İçeriğe geç

Kamu Görevlisinin Ticareti Suçu ve Cezası 2026 (TCK 259)

Kamu Görevlisinin Ticareti Suçu ve Cezası 2026 (TCK 259) 2026

Ceza Hukuku - Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar - Son Güncelleme: 14 Ekim 2026

Kamu görevlisinin ticareti suçu, yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışan kamu görevlisinin cezalandırılmasıdır. TCK 259 bu fiile altı aya kadar hapis ya da adli para cezası öngörür; satışın gerçekleşmesi aranmaz. Suç şikâyete bağlı değildir, ön ödeme kapsamındadır ve davaya asliye ceza mahkemesi bakar. Rehberi Ayboğa Avukatlık Bürosu güncel mevzuata göre hazırlamıştır.

Hukuki DenetimAv. Çağrı Ayboğa - Ankara Barosu Sicil No: 34507 - Denetlenme Tarihi: 14 Ekim 2026
TCK Madde 259 - Kamu görevlisinin ticareti(1) Yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak, bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışan kamu görevlisi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Madde hakkında kısa not: Madde tek fıkradan oluşur ve 2005’te yürürlüğe girdiğinden bu yana değişmemiştir. Karşılığı, mülga 765 sayılı Kanunun memurun ticareti başlıklı hükmüdür. Yeni metin “devlet memuru” yerine “kamu görevlisi” dediği için kapsam genişlemiştir. Ceza seçimliktir: hâkim ya hapis ya adli para cezasına hükmeder.

Bir ilçe tapu müdürlüğünde çalışan memurun akrabasının emlak ofisi olduğunu düşünün. Memur, işlem için gelen vatandaşlara “bu daireyi benim tanıdığım ofisten alın, işinizi hızlı bitiririm” diyerek ilan gösterir. Vatandaşlardan biri bu konuşmayı kaydedip savcılığa başvurur. Memur hiçbir satıştan pay almamıştır, hatta tek bir satış bile gerçekleşmemiştir. Yine de hakkında kamu görevlisinin ticareti suçundan soruşturma başlar. Bu rehber, böyle bir dosyada hangi unsurların arandığını, cezanın ne olduğunu ve ön ödemenin neden en kritik başlık olduğunu sırayla anlatır.

Kamu Görevlisinin Ticareti Suçu Nedir (TCK 259)?

Doğrudan CevapKamu görevlisinin ticareti suçu, bir kamu görevlisinin görevinin kendisine sağladığı nüfuzu kullanarak başka bir kişiye mal ya da hizmet satmaya çalışmasıdır. TCK 259 bu fiili, satış gerçekleşmese bile cezalandırır. Korunan değer kamu idaresine duyulan güvendir; ikinci planda idareyle iş yapan kişilerin karar verme özgürlüğü korunur.

Suç, Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Kanun koyucunun amacı açıktır: Kamu hizmetinden yararlanmak için bir makama giden kişi, o makamdaki görevliye “hayır” dediğinde işinin aksayacağı kaygısını taşımamalıdır. Bu kaygının kendisi, henüz bir satış yapılmamış olsa dahi idareye duyulan güveni zedeler.

Hükmün ikinci bir işlevi, kamu görevini ticari bir fırsat alanına çevirmeyi engellemektir. Görevin sağladığı bilgi, konum ve ilişki ağı kişisel kazanç aracı olarak kullanıldığında, idarenin tarafsızlığı da zarar görür. Bu nedenle suçun oluşması için idarenin maddi bir zarara uğraması gerekmez; zarar aranmayan bir tehlike suçu söz konusudur.

Madde kısa olduğu için uygulamada sınırları çizmek belgelerle yapılır. Ayboğa Avukatlık Bürosu, bu dosyalarda önce şüphelinin görev tanımını ve satış girişiminin yapıldığı kişiyle arasındaki görev ilişkisini çıkarır; çünkü suçun oluşup oluşmadığı çoğu zaman bu iki belgenin karşılaştırılmasıyla belli olur.

Suçun Unsurları Nelerdir: Nüfuzdan Yararlanma ve Satmaya Çalışmak

Doğrudan Cevapİki unsur birlikte aranır. Birincisi, failin yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanmasıdır; ikincisi, bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışmasıdır. Netice şartı yoktur, teklifin reddedilmesi sonucu değiştirmez. Suç yalnızca kasten işlenir; görevini bilmeden ya da dikkatsizlikle aşan memur bu suçtan sorumlu tutulamaz.
Nüfuzdan yararlanmaFailin memurluk sıfatının, makamının ya da karşı tarafın işini etkileme gücünün satış girişiminde araç olarak kullanılmasıdır. Nüfuz açık bir tehdide dönüşmek zorunda değildir; karşı tarafın işini gördüren kişi konumunda bulunmak çoğu zaman yeterlidir.
Mal veya hizmetKonu, ekonomik değeri olan ve satılabilen bir mal ya da hizmettir. Malın faile ait olması şart değildir; başkasının malına aracılık etmek, pazarlamak ya da müşteri bulmak da fiili oluşturur.
Satmaya çalışmakKanun tamamlanmış bir satış aramaz. Teklif etmek, pazarlık yapmak, ürünü tanıtmak ya da sipariş toplamak yeterlidir. Bedelin ödenmemesi, malın teslim edilmemesi veya teklifin geri çevrilmesi suçu ortadan kaldırmaz.
Görev ilişkisiSatış girişiminin, failin görevi dolayısıyla ilişkide bulunduğu ya da bulunabileceği kişilere yönelmesi tipik haldir. Hizmet alan vatandaş, denetlenen işletme ya da emri altındaki personel bu kişilerdendir.
KastFail, görevinin sağladığı nüfuzu kullandığını bilerek ve isteyerek hareket etmelidir. Mesleki sıfatını hiç kullanmadan, sıradan bir satıcı gibi hareket eden memurda bu kast bulunmaz.
Hukuka aykırılıkÜstün emri, ilgilinin rızası ya da hakkın kullanılması bu fiili hukuka uygun hale getirmez. Anayasa, konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilemeyeceğini açıkça düzenlemiştir.

Bu iki unsurun birbirinden ayrı değerlendirilmesi savunmanın merkezidir. Mesai saatinde internet üzerinden ürün satan bir personelin fiili, alıcıların o memurdan herhangi bir hizmet beklemediği durumlarda nüfuz unsurunu taşımaz. Böyle bir davranış disiplin hukukunun konusu olabilir, ancak ceza hukukunun değil.

Kamu Görevlisinin Ticareti Suçunu Kim İşleyebilir?

