dönüştürmeyeceğidir. Dairenin bozması, infaz hesabının maddi doğruluğu konusunda incelemenin yapılabilmesini sağlamaktadır. Çocukluk dönemindeki her günün hangi katsayıyla değerlendirileceği veya toplamdan kaç gün düşüleceği bu kararda kesin miktar olarak saptanmamıştır. Bu nedenle karar, belirli bir mahsup tutarının kabul edildiği biçiminde kullanılamaz. Bağlayıcı yönü, mevcut hesap itirazının yeni talep denilerek kanun yolu denetiminden çıkarılmasının hukuka aykırı görülmesidir. Mahsup belgeleri ve çocukluk dönemindeki sürelerin nasıl değerlendirileceği, itirazın esası incelenirken karara bağlanmalıdır.
Örgüt kurma ve petrol piyasası mevzuatına aykırılık suçlarından mahkûm olan hükümlü, başka bir dosyada gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği 228 günlük sürenin cezasından düşülmesini istemiştir. Mahkûmiyetler kesinleşmiş ve infaz savcılığına gönderilmiştir. Buna karşılık düzenlenen yakalama emri yerine getirilememiş, hükümlü kendisi de teslim olmadığından ceza infaz kurumunda bu cezaların fiili infazına başlanamamıştır. Mahsup talebi bu nedenle reddedilmiştir. Mahsuba dayanak gösterilen dosyada hükümlü 2010 yılında gözaltına alınmış ve tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilmiştir. İnfazı istenen mahkûmiyetlerin konusu olan suç ise daha eski tarihlidir. Başvuruda bu tarih ilişkisine dayanılarak mahsup koşullarının oluştuğu savunulmuştur. Buna rağmen Daire, sürelerin hangi tarihte yaşandığı kadar, düşülmesi istenen cezanın infazının fiilen başlamış olup olmadığını da incelemiştir.
Daire, başka dosyadaki özgürlük kısıtlamasının mahsubunda suç ve kesinleşme tarihlerinin önemini açıklamıştır. Mahsubun istendiği mahkûmiyete konu suçun, tutuklu kalınan dosyadaki hükmün kesinleşmesinden önce işlenmesi gerekir. Ayrıca koşullu salıverilme hesabında önce kurumda geçirilmesi gereken süre bulunmalı, mahsup edilecek süre bundan indirilmelidir. Ancak bu genel ilkelerin varlığı, her aşamada doğrudan mahsup kararı verilmesini zorunlu kılmaz. Kanun yararına bozma istemi, tutuklu kalınan dosyanın henüz kesinleşmemiş olmasının tek başına engel teşkil etmeyeceği düşüncesine dayanmaktadır. Daire ise kurumda infaza başlanmamış olması üzerinde durmuştur. Mahsup işleminin hem kurumda geçirilecek süreye hem hak ederek tahliye hesabına etkisi bulunduğundan, somut cezayla ilişkilendirilmiş bir infaz hesabı gerekir. Yakalama emrinin sadece düzenlenmiş olması, kararın aradığı fiili infaz başlangıcıyla aynı kabul edilmemiştir.
Somut olayda Daire, cezanın kurumda fiilen infazına başlanmamasını belirleyici bulmuştur. Talep tarihinde mahsup kararı verilebilmesi için gereken koşulların henüz oluşmadığı gerekçesiyle verilen ret kararı ve bu karara itirazın reddi hukuka uygun görülmüştür. Kanun yararına bozma istemi reddedilmiştir. Bu sonuç, 228 günlük sürenin hiçbir koşulda kullanılamayacağı veya hukuken yok sayıldığı anlamına gelmemektedir. Ret, talebin incelendiği aşamada gerekli şartların bulunmamasına dayandırılmıştır. Hükümlünün teslim olması veya yakalanmasıyla infaza başlanması durumuyla ilgili sonraki değerlendirme, bu ret kararının doğrudan konusu değildir. Daire, erken başvuru nedeniyle verilen kararın kanun yararına bozulmasını gerektiren bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varmıştır. Karar, mahsup edilebilecek sürenin varlığıyla, o sürenin belirli mahkûmiyet bakımından hangi aşamada hesaba geçirileceğinin ayrı meseleler olduğunu göstermektedir.
Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından cezaları toplanan hükümlü, eski bir dosyadaki gözaltı ve tutukluluğunun mahsubunu istemiştir. Eski dosya zamanaşımı nedeniyle düşmüş, karar 15 Mart 2010 tarihinde kesinleşmiştir. Talep, infaz edilen toplam ceza içindeki belirli bir mahkûmiyete yöneliktir. İnfaz hâkimliği, suç tarihinin düşme kararının kesinleşmesinden sonra olduğu kabulüyle talebi reddetmiştir. Eski dosyada hükümlü 3 Kasım 2002 tarihinde gözaltına alınmış, ertesi gün tutuklanmış ve 2 Aralık 2002 tarihinde tahliye edilmiştir. Kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine 31 Aralık 2009 tarihinde karar verilmiştir. Bu sürelerin başka bir cezadan daha önce mahsup edilmediği de belirlenmiştir. Dolayısıyla uyuşmazlık, kullanılan günlerin tekrar istenmesinden değil, mahsuba elverişli suç tarihinin yanlış seçilmesinden kaynaklanmaktadır.
Daire, başka dosyadan mahsup için mahsubun istendiği mahkûmiyete konu suçun, tutukluluğun ait olduğu hükmün kesinleşmesinden önce işlenmiş olması gerektiğini açıklamıştır. Toplama kararında çok sayıda mahkûmiyet bulunması, her birinin suç tarihinin ayrı incelenmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Hükümlünün gösterdiği mahkûmiyetin tarihiyle, müddetnamede yer alan başka bir suçun tarihinin karıştırılması hesaplamayı ve mahsup koşullarına ilişkin değerlendirmeyi doğrudan etkilemektedir. Toplanmış cezaların tek süre belgesinde gösterilmesi, bu cezaların dayandığı fiillerin birbirinden ayrılmasına engel değildir. Talebe konu Kayseri dosyasındaki mahkûmiyetin tarihi, diğer ilamların suç tarihleriyle karıştırılmadan belirlenmelidir. Eski dosyanın 2010 yılındaki kesinleşmesinden önce işlenen bir fiile ilişkin ceza bakımından yapılacak değerlendirmeyle, 2015 yılında işlenen fiile ilişkin değerlendirme aynı olmayacaktır. Tarih hatası bu nedenle mahsup hakkının varlığına ilişkin sonucu değiştirmektedir.