Doğrudan CevapSuç özgü bir suçtur: asıl fail yalnızca kamu görevlisi olabilir. Kamu görevlisi sayılmayan kişi, bağlılık kuralı gereği ancak azmettiren ya da yardım eden olarak sorumlu tutulur. Mağdur, belirli bir kişi değil kamu idaresidir; satış teklif edilen kişi ise suçtan zarar gören sıfatıyla sürece katılabilir.
Kamu görevlisi kavramıKanun, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama ya da seçilme yoluyla veya herhangi bir surette sürekli, süreli ya da geçici olarak katılan herkesi kamu görevlisi sayar. Kadrolu memur dışında sözleşmeli personel, işçi statüsündeki görevliler ve geçici görevlendirilenler de kapsama girebilir.
Sıfatın suç tarihinde bulunmasıGörevden ayrılmış kişinin eski sıfatına dayanarak yaptığı satış girişimi bu suçu oluşturmaz. Böyle bir davranış, şartları varsa kendini kamu görevlisi gibi tanıtma ya da dolandırıcılık hükümleri yönünden incelenir.
İştirakMemurla birlikte hareket eden satıcı, akraba ya da şirket yetkilisi azmettiren veya yardım eden olarak cezalandırılabilir. Asıl fiili işleyen kamu görevlisi belirlenemiyorsa bu kişilere şeriklikten ceza verilemez.
TeşebbüsKanun hareketin kendisini yani satmaya çalışmayı cezalandırdığı için fiil, teklif anında tamamlanır. Hareketin bölünebildiği sınırlı durumlar dışında suça teşebbüs hükümlerinin uygulanma alanı dardır.
Mağdur ve zarar görenMağdur kamudur. Kendisine satış teklif edilen kişi suçtan zarar gören olarak ifade verebilir, davadan haberdar edilmeyi ve katılma talebinde bulunmayı isteyebilir.

Özgü suç niteliği, çok şüphelili dosyalarda iddianamenin okunma biçimini değiştirir. Memura “satışı sen yaptırdın” denilirken satıcıya aynı maddeden asıl fail gibi ceza isteniyorsa, bu nitelendirmenin ilk derece mahkemesinde açıkça tartışılması gerekir.

Hangi Davranışlar Bu Suçu Oluşturur, Hangileri Oluşturmaz?

Doğrudan CevapSuçu oluşturan örnekler, görev ilişkisinin satış girişimine araç yapıldığı hallerdir: Okul yöneticisinin velilere kırtasiye ürünü pazarlaması, denetim görevlisinin denetlediği işletmeye ürün satmaya çalışması, amirin emri altındaki personele mal satması gibi. Görevle hiçbir bağlantısı kurulmayan kişisel ticari faaliyetler ise kural olarak bu suçu oluşturmaz, yalnızca disiplin hukuku yönünden sonuç doğurur.
Suç sayılabilen örnekOkul yöneticisinin, velilere belirli bir yerden kırtasiye malzemesi ya da kıyafet almalarını fiilen zorunlu tutması. Burada velinin çocuğunun durumu üzerindeki etki, nüfuz unsurunu karşılar.
Suç sayılabilen örnekBir kamu kurumunda görevli kişinin, kurumdan hizmet almak için gelen vatandaşlara kendi ya da yakınının işletmesinin ürün ve hizmetlerini pazarlaması.
Suç sayılabilen örnekAmir konumundaki görevlinin, emri altındaki personele mal satmaya çalışması. Ast ile üst arasındaki hiyerarşi, reddetme özgürlüğünü baskılayan bir nüfuz ilişkisi doğurur.
Suç sayılabilen örnekGörevi sayesinde elde ettiği ürün ya da belgeyi, görevle ilişkide olduğu kişilere satmaya çalışmak. Uygulamada posta ve benzeri kurum ürünlerinin toplu satışı bu kapsamda değerlendirilmiştir.
Kural olarak suç sayılmayan örnekMemurun mesleki sıfatını hiç kullanmadan internet üzerinden ürün satması. Burada alıcıların failden bir hizmet beklentisi bulunmadığı için nüfuz unsuru yoktur; fiil disiplin yönünden ele alınır.
Kural olarak suç sayılmayan örnekMemurun kendi taşınmazını piyasa koşullarında, görevinden bağımsız biçimde satması. Satışın tekrarlanması tek başına suç değildir; nüfuzun kullanıldığının ayrıca ortaya konulması gerekir.

Sınır çizgisi, alıcının failden bir iş ya da hizmet beklentisi taşıyıp taşımadığıdır. Bu beklenti varsa satış teklifi serbest bir pazarlık değil, baskı altında yapılmış bir teklif sayılır. Kendisini kamu görevlisi gibi tanıtan ancak gerçekte o sıfatı taşımayan kişilerin fiili ise kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi hükümleri kapsamında değerlendirilir.

TCK 259 ile İrtikâp, Rüşvet, Zimmet ve Görevi Kötüye Kullanma Arasındaki Fark

Doğrudan CevapAyrım yararın niteliğinde ve yoğunlukta yatar. TCK 259’da fail satış yapmaya çalışır, yarar elde etmesi gerekmez. İrtikâpta kişi yarar sağlamaya zorlanır ya da ikna edilir. Rüşvette görevin ifasına ilişkin bir anlaşma vardır. Zimmette kamu malı mal edinilir. TCK 257 ise diğerlerinin dışında kalan görev ihlallerine uygulanır.
TCK 259 kamu görevlisinin ticareti, TCK 250 irtikâp, TCK 252 rüşvet ve TCK 257 görevi kötüye kullanma suçlarının karşılaştırması
Ölçüt TCK 259 TCK 250 TCK 252 TCK 257
Suçun adı Kamu görevlisinin ticareti İrtikâp Rüşvet Görevi kötüye kullanma
Tipik fiil Görevin sağladığı nüfuzu kullanarak başkasına mal veya hizmet satmaya çalışmak Görevin sağladığı güveni kötüye kullanarak kişiyi yarar sağlamaya icbar etmek ya da ikna etmek Görevin gereğini yapmak veya yapmamak için kişiyle anlaşarak yarar sağlamak Görevin gereklerine aykırı davranmak ya da görevi ihmal etmek
Yarar şartı Satış girişimi yeterlidir, yarar elde edilmesi aranmaz Yarar sağlanması ya da bunun vaadi aranır Anlaşmanın kurulması yeterlidir Mağduriyet, kamu zararı ya da haksız kazanç aranır
Ceza Altı aya kadar hapis veya adli para cezası İcbarda 5 ila 10 yıl, iknada 3 ila 5 yıl, hatadan yararlanmada 1 ila 3 yıl hapis 4 ila 12 yıl hapis Aykırı davranışta 6 ay ila 2 yıl, ihmalde 3 ay ila 1 yıl hapis
Görevli mahkeme Asliye ceza mahkemesi İcbar ve ikna suretiyle irtikâpta ağır ceza, hatadan yararlanmada asliye ceza Ağır ceza mahkemesi Asliye ceza mahkemesi
Ön ödeme Kapsamdadır Kapsamda değildir Kapsamda değildir Kapsamda değildir

Fiil tek bir olayda birden fazla suçun unsurlarını taşıyabilir. Satış teklifi açık bir baskıya dönüşmüşse olay artık irtikâp suçu kapsamında, görevin yapılması bir bedele bağlanmışsa rüşvet suçu kapsamında değerlendirilir. Kamu parasının ya da malının doğrudan mal edinilmesi halinde ise zimmet suçu gündeme gelir.

TCK 257 tamamlayıcı bir hükümdür; fiil 259’un unsurlarını taşıyorsa ayrıca görevi kötüye kullanmadan ceza verilmez. Görevin gereklerinin hiç yapılmaması ya da geciktirilmesi ise görevi ihmal suçu yazımızın konusudur. Kamu görevlisi olmayan birinin iş takibi vaadiyle para alması ise nüfuz ticareti kapsamına girer.

Aynı suç işleme kararıyla değişik zamanlarda birden çok kişiye satış girişiminde bulunulması halinde zincirleme suç hükümleri tartışılır ve tek ceza artırılarak verilir. Aynı kişiye aynı anda birden fazla mal satılmaya çalışılması ise uygulamada tek fiil sayılır.

657 Sayılı Kanundaki Ticaret Yasağı ile Bu Suç Aynı Şey mi?

Doğrudan CevapHayır, iki ayrı sorumluluk vardır. 657 sayılı Kanunun 28. maddesi memurlara ticaret ve kazanç getirici faaliyet yasağı koyar; bu yasağın ihlali nüfuz kullanılmasa bile disiplin suçudur. TCK 259 ise yalnızca görevin sağladığı nüfuz kullanıldığında devreye girer. Disiplin süreci ile ceza davası birbirinden bağımsız yürür.
Ticaret yasağının kapsamıMemurlar, Türk Ticaret Kanununa göre tacir veya esnaf sayılmalarını gerektirecek faaliyette bulunamaz; ticaret ve sanayi işletmelerinde görev alamaz, ticari mümessil ya da vekil olamaz, kollektif şirkette ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamaz.
İstisnalarYapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve kanunla kurulmuş yardım sandıklarının yönetim, denetim ve disiplin kurulu üyelikleri ile özel kanunlarda gösterilen görevler yasak dışındadır.
Bildirim yükümlülüğüEşi ya da velayeti altındaki çocuğu yasaklanan faaliyetlerde bulunan memur, bu durumu kanunda gösterilen süre içinde kurumuna bildirmek zorundadır.
Disiplin yaptırımıTicaret yapmak ya da memurlara yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile karşılanır. Ayrıntılar memura verilebilecek disiplin cezaları yazımızdadır.
İki sürecin bağımsızlığıCeza davasında beraat kararı verilmesi, disiplin cezasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Çünkü disiplin hukuku nüfuz kullanımını değil, yasağın ihlalini esas alır.

Pratikte en sık karşılaşılan tablo, aynı olayın hem disiplin soruşturmasına hem ceza soruşturmasına konu olmasıdır. Ayboğa Avukatlık Bürosu, bu dosyalarda iki süreci birlikte planlar; çünkü disiplin soruşturmasında verilen savunma, ceza dosyasında aleyhe delil olarak kullanılabilir.

Kamu Görevlisinin Ticareti Suçunun Cezası Ne Kadardır?

Doğrudan CevapCeza, altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Hükümde seçimlik ceza öngörüldüğü için hâkim bu iki yaptırımdan birine karar verir. Hapsin alt sınırı kanunun genel hükmü gereği bir aydır. Hapis cezası verilse bile süresi kısa olduğundan seçenek yaptırımlara çevrilebilir.
Seçimlik cezaHâkim hapis ya da adli para cezasından birini seçer; ikisine birlikte hükmedilemez. Seçim yapılırken failin görevi, fiilin işlenme biçimi ve nüfuzun yoğunluğu gerekçede gösterilir.
Hapsin sınırlarıÜst sınır altı aydır; alt sınır özel olarak gösterilmediği için genel hükümdeki bir aylık süre uygulanır. Bu nedenle verilecek hapis cezası her halde kısa süreli hapis cezasıdır.
Adli para cezasıAdli para cezası, gün sayısı belirlenip günlük miktarla çarpılarak hesaplanır. Ödenmemesi halinde hapse çevrilmesi gündeme gelir.
Seçenek yaptırıma çevirmeKısa süreli hapis cezası, kanunda gösterilen seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Belirli yaş gruplarında ve daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olanlarda otuz gün ve daha az süreli hapis cezasının çevrilmesi zorunludur.
Takdiri indirimSanığın yargılama sürecindeki tutumu lehe değerlendirilerek cezadan altıda bire kadar indirim yapılabilir.
Basit yargılama usulüÜst sınırı iki yıl ya da daha az hapis cezası gerektiren suçlarda mahkeme duruşma yapmaksızın karar verebilir. Bu usulde mahkûmiyet halinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.

Cezanın düşük olması, dosyanın hafif olduğu anlamına gelmez. Mahkûmiyetin adli sicile işlenmesi, disiplin soruşturmasını beslemesi ve görevle ilgili güven ilişkisini zedelemesi, hapis süresinden daha ağır sonuçlar doğurabilir.

TCK 259 Ön Ödeme Kapsamında mıdır?