İncelenen mahkûmiyetin suç tarihinin 8 Temmuz 2005 olduğu, buna rağmen değerlendirmede 4 Şubat 2015 tarihinin esas alındığı saptanmıştır. Daire, gerçek suç tarihiyle 15 Mart 2010 tarihli kesinleşmenin karşılaştırılması gerektiğini belirterek itiraz merciinin kararını kanun yararına bozmuştur. Dairenin gerekçesi, infaz hâkimliğinin şekli koşulların bulunmadığı yönündeki kabulünün somut belgelere uygun olmadığını göstermektedir. İtiraz mercisi de bu hatayı gidermediğinden karar kanun yararına bozulmuştur. Bozma, bütün toplam cezanın suç tarihini tek bir tarih sayarak değerlendirme yapılmasını önlemektedir. Yeni incelemede mahsubun yöneltildiği mahkûmiyet seçilecek, bu mahkûmiyetin gerçek suç tarihi ile tutukluluğun ait olduğu dosyanın kesinleşmesi karşılaştırılacaktır. Karar, mahsup talebinin genel toplam ceza üzerinden soyut biçimde reddedilemeyeceğini; talebe konu ilamın tarih ve içeriğinin doğru belirlenmesinin zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.
Hükümlünün çocuk yaşta farklı dosyalarda gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerin, sonradan getirilen lehe düzenlemeye göre yeniden hesaplanması istenmiştir. Dosyalardan birindeki bir günlük gözaltı ve elli günlük tutukluluk, önceki mahkûmiyetin infazında zaten mahsup edilmiş ve o cezadan koşullu salıverilme gerçekleşmiştir. Başka bir dosyadaki tutukluluk ise daha önce hiçbir cezadan düşülmemiştir. Daire bu iki dönemi ayrı değerlendirmiştir. İlk dönem 2013 yılında yaşanmış ve elli bir günlük özgürlük kısıtlaması, başka mahkûmiyetin müddetnamesine geçirilmiştir. Bu hesap üzerinden 31 Mart 2019 tarihinde koşullu salıverilme gerçekleşmiştir. İkinci dönem ise 29 Ağustos 2014 ile 31 Mart 2015 arasındaki tutukluluktur. Daire, her iki dönem aynı yaş aralığında yaşansa da önceki infazdaki kullanımlarının farklı olduğunu saptamıştır.
Yargıtay, koşullu salıverilme hesabına ilişkin lehe düzenlemenin, daha önce kullanılan süreyi yeniden mahsup edilebilir bir alacağa dönüştürmediğini belirtmiştir. Koşullu salıverilmeden sonra yapılan değerlendirme, kurumda geçirilmesi gereken süreyle buna bağlı denetim süresinin belirlenmesiyle sınırlıdır. Aynı günlerin yeniden hesaplanıp aynen infaz edilecek bakiye cezadan veya başka mahkûmiyetten tekrar indirilmesi mümkün değildir. Önceki mahsup işleminin tarih ve miktarı denetlenmelidir. Lehe düzenleme, kararda incelenen suçlar bakımından çocuk yaşta kurumda geçirilen günlerin koşullu salıverilme hesabında daha fazla sayılmasını öngörmektedir. Bunun kapsamı, gerçekleşmiş özgürlük kısıtlamasının her dosyada bağımsız bir kez daha düşülmesi değildir. Birinci dönemin eski infazda değerlendirilmiş olması, aynı günlerin sonradan artırımlı biçimde yeni cezaya aktarılmasını engellemektedir. Kurulmuş önceki tahliye takvimiyle mahsup kayıtlarının denetlenmesi bu ayrımı ortaya çıkarmıştır.
Buna karşılık daha önce mahsup edilmemiş ikinci dosyadaki tutukluluk yönünden, ilgili suç ve kesinleşme koşulları oluştuğundan ilk kez mahsup yapılması hukuka uygun bulunmuştur. Kararda uygulanan geçici düzenleme kapsamında, on beş ile on sekiz yaş arasındaki kurum süresinin iki gün sayılması bu bölüm için kabul edilmiştir. İkinci tutukluluk bakımından ise hükmün henüz kesinleşmediği ve günlerin başka cezada tüketilmediği belirlenmiştir. İlgili zaman şartı gerçekleştiğinden bu süre ilk kez mahsup konusu yapılmış ve yaşa bağlı artırımlı hesap kabul edilmiştir. Savcılığın bütün süreler için aynı ret sonucunu isteyen yaklaşımı bu bölüm bakımından benimsenmemiştir. Bozmanın nedeni, kullanılmamış ikinci dönem değil, önceden kullanılan ilk dönemin yeniden hesaba katılmasıdır. Önceden mahsup edilmiş elli bir günün yeniden değerlendirilmesine ilişkin hukuka aykırılık nedeniyle itiraz merciinin kararı bozulmuştur.
Hükümlünün cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan bölümünün denetimli serbestlik tedbiriyle infazına karar verilmiştir. Daha sonra cezalar otuz ay on gün hapis olarak toplanmış ve hükümlü yeniden ceza infaz kurumuna alınmıştır. Denetimli serbestlikle tahliye edildiği tarihle kuruma döndüğü tarih arasındaki dönemin yeni infaz hesabından düşülüp düşülmeyeceği konusunda tereddüt doğmuştur. Mahsup talebi yerel mercilerce kabul edilmemiştir. İlk denetimli serbestlik kararı 25 Şubat 2013 tarihinden itibaren uygulanmış, hükümlü 30 Ağustos 2013 tarihinde yeniden kuruma girmiştir. Cezaların toplanmasına ilişkin karar daha sonra verilmiştir. Bu tarih sırası, aradaki dönemin geçerli bir infaz kararına dayanıp dayanmadığının belirlenmesini gerekli kılmıştır. Uyuşmazlık, hükümlünün cezaevinden çıktığı her dönemi değil, mahkeme kararına bağlı denetimli serbestlikle geçirilen belirli süreyi kapsamaktadır.