Doğrudan CevapEvet. Kanun, uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere yalnız adli para cezası öngörülen ya da hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmayan suçları ön ödeme kapsamına alır. TCK 259 bu ölçüte uyar. Tutar süresinde ödendiğinde hakkında kamu davası açılmaz, dava açılmışsa düşme kararı verilir.
ÖlçütHapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmıyorsa ya da suç yalnız adli para cezası gerektiriyorsa ön ödeme uygulanır. TCK 259’un üst sınırı tam olarak altı ay olduğu için suç bu genel kuralın içinde kalır.
Tutarın hesabıTutar savcılık tarafından kanundaki ölçütlere göre belirlenir. Hapis ile adli para cezasının birbirine seçenek olarak öngörüldüğü hallerde adli para cezasına ilişkin miktar esas alınır; buna soruşturma giderleri eklenir.
SüreÖdeme, tebligatın yapılmasından itibaren on gün içinde yapılır. Bu süre uzatılamaz; kaçırılması halinde soruşturma olağan biçimde sürer.
TaksitFail aynı on günlük süre içinde talep ederse tutar, birer ay ara ile üç eşit taksitte ödenebilir. Taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi ön ödemeyi geçersiz kılar.
Tekrar haliÖn ödeme sonucu verilen karardan sonraki beş yıl içinde ön ödemeye tabi yeni bir kasıtlı suç işlenirse, teklif edilecek tutar yarı oranında artırılır.
KayıtÖn ödeme nedeniyle verilen kararlar adli sicile değil, kendilerine özgü bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak istenebilir.
Etkilemediği hususlarÖn ödeme, kişisel hakkın istenmesini, malın geri alınmasını ve müsadereye ilişkin hükümleri etkilemez. Disiplin sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz.

Ön ödeme bu suçta en kritik başlıktır. Ayboğa Avukatlık Bürosu, kamu görevlisinin ticareti dosyalarında ilk olarak savcılığın ön ödeme önerisinde bulunup bulunmadığını kontrol eder; öneri yapılmadan dava açılmışsa bu eksikliğin mahkeme aşamasında giderilmesini talep eder. Hangi suçların kapsamda olduğunu ön ödemeye tabi suçlar yazımızda bulabilirsiniz.

Şikâyet, Uzlaşma, Soruşturma İzni ve Görevli Mahkeme

Doğrudan CevapSuç şikâyete bağlı değildir; savcılık ihbar, denetim raporu ya da teftiş incelemesi üzerine kendiliğinden soruşturma başlatır. Suç uzlaştırma kapsamında sayılmamıştır. Fiil görev sebebiyle işlendiği için soruşturma izni usulü gündeme gelir. Davaya asliye ceza mahkemesi bakar; yetkili mahkeme ise kural olarak fiilin işlendiği yer mahkemesidir.
ŞikâyetSuç resen soruşturulur, şikâyet süresi yoktur ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Hangi suçların şikâyete bağlı olduğu şikâyete tabi suçlar yazımızda anlatılmıştır.
UzlaşmaSuç, kanunda sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz. Mağdurun kamu idaresi olması da uzlaştırmanın uygulanmasını engeller. Bu nedenle suç ön ödeme kapsamına girebilmektedir.
Soruşturma izniMemurların ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlarda izin usulü öngören kanun uygulanabilir. İzin usulünün uygulanmayacağı suçları sayan 3628 sayılı Kanunun 17. maddesinde bu suç yer almaz. İzin şartının somut olayda aranıp aranmayacağı failin sıfatına göre değerlendirilir.
Görevli mahkemeCezanın üst sınırı dikkate alındığında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Dosyada rüşvet ya da irtikâp gibi ağır ceza mahkemesinin görevine giren bir suç da varsa dava bağlantı nedeniyle o mahkemede görülebilir.
Yetkili mahkemeKural, suçun işlendiği yer mahkemesidir. Satış girişiminin yapıldığı yer ile görevin yürütüldüğü yer farklıysa fiilin işlendiği yer esas alınır.
Delil durumuDosyalarda tanık beyanları, mesaj kayıtları, kurum yazışmaları ve denetim raporları temel delillerdir. Suç iletişimin dinlenmesine başvurulabilen katalog suçlar arasında sayılmamıştır.
MasrafŞüpheli savunma için harç ödemez. Mahkûmiyet halinde yargılama giderleri sanığa yükletilir; beraat halinde giderler hazine üzerinde kalır.

Soruşturma sonunda yeterli şüphe varsa savcılık iddianame düzenler. İddianamede hangi satış girişiminin, hangi kişiye karşı ve hangi görev ilişkisi içinde yapıldığının açıkça gösterilmesi gerekir; mahkeme bu anlatımın dışına çıkamaz. Ayboğa Avukatlık Bürosu, iddianamenin bu üç noktayı somutlaştırıp somutlaştırmadığını savunmanın ilk adımı olarak denetler.

TCK 259’da Dava Zamanaşımı Kaç Yıldır?

Doğrudan CevapDava zamanaşımı sekiz yıldır. Kanun, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezası gerektiren suçlarda bu süreyi öngörür; TCK 259’un üst sınırı altı ay olduğu için süre buraya girer. Süre suçun işlendiği gün başlar ve kesici işlemlerle en çok yarı oranında uzar.
Sürenin uzunluğuSekiz yıl. Kesilme halinde süre en çok on iki yıla kadar uzayabilir; bu sınır aşıldığında dava her halde zamanaşımına uğrar.
BaşlangıçSüre, satış girişiminin yapıldığı gün işlemeye başlar. Zincirleme biçimde işlenen fiillerde son girişimin tarihi esas alınır.
Kesen işlemlerŞüphelinin sorgusu, tutuklama kararı, iddianamenin düzenlenmesi ve mahkûmiyet hükmü süreyi keser. Kesilme anından itibaren süre yeniden işlemeye başlar.
İştirak halindeSuç ortaklarından biri hakkında yapılan kesici işlem, uygulamada diğerleri bakımından da süreyi keser.
Resen gözetilmeZamanaşımı her aşamada kendiliğinden dikkate alınır; istinaf incelemesi sırasında dolması halinde davanın düşmesine karar verilir.

Sekiz yıllık süre, bu suç tipinde pratik olarak çok sık gündeme gelir; çünkü dosyalar genellikle yıllar sonra yapılan bir ihbar ya da denetimle açılır. Genel kurallar için ceza davası zamanaşımı rehberimize bakabilirsiniz.

HAGB, Erteleme, Adli Sicil ve Memuriyete Etkisi

Doğrudan CevapSonuç ceza iki yılın altında kaldığı için hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme kural olarak mümkündür. Ön ödeme kullanıldığında ise dava hiç açılmaz. Bu suçtan verilen mahkûmiyet, cezanın düşüklüğü ve suçun memuriyete engel suçlar arasında sayılmaması nedeniyle tek başına görevden çıkarma sonucu doğurmaz.
HAGBHükmün açıklanmasının geri bırakılması, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiş ve yürürlüktedir. Yeni düzenlemede sanığın kabulü şartı aranmaz ve karara karşı istinaf yolu öngörülmüştür.
Ertelemeİki yıl veya daha az süreli hapis cezası, şartları varsa ertelenebilir. Ertelemede mahkûmiyet adli sicile işlenir, denetim süresi iyi geçirilirse ceza infaz edilmiş sayılır.
Adli sicilMahkûmiyet adli sicile kaydedilir; cezanın infazından sonra kayıt arşive alınır. Silinme şartları adli sicil kaydının silinmesi yazımızda anlatılmıştır. HAGB kararı ise yalnızca kendisine özgü sisteme kaydedilir.
Hak yoksunluklarıHapis cezasının sonucu olan güvenlik tedbirleri TCK 53 belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma hükümlerine göre belirlenir. Kısa süreli hapis cezasının ertelenmesi halinde bu yoksunluklar uygulanmayabilir.
Memuriyete etkisiSuç, memurluğa alınmaya engel suçları sayan listede yer almaz ve cezası bir yılın altındadır. Bu nedenle mahkûmiyet kendiliğinden memuriyeti sona erdirmez; ancak disiplin soruşturması bağımsız biçimde sonuç doğurabilir.
Etkin pişmanlıkKanunda bu suç için özel bir etkin pişmanlık indirimi düzenlenmemiştir. Zararın giderilmesi ya da girişimden vazgeçme, takdiri indirimde ve seçimlik cezanın belirlenmesinde lehe değerlendirilir.

Şüpheli ve İhbar Eden Ne Yapmalıdır?

Doğrudan CevapŞüpheli, önce hangi satış girişimi nedeniyle çağrıldığını öğrenmeli ve görev tanımını belgelemelidir. İfadeye hazırlıksız gitmek en sık yapılan hatadır. İhbar edenin ise teklifin yapıldığı tarihi, yeri ve varsa yazılı iletişim kayıtlarını saklaması gerekir. Her iki taraf için ön ödeme ihtimali baştan değerlendirilmelidir.
1
Çağrının kapsamını öğreninDavetiyedeki dosya numarasını ve suç adını not edin. İfadeye çağrılmak tek başına suçlu olduğunuz anlamına gelmez; ancak ilk beyan dosyanın yönünü belirler.
2
Görev tanımınızı belgeleyinGörevlendirme yazısı, iş bölümü ve imza yetkisi belgelerini toplayın. Satış teklif edildiği ileri sürülen kişinin sizin göreviniz kapsamında bir işi bulunup bulunmadığı belirleyici olacaktır.
3
Satışa ilişkin kayıtları ayırınFatura, sipariş, mesaj ve ilan kayıtlarını tarih sırasına koyun. Satışın görevinizden bağımsız yürütüldüğünü gösteren kayıtlar nüfuz unsurunu tartışmaya açar.
4
Ön ödeme önerisini sorunSavcılığa, suçun ön ödeme kapsamında olup olmadığını ve tutarın tebliğ edilip edilmediğini sorun. On günlük sürenin kaçırılması önemli bir hak kaybıdır.
5
Disiplin sürecini ayrıca izleyinKurumunuzda açılan soruşturmanın savunma süresini ayrı takip edin. İki dosyadaki beyanların birbiriyle çelişmemesi gerekir.
6
İhbar ediyorsanız kaydı koruyunTeklifin tarihini, yerini, tanıkları ve yazılı iletişim kayıtlarını saklayın. Tek taraflı özet beyan yerine somut belgeye dayanan ihbar daha sağlıklı sonuç verir.
Ayboğa Avukatlık Bürosu Kamu Görevlisinin Ticareti Kontrol Listesi

Şüpheli, fiil tarihinde kamu görevlisi sıfatını taşıyor muydu?
Satış teklif edilen kişinin, şüphelinin görevi kapsamında bir işi var mıydı?
Teklif sırasında memurluk sıfatı, makam ya da iş gördürme gücü araç olarak kullanılmış mı?
İddia tamamlanmış bir satışa mı, yoksa yalnızca girişime mi dayanıyor?
Olay aynı zamanda irtikâp, rüşvet ya da zimmet unsurları taşıyor mu?
Savcılık ön ödeme önerisinde bulundu mu, tutar tebliğ edildi mi?
Fiilin görevle bağlantısı nedeniyle soruşturma izni aranması gerekiyor mu?
Son kesici işlemden bugüne geçen süre sekiz yıllık zamanaşımını dolduruyor mu?
Aynı olaydan disiplin soruşturması açılmış mı, savunma süresi işliyor mu?
Uygulamadan Not - Av. Çağrı Ayboğa

Bu dosyalarda en sık gördüğüm hata, müvekkilin “ben zaten hiçbir şey satmadım, para almadım” diyerek ifadeye rahat gitmesidir. Oysa kanun satışın tamamlanmasını aramıyor; teklif tek başına yeterli olabiliyor. Ben ifade öncesinde iki şeyi hazırlarım: Görev tanımı ile satış teklif edildiği söylenen kişinin kurumdaki işlem dosyası. İkisi arasında bir bağ kurulamıyorsa nüfuz unsuru tartışmaya açılır. Ayrıca savcılıktan ön ödeme önerisinin yapılıp yapılmadığını ilk gün sorarım; bu soru çoğu dosyada davanın hiç açılmamasıyla sonuçlanır.

TCK 259 Yargıtay Kararları Neyi Gösteriyor?

Doğrudan CevapYargıtay’ın yerleşik uygulamasında belirleyici olan unsur, görevin sağladığı nüfuzdan yararlanmadır. Satışın tekrarlanması, mesai saatinde yapılması ya da kazanç elde edilmesi tek başına yeterli görülmez. Mahkemelerin, failin görevi ile alıcı arasındaki ilişkiyi somut belgelerle ortaya koyması ve bunu gerekçede açıkça göstermesi beklenir.

Aşağıdaki kararlar, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin bu suça ilişkin uygulamasını gösteren sekiz emsal karardır. Her karar, olayın özeti, dairenin değerlendirmesi ve hukuki sonucu ile birlikte künyesi verilerek aynen aktarılmıştır.

1. KAMUSAL NÜFUZ KULLANILMADAN İNTERNETTEN KOZMETİK ÜRÜN SATILMASI KAMU GÖREVLİSİNİN TİCARETİ SUÇUNU OLUŞTURMAZ

Bir devlet üniversitesinde idari personel olarak çalışan sanığın, mesai saatleri içerisinde kozmetik ürünleri pazarladığı gerekçesiyle kamu görevlisinin ticareti suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Sanığın internet üzerinden gerçekleştirdiği satış faaliyeti, kamu görevlisi sıfatı ve işin çalışma saatlerinde yapılması esas alınarak ceza sorumluluğuna dayanak oluşturmuştur. Mahkûmiyet hükmünün kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi sırasında temel uyuşmazlık, kamu görevlisinin ticari faaliyette bulunmasının tek başına TCK 259 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği üzerinde yoğunlaşmıştır. İnceleme, ticari faaliyetin yasak olup olmadığı ile suçun kanuni unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini birbirinden ayırmayı gerektirmiştir.