Daire, denetimli serbestliğin bu olayda cezanın infaz edilme biçimi olduğunu vurgulamıştır. Hükümlünün kurum dışında bulunması, cezasının infaz edilmediği anlamına gelmez. Karara bağlı olarak imza verme ve belirli etkinliklere katılma gibi yükümlülükler uygulanmıştır. Toplama kararıyla yeni bir toplam ceza belirlenmesi, önceki geçerli infaz kararına dayanılarak geçirilmiş sürenin hesaptan çıkarılmasına gerekçe oluşturmaz. Sürenin hukuki niteliği, infaz amacıyla verilmiş karardan kaynaklanmaktadır. Yerel yaklaşımda, hüküm kesinleşmeden önceki özgürlük kısıtlamalarını düzenleyen mahsup hükmünden hareket edilmiştir. Daire ise incelemenin sadece bu çerçeveyle sınırlanamayacağını; burada kesinleşmiş cezanın zaten denetimli serbestlikle yerine getirildiğini kabul etmiştir. İmza ve etkinlik yükümlülükleri, dışarıda geçirilen dönemin infazla bağını göstermektedir. Dolayısıyla işlem, karşılıksız geçirilen serbest bir zamanın yeni cezadan düşülmesi olarak nitelendirilemez. Mevcut infazın önceki bölümü hesaba alınmaktadır.
Yargıtay, 25 Şubat 2013 ile 30 Ağustos 2013 arasındaki denetimli serbestlik döneminin cezadan mahsup edilmesi gerektiğini kabul etmiştir. İtirazın reddine ilişkin ağır ceza mahkemesi kararı kanun yararına bozulmuştur. Böylece hükümlünün aynı ceza bölümünü yeniden kurumda geçirmesine yol açacak hesap önlenmiştir. Toplama kararı yeni bir toplam süre belirlese de daha önce yerine getirilmiş bölümün hukuki varlığını ortadan kaldırmamaktadır. İndirimin yapılmaması hâlinde kurum dışında infaz edilen aynı bölüm ikinci kez yerine getirilmiş olacaktır. Daire bu nedenle itirazın kabul edilmesi gerektiğini belirtmiş ve dosyayı gerekli işlemler için göndermiştir. Sonraki hesapta denetimli serbestlikte geçen dönemin tarihleri gösterilerek toplam cezayla ilişkisi kurulmalıdır. Karar, kurum dışında infaz edilmiş sürelerin sonradan düzenlenen müddetnameye ve toplanmış cezaya da doğru biçimde aktarılması gerektiğini göstermektedir.
Bir yıl sekiz aylık hapis cezasını denetimli serbestlikle infaz eden hükümlünün, sonradan kesinleşen bir yıllık cezası da gelmiş ve cezaları iki yıl sekiz ay olarak toplanmıştır. Yeni ceza ilk koşullu salıverilme tarihinden önce kesinleştiğinden infaz takvimi yeniden kurulmuştur. Hükümlü tekrar kuruma alınmış ve yeniden denetimli serbestlik talebinde bulunmuştur. Dosyada önceki denetimli serbestlik dönemi 238 gündür. İlk mahkûmiyet kullanmak için uyuşturucu bulundurma veya kullanma, sonraki mahkûmiyet ise silah mevzuatına aykırılık suçuna ilişkindir. İlk cezanın koşullu salıverilme tarihi henüz gelmeden bir yıllık diğer ceza kesinleşmiştir. Hükümlünün kurum dışında denetimli serbestlikte olması infazın sona erdiğini göstermediğinden cezaların toplanması gündeme gelmiştir. Yeni müddetname bu toplama sonucuna göre oluşturulmuş, önceki denetimde geçen günler ayrıca kaydedilmiştir.
Daire, denetimli serbestlikten yalnız bir kez yararlanılabileceğine ilişkin genel bir yasak bulunmadığını açıklamıştır. Ancak koşullu salıverilmeden önce gelen cezalar toplandığında, önceki denetimli serbestlik süresi yok sayılarak tam süre yeniden verilemez. Yeni koşullu salıverilme tarihi belirlenmeli ve uygulanabilecek denetimli serbestlik süresinden önce kullanılan günler çıkarılmalıdır. Somut suç tarihleri nedeniyle kararda bir yıllık süre esas alınmış ve 238 günün bu hesaba katılması gerektiği belirtilmiştir. Karar, koşullu salıverilmeden sonra infaza gelen bağımsız ceza ile bu tarihten önce gelerek mevcut cezayla birleşen mahkûmiyetleri ayırmaktadır. Birinci durumda yeni cezanın koşulları ayrıca değerlendirilebilir; ikinci durumda ortak takvim ve önceki kullanım birlikte ele alınır. Somut olay ikinci gruptadır. Bu yüzden 238 günün çıkarılması, geçmiş infazın silinmesi değil, toplam ceza için kullanılabilecek denetimli serbestlik hakkının aşılmasının önlenmesidir.
Daire ayrıca başvuruya dayanak yapılan geçici düzenlemenin kararda incelenen kapsam koşullarının hükümlü bakımından oluşmadığını kabul etmiştir. Bu nedenle genişletilmiş erken ayrılma imkânından yararlandırma talebinin reddinde hukuka aykırılık görmemiş ve kanun yararına bozma istemini reddetmiştir. Karar, yeniden yararlanmanın mümkün olmasıyla her toplama sonrasında bütün denetimli serbestlik süresinin baştan doğmasının farklı olduğunu göstermektedir. Suçların 2021 ve 2022 tarihlerinde işlenmesi nedeniyle kararda üç yıllık eski geçici sürenin uygulanamayacağı belirtilmiştir. Ayrıca hükümlünün 31 Temmuz 2023 tarihindeki infaz konumu, başvuruya dayanak yapılan geçici erken ayrılma düzenlemesinin koşullarına göre değerlendirilmiştir. Daire, bu düzenlemenin kapsamının yorumla genişletilemeyeceğini kabul etmiştir. Dolayısıyla yeniden yararlanma olanağı tanınması, bütün geçici avantajların aynı hükümlüye uygulanmasını veya sürelerin baştan başlamasını gerektirmemektedir. Hesap, önceki kullanım korunarak kalan süre üzerinden yapılmalıdır.
Beş aylık hapis cezasından denetimli serbestliğe ayrılan hükümlü, yükümlülüklerini ihlal ettiği için kapalı kuruma gönderilmiştir. Henüz koşullu salıverilmeden başka mahkûmiyetleri de kesinleşmiş ve cezaları toplanmıştır. Daha sonra denetimli serbestliğe yeniden ayrılmasına karar verilince savcılık, önceki ihlal nedeniyle aynı infaz usulünün tekrar uygulanamayacağını ileri sürmüştür. Hükümlünün ilk denetimli serbestlikte geçirdiği süre on iki gündür. İlk denetimli serbestlik dönemi 13 Haziran 2018 tarihinde başlamış, ihlal 25 Haziran 2018 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu iki tarih arasındaki on iki gün ilk cezanın infazından sayılmıştır. Hükümlü hakkında çıkarılan yakalama emri beklenirken başka mahkûmiyetler de infaza gelmiş; yakalandıktan sonra bunlar önceki beş aylık cezayla toplanmıştır. Böylece sonraki başvuru, yalnız ihlal edilmiş eski beş aylık cezanın tekrar dışarıda infazına indirgenememektedir.
Daire, kanunda tek yararlanma sınırı bulunmadığını, koşullu salıverilmeden önce gelen yeni cezaların toplanması sonrasında şartların yeniden incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Dosyadaki suçların tamamı, kararda uygulanan üç yıllık geçici düzenlemenin tarih ve suç koşullarına uygundur. Bununla birlikte önceki on iki günlük yararlanma yeni hesapta korunmalıdır. İnfaz hâkimliğinin üç yıllık süreden bu günleri düşerek kullanılabilir kalan süreyi 1083 gün belirlediği görülmüştür. Yeni toplam cezanın koşullu salıverilme tarihi 24 Haziran 2026 olarak belirlenmiştir. İnfaz hâkimliği 2023 yılındaki başvuruda, bu tarihe kalan süreyi ve önceki on iki günlük kullanımı birlikte değerlendirmiştir. Daireye göre esas olan, hükümlünün önceki iade kararının gereğini yerine getirip getirmediğiyle yeni toplam ceza bakımından koşulların oluşmasıdır. Genel bir yasak kabul edilmesi, kanunda bulunmayan ek bir sınırlama getirecektir.
Yargıtay, hükümlünün kuruma iade edilen önceki ceza bölümünü kapalı kurumda geçirdiğini ve yeni toplam ceza bakımından aranan koşulları sağladığını kabul etmiştir. Önceki ihlalin, yeni değerlendirmeyi mutlak biçimde yasakladığı görüşünü benimsememiştir. Yeniden denetimli serbestlik uygulanmasını hukuka uygun bularak kanun yararına bozma istemini reddetmiştir. Kanun yararına bozma isteminde, eski ihlal nedeniyle sonraki toplama bakımından da denetimli serbestliğin bütünüyle kapandığı savunulmuştur. Daire bu görüşü kabul etmemiş; kullanılan günlerin düşülmesi ve iade edilen bölümün kurumda geçirilmesi koşullarını esas almıştır. Önceki ihlal sonuçsuz bırakılmamış, fakat onun etkisi bütün sonraki cezaları kapsayan süresiz bir yasağa dönüştürülmemiştir. Ret sonucu, somut hesabın kalan 1083 gün üzerinden kurulmasını korumuştur. Karar, ihlal edilen bölümün infazıyla sonraki toplam ceza hesabını ayırmakta; önceki kullanımın mutlaka hesaba katılmasını aramaktadır.
Hükümlü hakkında denetimli serbestlikle infaz kararı verilmiş, salgın dönemindeki izin düzenlemesi nedeniyle bu sırada kendisine fiilen yükümlülük uygulanmamıştır. Daha sonra yeni cezalarla infaz hesabı değişince, izinde geçirdiği dönemlerin denetimli serbestlik süresinden çıkarılmasını istemiştir. İnfaz hâkimliği talebi kısmen kabul etmiş ve müddetnamedeki ilgili bölümleri iptal etmiştir. Ağır ceza mahkemesi de bu karara yapılan itirazı reddetmiştir. Hükümlünün bazı cezaları infaz edilirken başka bir mahkûmiyetin gelmesiyle kurum ve denetimli serbestlik dönemleri yeniden belirlenmiştir. Sonraki müddetnamede, daha önce denetimli serbestlik altında geçen süreler ayrıca gösterilmiştir. Hükümlü bu dönemlerde salgın izninde bulunduğunu ileri sürerek sürelerin denetimli serbestlik hesabından çıkarılmasını istemiştir. İnceleme, izinli olma hâlinin yürürlükteki infaz kararının niteliğini değiştirip değiştirmediğine yönelmiştir.
Daire, infazın kapalı kurum, açık kurum ve denetimli serbestlik gibi aşamalarının yetkili mercilerin kararlarıyla belirlendiğini açıklamıştır. Hukuka aykırılığı kesin bir kararla belirlenerek kaldırılmadıkça bu kararlar geçerliliğini korur. Kanuni bir istisna bulunmadan, bir infaz aşamasında geçirilen süre başka bir aşamada geçmiş gibi sayılamaz. Salgın nedeniyle yükümlülük uygulanmaması, yürürlükteki denetimli serbestlik kararını kendiliğinden ortadan kaldıran bir durum değildir. Salgın izni hükümlünün yükümlülüklerini fiilen yerine getirme biçimini etkilemiş, fakat denetimli serbestlik kararını kaldıran yeni bir yargısal karar oluşturulmamıştır. Bu nedenle yükümlülük konulmamasıyla infaz statüsünün sona ermesi birbirine eşitlenemez. Daire, geçerli kararların sonuçlarının sonradan farklı isim verilerek değiştirilmesini uygun bulmamıştır. Hesaplamada esas olan yalnız hükümlünün nerede bulunduğu değil, o dönemin hangi karar uyarınca cezanın infazından sayıldığıdır.