Yargıtay, suçun oluşabilmesi için yürütülen kamu görevinin sağladığı nüfuzdan yararlanılmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Düzenlemenin amacı, kamu hizmetinden yararlanan kişilerin işlemlerinin gereği gibi yürütülmeyeceği endişesiyle istemedikleri mal veya hizmetleri satın almaya yöneltilmelerini engellemektir. Somut olayda üniversitenin idari personeli olan sanığın internet üzerinden kozmetik ürün satması, bu nitelikte bir kamusal nüfuz kullanımını ortaya koymamıştır. Daire, şartları varsa disiplin sorumluluğunun gündeme gelebileceğini kabul etmekle birlikte, bu ihtimalin ceza sorumluluğunun yerine geçemeyeceğini vurgulamıştır. Mahkûmiyet hükmü CMK 309 uyarınca bozulmuş; aynı maddenin tanıdığı yetki kullanılarak sanığın, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmaması nedeniyle CMK 223/2-a uyarınca beraatine doğrudan karar verilmiştir.

Kararın hukuki değerlendirmesinde, disiplin hukuku ile ceza hukuku arasındaki ayrım belirleyicidir. Kamu görevlisinin ticaret yapmasına ilişkin idari sınırlamalar, TCK 259 bakımından otomatik bir suçluluk karinesi doğurmaz. Araştırılması gereken husus, görevin sağladığı yetki veya etki gücünün satış girişiminde nasıl kullanıldığıdır. Satışın çalışma saatlerinde yapılması, alıcıların iş arkadaşları olması veya satıcının memuriyet sıfatının bilinmesi, somut nüfuz kullanımının yerine tek başına geçirilemez. Bu değerlendirme, tüm çevrim içi satışların suç dışında kaldığı anlamına da gelmez; aynı yöntemle gerçekleştirilen satışta kamusal yetkinin kötüye kullanılması ayrıca kanıtlanabilir. Kararın uygulamadaki değeri, ticari davranışın idari yönden sakıncalı görülmesi ile ceza normunun özgül unsurunun gerçekleşmesini birbirinden ayırması ve mahkûmiyetin ancak ikinci husus ispatlandığında kurulabileceğini göstermesidir.

Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 17.09.2014, E. 2014/8054, K. 2014/8673.

2. EMNİYET AMİRİNİN GÖREV SIFATINI KULLANARAK MEMURLARA PATATES SATTIĞINI DOĞRULAYAN TANIK BEYANLARI KAMU DAVASI AÇILMASINI GEREKTİREBİLİR

Seydişehir İlçe Emniyet Müdürlüğünde görev yapan bir emniyet amirinin, görev sıfatını kullanarak aynı müdürlükte çalışan memurlara patates sattığı ileri sürülmüştür. Soruşturmada ifadelerine başvurulan iki tanık, bu iddiayı doğrulayan açıklamalarda bulunmuştur. Buna rağmen kamu görevlisinin ticareti suçu yönünden kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara yapılan itiraz reddedilmiştir. Uyuşmazlık, mahkûmiyet için gerekli kesin ispatın bulunup bulunmadığından önce, mevcut anlatımların ceza mahkemesi önünde değerlendirilmesini gerektirecek düzeyde olup olmadığına ilişkindir. Bu nedenle incelemenin konusu, soruşturma aşamasında delillerin ele alınışı ve kamu davasına geçiş eşiğidir.

Yargıtay, emniyet amiri sıfatının kullanılarak memurlara satış yapıldığı yönündeki iddiaların tanık anlatımlarıyla desteklenmesini kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte görmüştür. Bu delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği halde itirazın kabul edilmemesini hukuka aykırı bulmuştur. Daire, Seydişehir Sulh Ceza Hâkimliğinin 15.03.2016 tarihli ve 2016/179 değişik iş sayılı kararını kanun yararına bozmuştur. Bozma nedenine göre sonraki işlemlerin ilgili merci tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Kararda, şüphelinin suçu kesin olarak işlediğine ilişkin nihai bir tespit veya doğrudan mahkûmiyet hükmü bulunmamaktadır. Yargıtay’ın kabulü, satış iddiası ile kamusal nüfuz kullanımı arasında araştırılmaya değer bir bağ bulunduğu ve dosyanın kovuşturma aşamasına taşınmasını gerektiren delillerin göz ardı edilemeyeceği yönündedir.

Kararın hukuki değerlendirmesinde, hiyerarşik ilişkinin ticari faaliyete etkisi ve soruşturma ile kovuşturmadaki ispat ölçülerinin farklılığı önem taşır. Amir ile ast arasındaki görev bağı, satış teklifinin serbest bir özel hukuk ilişkisi olarak kabul edilmesini her olayda mümkün kılmayabilir. Bununla birlikte amirlik sıfatı, tek başına suçun gerçekleştiğini göstermez; satış girişiminde bu sıfatın nasıl kullanıldığı somutlaştırılmalıdır. Tanıkların doğrudan gözlemlerinin içeriği, teklifin biçimi ve görev ilişkisinin alıcıların kararına etkisi bu bakımdan değerlendirilmesi gereken hususlardır. Karar, ticari ürünün niteliğinden çok satışın kamusal görev ilişkisi içerisinde yürütülüşüne odaklanır. Ayrıca yeterli şüpheyi destekleyen delillerin mahkûmiyete yetecek kesinlikte bulunmadığı gerekçesiyle soruşturma aşamasında bütünüyle etkisizleştirilmemesi gerektiğini gösterir. Kamu davası açılması ile suçluluğun sabit olması arasındaki ayrım korunmalıdır.

Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 04.12.2017, E. 2017/5860, K. 2017/5144.

3. PTT GİŞE MEMURUNUN DÜŞÜK BEDELLE EDİNDİĞİ POSTA PULLARINI GÖREVİ SIRASINDA SATARAK MENFAAT SAĞLAMASI TCK 259 KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLİR

PTT Merkez Müdürlüğünde gişe memuru olarak çalışan sanığın, okullardan düşük bedelle temin ettiği posta pullarını toplu gönderilerde kısım kısım satarak menfaat sağladığı tespit edilmiştir. Dosyada aynı sanığın, gişesinde toplanan hasılatı günlük olarak yatırması gerekirken iki ila elli beş gün arasında değişen sürelerle elinde tuttuğu başka işlemler de inceleme konusu olmuştur. Yerel mahkemenin beraat hükümleri, katılan vekili tarafından temyiz edilmiştir. Birden fazla sanık ve farklı fiillerin bulunduğu dosyada, posta pulu satışları ile kamu parasının geç yatırılması birbirinden farklı suç tipleri bakımından değerlendirilmiştir. Böylece ticari menfaat temini ile kamu parasının geçici olarak kullanılması arasındaki hukuki ayrım uyuşmazlığın merkezine yerleşmiştir.