Yargıtay, izinli sayılan dönemlerin de mevcut denetimli serbestlik kararı kapsamında infaz edildiğini kabul etmiştir. Bu sürelerin müddetnamedeki denetimli serbestlik hesabından silinmesi uygun bulunmamıştır. İtirazın reddine ilişkin karar kanun yararına bozulmuştur. Karar, sürenin infazdan sayılmasını korurken hangi infaz biçiminde geçirildiğinin de korunmasını istemektedir. Yerel kararın korunması, bu dönemlerin denetimli serbestlik hakkından hiç kullanılmamış gibi değerlendirilmesine ve kalan süre hesabının buna göre artmasına yol açacaktır. Yargıtay, geçici izin düzenlemesinde böyle bir yeniden hak doğurma sonucu öngörülmediğini kabul etmiştir. İtirazın reddinin bozulmasıyla denetimli serbestlik kayıtlarının sırf salgın izni gerekçesiyle silinmesi önlenmiştir. İzin dönemi cezanın infazından sayılmaya devam ederken dayandığı denetimli serbestlik statüsü de korunacaktır. Böylece izin döneminin farklı adlandırılması yoluyla denetimli serbestlikten kullanılabilecek sürenin yeniden artırılmasına imkân verilmemiştir.

Bir müvekkilin annesi büromuza tek bir soruyla geldi: oğlu 4 yıl ceza almıştı ve "ne zaman çıkacak?" diye soruyordu. Cevap tek bir sayı değildi. Suç tarihi, suç türü ve tutuklulukta geçen günler sonucu baştan sona değiştiriyordu. İnfaz hesaplama işte bu yüzden basit bir çarpma işleminden fazlasıdır.

| Suç Türü | Koşullu Salıverilme Oranı | Denetimli Serbestlik | İstisna ve Not |
|---|---|---|---|
| Adi suçlar: hırsızlık, dolandırıcılık, basit yaralama, tehdit, hakaret, mala zarar, yağma (TCK 148-149), uyuşturucu kullanma (TCK 191) | 1/2 | 1 yıl; 31.07.2023 ve öncesi 4 yıl; 30.03.2020 öncesi 6 yıl | Tekerrürde 2/3; ikinci tekerrürde 3/4 (7550 sayılı Kanun) |
| Kasten öldürme (TCK 81, 83 ve 82 diğer bentler) | 2/3 | 1 yıl; 31.07.2023 ve öncesi 4 yıl | TCK 82/1-d, e, f: Geçici m.10/6 ilavesi yok |
| Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (87/2-d), eşe, üstsoy ve altsoya kasten yaralama (86/3), işkence ve eziyet (94-96) | 2/3 | 1 yıl; 31.07.2023 ve öncesi 4 yıl | Deprem nedeniyle ölüme neden olma istisna |
| Basit cinsel saldırı (102/1), reşit olmayanla cinsel ilişki (104/1), cinsel taciz (105), özel hayata karşı suçlar (132-138) | 2/3 | 1 yıl | Cinsel suçlarda Geçici m.10/6 ilavesi uygulanmaz |
| Örgüt kurma, yönetme, üyelik (TCK 220) | 2/3 | 1 yıl | Geçici m.10/6 ilavesi yok; açığa ayrılma şartı ağır |
| Uyuşturucu ticareti ve imal (TCK 188) | 3/4 | 1 yıl; 31.07.2023 ve öncesi 4 yıl | Katalog suç; açığa ayrılma için koşullu salıverilmeye 3 yıl kala |
| Nitelikli cinsel saldırı (102/2), çocuğun cinsel istismarı (103), nitelikli reşit olmayanla ilişki (104/2-3) | 3/4 | 1 yıl | Geçici m.10/6 ilavesi yok; açığa 3 yıl kala |
| Terör suçları (3713 s.K.), devletin güvenliğine karşı suçlar (TCK 302-339) | 3/4 | 1 yıl | Geçici m.6 ve m.10/6 uygulanmaz |
| Müebbet hapis | 24 yıl infaz | Uygulanmaz | Mükerrirde 33 yıl; terör ve örgüt suçlarında 30 yıl |
| Ağırlaştırılmış müebbet hapis | 30 yıl infaz | Uygulanmaz | Mükerrirde 39 yıl; birden fazla ağırlaştırılmış müebbette 36 yıl |
Yağma dikkat: Yağma (TCK 148-149) 5275 m.107/2 katalogunda yer almadığından koşullu salıverilme oranı 1/2'dir ve Geçici m.10/6 ilavesinden yararlanır. Suçun unsurları için nitelikli yağma suçu ve yağma suçu cezası rehberlerimize bakabilirsiniz. Diğer suçların unsurları için hırsızlık suçu, kasten öldürme (TCK 81), TCK 82 nitelikli haller ve TCK 188 uyuşturucu ticareti sayfalarını inceleyin.

7571 sayılı Kanun 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe girdi. Geçici m.10/6 önceden "31.07.2023 tarihinde kapalı cezaevinde bulunmayı" arıyordu. Yeni metin suç tarihini esas alır: artık 31.07.2023 ve öncesinde işlenen istisna dışı suçlarda hükümlü, cezaevine ne zaman girdiğine bakılmaksızın 3 yıl erken açık kuruma ve denetimli serbestliğe ayrılabilir. Gelişmeleri 11. Yargı Paketi ve infaz düzenlemesi 2026 sayfalarımızdan izleyebilirsiniz.

Basit cinsel saldırı ve örgüt suçları Geçici m.10/6 dışında kaldığından bu suçlarda suç tarihi ne olursa olsun son sütun esas alınır.
Nitelikli cinsel saldırı, çocuğun cinsel istismarı, terör ve devletin güvenliğine karşı suçlarda suç tarihi ne olursa olsun son sütun uygulanır; bu suçlarda açık kuruma geçiş için koşullu salıverilmeye 3 yıl veya daha az süre kalması gerekir. TCK 188'e özel hesap için TCK 188 İnfaz Hesaplama Programı sayfasını kullanabilirsiniz.
Aşağıdaki örnekler gerçek dosyalardan esinlenerek kurgulanmıştır; rakamlar yukarıdaki programla hesaplanmıştır.
Koşullu salıverilme süresi 1 yıl 6 aydır; 1 yıl denetimli serbestlik düşülünce yatar yaklaşık 6 ay olur. Suç 04.06.2025 sonrasında işlendiği için girdi-çıktı mümkün değildir: hükümlü koşullu salıverilme süresinin 1/10'u olan yaklaşık 1 ay 24 günü kapalı kurumda geçirir, kalan süre açık kurumda geçer.
Hesap: 4.560 gün x 3/4 = 3.420 gün koşullu salıverilme. Denetimli serbestlik 1+3 = 4 yıl (1.460 gün). Yatar 1.960 gün, yani 5 yıl 4 ay 15 gün; cezası 10 yılın üzerinde olduğundan 3 ay kapalıda kaldıktan sonra açığa 3 yıl erken ayrılabilir.
Suç 31.07.2023 sonrası olsaydı: denetimli serbestlik 365 gün, yatar 3.055 gün (8 yıl 4 ay 15 gün); açığa ayrılma için koşullu salıverilmeye 3 yıl kalması gerekirdi. Tek fark suç tarihidir.
Koşullu salıverilme 12 yıl; basit kasten öldürme Geçici m.10/6 kapsamında olduğu için denetimli serbestlik 4 yıl; yatar 8 yıl, 1 yıl tutukluluk mahsubuyla 7 yıl. Eylem TCK 82/1-d, e veya f kapsamında olsaydı ilave uygulanmaz, yatar mahsupla 10 yıl olurdu.
3.650 gün x 1/2 = 1.825 gün koşullu salıverilme. Denetimli serbestlik 365 gün; yatar 1.460 gün (4 yıl). 240 günlük mahsup düşülünce 1.220 gün (3 yıl 4 ay); kapalı süre cezanın 1/10'u olan 1 yıl, kalan açıkta. Silahla işlenmiş olması oranı değil cezanın miktarını değiştirir.
Hükümlü mükerrir olduğu için oran 1/2 değil 2/3 uygulanır: koşullu salıverilme 3 yıl 4 ay, yatar 2 yıl 4 ay. Aynı hükümlü mükerrir olmasaydı yatar 1 yıl 6 ay olacaktı; tekerrür tek başına yaklaşık 10 aylık fark yaratır.
Suç Ağustos 2023'te işlendiyse koşullu salıverilme 1 yıldır; bu süre 1 yıllık denetimli serbestliği aşmadığı için hükümlü cezaevine girmeden infazını tamamlar. Aynı suç Eylül 2025'te işlenseydi hükümlü en az 1 ay 6 gün kapalı kurumda kalırdı. Tutuklama ve tahliye yolları için tutuklama kararına itiraz rehberimize bakabilirsiniz.
Uyuşturucu ticareti suçuna özel 3/4 oranı ve Geçici m.10/6 hesabı.
TCK 188 İnfaz Hesaplama ProgramıÇek Kanunu kapsamındaki hapis cezalarında infaz süresi hesabı.
Karşılıksız Çek İnfaz HesaplamaKaza sonrası araç değer kaybı tazminatı hesabı.
Araç Değer Kaybı Hesaplama ProgramıGüncel TÜİK verisiyle aylık kira artış oranı hesabı.
Kira Artış Oranı Hesaplama AracıHesaplama programı güçlü bir ön fikir verir; ancak içtima, tekerrür, Geçici m.10/6 istisnaları ve idare ve gözlem kurulu kararları sonucu değiştirebilir. Müddetnamenizi, ilamınızı ve tutukluluk kayıtlarınızı birlikte değerlendirelim; İnfaz Hakimliği süreleri kısadır.
Avukata SorAnkara Ceza AvukatıDanışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenir.
Telefonda hızlı okumak isteyenler için üç kısa hikaye: 5 yıl cezanın yatarı, suç tarihine göre dört rejim ve denetimli serbestliğin üç şartı. Sayfaları sağa kaydırın; son sayfadaki bağlantı sizi hesaplama programına götürür.
Hikayelerdeki rakamlar adi suç ve tutukluluk yok varsayımıyla verilmiştir; kendi dosyanız için infaz hesaplama programını kullanın.

Toplam cezası 10 yıldan az olan iyi halli hükümlü 1 ay sonra açık kuruma ayrılabilir; 10 yıl ve üzeri cezalarda kural olarak cezanın 1/10'u kapalıda geçer (açık cezaevine ayrılma).
Koşullu salıverilmeye kural olarak 1 yıl kala başlar. Hükümlü hâlâ infaz altındadır; imza, elektronik izleme veya kamuya yararlı iş yükümlülüğü verilebilir.
Cezanın kanuni oranı iyi halle tamamlanınca verilir. Kalan süre denetim süresidir; bu sürede kasıtlı suç işlenirse salıverilme geri alınır.
Cezanın tamamının infaz edildiği tarihtir. Bu tarihten sonra infaz sona erer ve adli sicil kaydının silinmesi gündeme gelir.
Kurumun işleyişi ve dilekçe örnekleri için denetimli serbestlik, koşullu salıverilme nedir, denetimli serbestlik dilekçesi örneği ve denetimli serbestlik ihlali itiraz dilekçesi yazılarımıza bakabilirsiniz. Denetimdeyken eski bir ceza gelirse ne olacağını bu rehberde anlattık.

TCK 63 uyarınca hükümden önce gözaltında ve tutuklulukta geçen süreler cezadan düşülür. Mahsup gün gün yapılır; bir yıl tutuklu kalan hükümlünün bütün tahliye tarihleri bir yıl öne gelir. Başka bir suçtan tutuklulukta geçen sürenin mahsubu da mümkündür. Programdaki Giriş ve Çıkışlar sekmesi birden fazla dönemi otomatik toplar. Haksız tutuklama tazminatı ise ayrı bir davadır.
Müddetname, kesinleşen hapis cezasının infazına başlandığında Cumhuriyet Başsavcılığı infaz bürosunca düzenlenen ve hükümlüye tebliğ edilen süre belgesidir. Belgede cezaevine giriş tarihi, toplam ceza, mahsup edilen tutukluluk, koşullu salıverilme oranı, açık kuruma ayrılma, denetimli serbestlik, koşullu salıverilme ve bihakkın tahliye tarihleri yer alır. Programın verdiği dört tarih, müddetnamedeki dört satırın karşılığıdır; ikisini yan yana koyup suç tarihi, oran ve mahsup satırlarını tek tek karşılaştırın. Ayrıntı için müddetname nedir rehberimize bakın.
Kesin infaz hesabını Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği müddetname gösterir. Cezanın hesabında hata varsa 5275 sayılı Kanun m.98/1-b uyarınca İnfaz Hakimliğine başvurulur; hükmün yorumu veya lehe kanun uygulaması söz konusuysa başvuru hükmü veren mahkemeye yapılır. İnfaz Hakimliğinin kararına karşı 7 gün içinde itiraz edilir. Askerlik, gebelik veya hastalık gibi sebeplerle infazın ertelenmesi ayrı bir taleptir.