Yargıtay, gişe memurunun düşük bedelle edindiği posta pullarını görev sırasında toplu gönderilerde satması suretiyle menfaat sağlamasını TCK 259’a uyan kamu görevlisinin ticareti suçu olarak değerlendirmiştir. Bu nitelendirmenin gözetilmemesini bozma nedeni saymıştır. Hasılatın geç yatırılması yönünden ise paranın sanıkta kaldığı süre içerisinde sağlanan nema miktarının belirlenmesini ve zincirleme basit kullanma zimmeti bakımından değerlendirme yapılmasını istemiştir. Merkez müdürü ile denetimden sorumlu şeflerin görev dönemlerinin belirlenerek denetim yükümlülüklerinin ihlal edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini de belirtmiştir. Bir sanık hakkındaki beraat hükmü onanırken diğer ilgili hükümler bozulmuştur. Dolayısıyla karar, dosyadaki bütün sanıklar veya bütün fiiller için tek ve ortak bir sonuç öngörmemektedir.

Kararın hukuki değerlendirmesinde, görev dolayısıyla erişilen ticari işlem alanının kişisel menfaat sağlamak amacıyla kullanılması dikkat çekmektedir. PTT gişesi, sanığın müşterilere ulaşmasını sağlayan kamusal hizmet noktasıdır; pulların kişisel kazanç için bu işlem akışında satılması sıradan bir özel satıştan farklı değerlendirilmiştir. Buna karşılık kamu hasılatının geç yatırılması aynı ticari suçun unsuru olarak değil, kamu parasının kullanılmasıyla ilgili ayrı bir fiil olarak ele alınmıştır. Uygulamada her işlem için malın niteliği, görevle bağlantısı, elde edilen menfaat ve paranın kim adına teslim alındığı ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu yaklaşım, dosyada birden fazla mali usulsüzlük bulunmasının bütün eylemlerin aynı suç başlığı altında toplanmasını haklı kılmadığını gösterir. Denetim görevlilerinin sorumluluğu da görev dönemleri ve somut denetim yükümlülükleri araştırılmadan yalnızca hiyerarşik konumlarına dayanılarak kurulamaz.

Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 17.12.2013, E. 2012/11157, K. 2013/12324.

4. KURUMDA İŞİ BULUNAN KİŞİLERE KOLONYA SATILMASI VE ÇAY FİŞİ ALDIRILMASI GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA YERİNE TCK 259 KAPSAMINDA NİTELENDİRİLMELİDİR

Çorum Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yapan sanığın, görev yaptığı kurumda işi bulunan kişilere kolonya satmak ve çay fişi aldırmak suretiyle menfaat sağladığı kabul edilmiştir. Yerel mahkeme bu davranışı görevi kötüye kullanma suçu olarak nitelendirmiş ve TCK 257/1, 62, 50/1-a ile 52 hükümlerini uygulayarak üç bin lira adli para cezasına hükmetmiştir. Sanık müdafiinin temyizi üzerine incelenen dosyada uyuşmazlık, kabul edilen olayın hangi ceza normu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkindir. Satış ilişkisinin kurumda yürütülen işlemlerle bağlantılı olması, eylemin genel bir görev ihlali olarak görülmesi yerine özel suç düzenlemesinin değerlendirilmesini gerekli kılmıştır.

Yargıtay, sanığın kurumda işi olan kişilere kolonya satması ve çay fişi aldırması suretiyle menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK 259’da düzenlenen kamu görevlisinin ticareti suçuna uyduğunu belirtmiştir. Buna rağmen eylemin görevi kötüye kullanma olarak kabul edilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülerek hüküm bozulmuştur. Daire, kararında öncelikle suç vasfındaki hatayı gidermeye yönelmiş; olayın bütün ayrıntıları hakkında yeni ve bağımsız bir mahkûmiyet hükmü kurmamıştır. Bozmanın sonucu, sanığın hukuki durumunun kabul edilen fiile uygun özel düzenleme çerçevesinde yeniden ele alınmasıdır. Karar metnindeki değerlendirme, kurumda işi bulunan kişilerle yürütülen satış faaliyetinin kamusal görev ilişkisiyle bağlantısını esas almaktadır.

Kararın hukuki değerlendirmesinde, TCK 259 ile TCK 257 arasındaki ilişkinin somut davranış üzerinden kurulması gerekir. Bir kamu görevlisinin menfaat sağlaması, eylemin her durumda görevi kötüye kullanma suçuyla karşılanmasını gerektirmez. Menfaatin, görevin sağladığı nüfuzdan yararlanılarak mal veya hizmet satışı yoluyla elde edildiği durumlarda özel suç tipinin öncelikle incelenmesi gerekir. Kurumda işi bulunan kişinin satış teklifini görev ilişkisi nedeniyle kabul edip etmediği, bu bağın ispatı bakımından önemlidir. Bununla birlikte bu karardan, kamu binalarında gerçekleştirilen her kolonya veya çay satışının suç oluşturduğu sonucu çıkarılamaz. Belirleyici olan satışın kamusal sıfatın sağladığı etkiyle yürütülmesidir. Suç vasfının doğru belirlenmesi, uygulanacak ceza ve kişiselleştirme hükümleri bakımından da sonuç doğurduğundan yalnızca terminolojik bir düzeltme olarak görülemez.

Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 17.03.2021, E. 2020/7616, K. 2021/1436.

5. KAMU VETERİNER HEKİMİNİN ÖZEL KLİNİĞE YÖNLENDİRME VE ÜCRET ALMA İDDİASI KESİN DELİLLERLE İSPATLANMADAN TCK 259 MAHKÛMİYETİ KURULAMAZ

İlçe Tarım Müdürlüğünde veteriner hekim olarak çalışan sanığın, hayvan sahiplerini diğer sanığa ait özel veteriner kliniğine yönlendirdiği ve yasak olmasına rağmen suni tohumlama işlemleri yaptığı ileri sürülmüştür. Zincirleme görevi kötüye kullanma suçlamasıyla yürütülen yargılama sonunda kamu görevlisinin ticareti suçundan mahkûmiyet kurulmuştur. Ancak iddianamede suni tohumlama karşılığında para alındığına ilişkin bir anlatım bulunmamış; bazı tanıklara ait hayvanlarda işlemin başka bir kişi tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Özel kliniğe yönlendirme iddiası da tanıklar tarafından doğrulanmamıştır. Sanığa suni tohumlama nedeniyle idari para cezası verilmiş olması, dosyadaki diğer verilerle birlikte tartışılmıştır.