Hükümlünün hangi kurumda kalacağı, görüş günleri ve kuruma ulaşım da infaz sürecinin parçasıdır. CTE nedir yazımız Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün görevlerini, ceza infaz kurumları rehberimiz kapalı, açık ve yüksek güvenlikli kurum türlerini anlatır. Kurum bazlı bilgiler için Sincan Cezaevi (Ankara), Silivri Cezaevi, Maltepe Cezaevi, Tekirdağ Cezaevi, Aliağa Şakran Cezaevi, Tarsus Cezaevi ve Şırnak Cezaevi sayfalarına bakabilirsiniz. Kurumdaki uygulamalara ilişkin şikayetler için CİMER şikayet ve başvuru rehberimiz yol gösterir.
Çocuk hükümlüler: Suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış hükümlüler için koşullu salıverilme ve kurumda geçirilecek süreler 5275 m.107/5 uyarınca özel hükümlere tabidir; program bu durumda yalnızca yaklaşık değer verir.

Hükümözlü ve hükmen tutuklu: Tutuklu yargılanıp mahkum olan kişi kesinleşmeye kadar hükümözlü, kesinleştikten sonra hükümlü statüsündedir; her iki dönem de infazdan sayılır ve mahsuba girer. Tutukluluğun üst sınırı için CMK 102 rehberimize bakın.
Taksirle öldürme ve taksirle yaralama suçları adi suç grubundadır: 1/2 oran, 1 yıl denetimli serbestlik. Örneğin trafik kazasında ölüme neden olmaktan 4 yıl ceza alan hükümlü için koşullu salıverilme 2 yıl, yatar 1 yıldır ve bu süre açık kurumda geçer; suç 31.07.2023 ve öncesindeyse cezaevine girilmez. Bilinçli taksirde ceza artar ama infaz oranı değişmez. Taksirli suçlarda kısa süreli hapis cezası adli para cezasına veya seçenek yaptırıma çevrilebilir (TCK 50) ve 2 yıl ve altı cezalar ertelenebilir (TCK 51).
Ödeme emrine rağmen 30 gün içinde ödenmeyen adli para cezası önce kamuya yararlı bir işte çalıştırmaya, buna uyulmazsa gün karşılığı hapse çevrilir (5275 m.106). Hapse çevrilen adli para cezası için koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve mahsup dışındaki infaz kolaylıkları uygulanmaz; her an ödeme yapılırsa kalan gün sayısı kadar ceza düşer. Ayrıntı: Ceza İnfaz Kanunu madde 106.
Gelişmeleri 13. Yargı Paketi sayfamızdan takip edebilirsiniz; bu sayfa ve hesaplama programı her yasal değişiklikte aynı gün güncellenir.
Adi suç, tutukluluk ve tekerrür yok varsayımıyla; her kart üç suç tarihi rejimini birlikte gösterir. Kendi dosyanız için yukarıdaki programı, yalnızca yılı yazarak hızlı sonuç için aşağıdaki yapay zeka destekli asistanı kullanın.
31.07.2023 - 04.06.2025 arası adi suçlar, tutukluluk ve tekerrür yok varsayımıyla; 2/3 ve 3/4 oranlı suçlar, ay ve gün içeren cezalar ve mahsup için yukarıdaki programı kullanın.
1 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta cezaevine girmez: koşullu salıverilme süresi 6 ay, 1 yıllık denetimli serbestlik sınırını aşmadığı için infaz denetimli serbestlikle tamamlanır (girdi-çıktı).
2 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta cezaevine girmez: koşullu salıverilme süresi 1 yıl, 1 yıllık denetimli serbestlik sınırını aşmadığı için infaz denetimli serbestlikle tamamlanır (girdi-çıktı).
3 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 6 ay yatar: 1 ay kapalı, 5 ay açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
4 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 1 yıl yatar: 1 ay kapalı, 11 ay açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
5 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 1 yıl 6 ay yatar: 1 ay kapalı, 1 yıl 5 ay açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
6 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 2 yıl yatar: 1 ay kapalı, 1 yıl 11 ay açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
7 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 2 yıl 6 ay yatar: 1 ay kapalı, 2 yıl 5 ay açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
8 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 3 yıl yatar: 1 ay kapalı, 2 yıl 11 ay açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
9 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 3 yıl 6 ay yatar: 1 ay kapalı, 3 yıl 5 ay açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
10 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 4 yıl yatar: 1 yıl kapalı, 3 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
11 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 4 yıl 6 ay yatar: 1 yıl 1 ay 6 gün kapalı, 3 yıl 4 ay 24 gün açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
12 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 5 yıl yatar: 1 yıl 2 ay 12 gün kapalı, 3 yıl 9 ay 18 gün açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
13 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 5 yıl 6 ay yatar: 1 yıl 3 ay 18 gün kapalı, 4 yıl 2 ay 12 gün açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
14 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 6 yıl yatar: 1 yıl 4 ay 24 gün kapalı, 4 yıl 7 ay 6 gün açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
15 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 6 yıl 6 ay yatar: 1 yıl 6 ay kapalı, 5 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
16 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 7 yıl yatar: 1 yıl 7 ay 6 gün kapalı, 5 yıl 4 ay 24 gün açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
17 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 7 yıl 6 ay yatar: 1 yıl 8 ay 12 gün kapalı, 5 yıl 9 ay 18 gün açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
18 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 8 yıl yatar: 2 yıl kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
19 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 8 yıl 6 ay yatar: 2 yıl 6 ay kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
20 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 9 yıl yatar: 3 yıl kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
21 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 9 yıl 6 ay yatar: 3 yıl 6 ay kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
22 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 10 yıl yatar: 4 yıl kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
23 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 10 yıl 6 ay yatar: 4 yıl 6 ay kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
24 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 11 yıl yatar: 5 yıl kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
25 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 11 yıl 6 ay yatar: 5 yıl 6 ay kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
26 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 12 yıl yatar: 6 yıl kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
27 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 12 yıl 6 ay yatar: 6 yıl 6 ay kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
28 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 13 yıl yatar: 7 yıl kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
29 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 13 yıl 6 ay yatar: 7 yıl 6 ay kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.
30 yıl hapis cezası alan kişi adi suçta 14 yıl yatar: 8 yıl kapalı, 6 yıl açık cezaevinde geçer; ardından 1 yıl denetimli serbestlik başlar.

Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosuna kayıtlı (Sicil No: 34507) olarak Ankara merkezli çalışan; ceza hukuku, infaz hukuku ve ceza muhakemesi alanlarında yoğunlaşmış bir avukattır. Müddetname itirazı, idare ve gözlem kurulu kararlarına şikayet, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme uyuşmazlıklarında İnfaz Hakimlikleri ve ağır ceza mahkemeleri önünde dosya yürütmektedir. Bu sayfadaki infaz hesaplama programı ve TCK yatar hesaplama asistanı Ayboğa Avukatlık Bürosu tarafından geliştirilmekte, her yasal değişiklikte güncellenmektedir.
Bu rehber 5275 sayılı Kanun, 7242, 7456, 7550 ve 7571 sayılı değişiklik kanunları ile Adalet Bakanlığı uygulamaları esas alınarak hazırlanmış ve hukuki doğruluğu denetlenmiştir. Ayrıntılı özgeçmiş için Hakkımızda sayfasına bakabilirsiniz.
Müddetname itirazı, idare ve gözlem kurulu kararlarına şikayet, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme uyuşmazlıklarında Ankara merkezli büromuzla iletişime geçebilirsiniz; Türkiye genelinde UYAP üzerinden infaz avukatı danışmanlığı veriyoruz.
Ankara AvukatDanışmanlık ücretlidir. Görüşme ücretleri 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca uygulanır.
Bu sayfaya ve Avukata Sor bölümüne gelen sorulardan seçtiklerimizi, soranların kimliğini gizleyerek ve Av. Çağrı Ayboğa'nın cevaplarıyla birlikte yayınlıyoruz. Cevaplar genel bilgi niteliğindedir; kesin hesap her dosyada müddetname ile belirlenir. Toplam 33 soru ve cevap; 2022'den bugüne tarih sırasıyla, en yenisi üstte.
Oğlum 04.06.2025 sonrası suçtan 2 yıl aldı, girdi çıktı yapar diyorlar doğru mu?
Eşimin müddetnamesinde denetimli serbestlik 1 yıl yazıyor ama suç tarihi 2022, 3 yıl ek hak olması gerekmiyor mu?
Avukat bey 13. yargı paketi çıkarsa benim 4 yıllık cezanın yatarı değişir mi, beklesem mi teslim olsam mı?
Babam kapalı cezaevinde, açık cezaevine geçmesi için daha ne kadar yatması lazım?
Avukat bey herkes farklı bir şey söylüyor, benim cezamın gerçek yatarını net olarak nerden öğrenebilirim?
Benim arkadaşın 2 yıl cezası var, pandemi infaz düzenlemesi falan onu kapsıyor mu?
Avukat bey benim ceza kesinleşti ama daha teslim olmadım, ne kadar yatacağımı önceden öğrenebilirim?
Benim suç tarihi 2020, ceza yeni kesinleşti. Hangi tarihe göre hesaplanıyor bu infaz işi?
Eşim 2 yıl ceza aldı, avukat tutmadan kendimiz yatarını öğrenebilir miyiz?
Benim 5 sene önce de cezam vardı, şimdi yine ceza aldım. Önceki ceza yatarımı etkiler mi?
Erkek kardeşim ceza aldı ama suç tarihi eski, yeni infaz düzenlemesinden faydalanabilir mi?
Avukat bey benim 1 yıl 8 ay cezam var, bunun yatarı var mı yok mu?
Oğlum içeride yatıyor, açık cezaevine ne zaman geçer acaba bunu nerden öğrenebiliriz?
Benim arkadaş 2 yıl 6 ay ceza aldı da cezaevine girer mi acaba bunun yatarı var mı?
Avukat bey benim 3 sene cezam var da bunun ne kadarını yatarım acaba?
Abim cezaevine yeni girdi, ne zaman açık cezaevine geçer ne zaman çıkar öğrenmek istiyoruz.
Eşim 7 yıl ceza aldı, daha önce yattığı süre var. Tahliye tarihi ona göre mi hesaplanıyor?
Oğlum 18 yaşındayken suç işlemişti, şimdi ceza aldı. Yaşı infaz hesabını değiştiriyor mu?
Kardeşim kapalı cezaevinde, denetimli serbestliğe ne zaman ayrılır acaba bunu hesaplamak mümkün mü?
Benim bi arkadaşın 3 yıl 4 ay cezası var, cezaevine girmeden halletme şansı var mı?
Eşim bir dosyadan cezaevinde, şimdi başka dosyadan da ceza gelirse içeride kalacağı süre uzar mı?
Avukat bey denetimli serbestlik olayı varmış, benim kardeş bundan yararlanabiliyor mu acaba?
Benim bi tanıdık 4 yıl ceza aldı da ne kadar yatar bunun, bilen var mı?
Eşim 2022'den beri cezaevinde, ne kadar süresi kaldı bunu nasıl hesaplatabiliriz?
Eşim 5 yıl ceza aldı, şimdi bunun hepsini mi yatacak yoksa daha erken çıkma durumu var mı?
Avukat bey bi yakınım 6 yıl ceza aldı da iyi halli olursa daha erken çıkabiliyor mu?
Abim 10 yıl ceza aldı, şimdi gerçekten 10 yıl mı yatacak içeride?
Benim iki tane dosya var, ikisinden de ceza çıkarsa ayrı ayrı mı hesaplanıyor bunlar?
Kocamın davası istinaftaydı şimdi onanmış, hemen cezaevine mi girecek ne olacak?
Babam cezaevinde, tahliyesine ne kadar kaldı bunu hesaplatabiliyor muyuz?
Eşim ilk defa ceza aldı, daha önce hiç sabıkası yok. Yine de cezaevine girmesi gerekiyor mu?
Avukat bey ben daha önce 8 ay tutuklu kaldım, şimdi ceza aldım o süre düşüyor mu benim cezadan?
Kardeşim cezaevinde benim, ne zaman çıkar bunun hesabını nasıl yapıcaz?
Ceza miktarınızı, suç türünü ve suç tarihini yazın; yatarınızı hesaplayıp cevaplayalım. Kimlik bilgileriniz yayınlanmaz.
Avukata SorAnkara Ceza AvukatıDanışmanlık ücretlidir. Ücretlendirme 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi esas alınarak belirlenir.