Yargıtay, sanığın savunmasının aksine suçu işlediğini gösteren, her türlü kuşkudan uzak ve mahkûmiyete yeterli kesin delil bulunmadığını belirterek beraat yerine mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Ayrıca kabul edilen fiil yönünden alternatif değerlendirme yaparak, tanığın hayvanına suni tohumlama uygulanması ve ücret alınması şeklindeki davranışın somut dosyada TCK 257 kapsamında değerlendirilmesi gerekirken TCK 259 uygulanmasını da hatalı görmüştür. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından kişiselleştirme nedenlerinin sıralaması ve olay tarihinde yürürlükteki düzenleme ayrıca ele alınmıştır. Daire, hükmü bozmuştur. Buradaki alternatif suç vasfı değerlendirmesi, delil yetersizliği nedeniyle belirtilen beraat gerekliliğini ortadan kaldıran kesin bir suçluluk tespiti değildir.

Kararın hukuki değerlendirmesinde, idari yaptırım ile cezai ispatın birbirinden ayrılması öne çıkar. Mesleki bir yasak nedeniyle uygulanan para cezası, nüfuzdan yararlanarak satış yapıldığı veya müşterilerin özel işletmeye yönlendirildiği iddiasını kendiliğinden ispatlamaz. Mahkûmiyet için hangi hizmetin kim tarafından sunulduğu, ücretin alınıp alınmadığı ve yönlendirme davranışının gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği somut delillerle belirlenmelidir. Aynı zamanda ücret karşılığında hizmet sunulması ile kamusal nüfuz kullanılarak hizmet satışı arasında suç tipinin gerektirdiği bağ kurulmalıdır. Bu kararda ücret alınmasına ilişkin alternatif değerlendirme, olayın özel koşullarıyla sınırlıdır; her kamu veteriner hekiminin ücretli işleminin yalnızca TCK 257’ye tabi olduğu biçiminde genelleştirilemez. Karar, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin, görev ve meslek kurallarına aykırılık iddialarının bulunduğu dosyalarda da tam olarak uygulanması gerektiğini göstermektedir.

Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 21.02.2019, E. 2015/2316, K. 2019/2352.

6. MEMURİYETİN SAĞLADIĞI NÜFUZLA GAYRİMENKUL ALIM SATIMI YAPILIP YAPILMADIĞI İŞLEM MUHATAPLARI DİNLENEREK ARAŞTIRILMALIDIR

Sanığın 1999 yılından itibaren memuriyetinin özelliklerinden yararlanarak birçok kez gayrimenkul alım satımı yaptığı ve haksız kazanç sağladığı iddiasıyla görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmıştır. Yargılama sırasında düzenlenen 15.06.2010 tarihli bilirkişi raporunda sanığın gerçekleştirdiği alım satım sözleşmeleri belirtilmiştir. Buna rağmen sözleşmelerin muhataplarının tanık olarak dinlenmesi ve sanığın işlemlerde kamusal nüfuz kullanıp kullanmadığının araştırılması tamamlanmamıştır. Yerel mahkeme, görevin gereklerine aykırılığın hangi biçimde gerçekleştiğini ve bunun kamunun zararı, kişilerin mağduriyeti veya haksız menfaatle bağlantısını yeterince açıklamadan hüküm kurmuştur. Temyiz incelemesi bu delil ve gerekçe eksiklikleri üzerinde yoğunlaşmıştır.

Yargıtay, işlem muhataplarının dinlenerek sanığın yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanıp yararlanmadığının araştırılmasını istemiştir. Eylemin TCK 259’daki kamu görevlisinin ticareti suçunu oluşturup oluşturmayacağı karar yerinde tartışılmadan hüküm kurulmasını eksik inceleme ve yetersiz gerekçe olarak değerlendirmiştir. Daire ayrıca hükümden sonra yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanun nedeniyle TCK 257’deki değişikliklerin lehe kanun yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından yalnızca şartların bulunmadığının söylenmesini de yeterli görmemiştir. Sanık müdafiinin temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmuştur. Karar, gayrimenkul işlemlerinin kesin olarak TCK 259 suçunu oluşturduğunu ilan etmemekte; bu suç tipinin araştırılması gereken ihtimal olduğunu göstermektedir.

Kararın hukuki değerlendirmesinde, işlem sayısı veya elde edilen kazançtan hareketle kamusal nüfuz kullanımının varsayılmaması gerekir. Bir memurun taşınmaz alıp satması ile bu faaliyette görevin sağladığı etkiyi kullanması farklı olgulardır. Sözleşmelerin karşı taraflarının anlatımları, ticari ilişkinin nasıl kurulduğunu ve görev konumunun satış sürecine yansıyıp yansımadığını aydınlatabilir. Bilirkişi raporu ekonomik işlemlerin varlığını göstermekle birlikte, nüfuzun kullanımına ilişkin bütün olguların yerine geçmez. Görevi kötüye kullanma yönünden de normun aradığı zarar, mağduriyet veya menfaatin somutlaştırılması gerekir. Bu yönüyle karar, suç vasfı belirlenmeden önce delil toplama yükümlülüğünü vurgulamaktadır. Lehe kanun ve cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin değerlendirmeler ise kararın tarihsel mevzuat çerçevesi içinde okunmalı; sonraki düzenlemeler bakımından değişmez ve güncel bir uygulama kuralı olarak sunulmamalıdır.

Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 07.03.2013, E. 2012/3738, K. 2013/1638.

7. TCK 259 SUÇLAMASINDA SON SORGU TARİHİNDEN İTİBAREN SEKİZ YILLIK ZAMANAŞIMININ DOLMASI KAMU DAVASININ DÜŞMESİNİ GEREKTİRİR

Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin ticareti ve gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunma suçlarından kamu davası açılmıştır. Polatlı 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 24.10.2013 tarihli hükmünde kamu görevlisinin ticareti suçundan delil yetersizliğine, diğer suçlar yönünden ise fiilin suç olarak tanımlanmamasına dayalı beraat kararları vermiştir. Hükümler PTT Genel Müdürlüğü ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay’ın incelemesinde hem her suç bakımından kanun yoluna başvurma yetkisi hem de dava zamanaşımı ayrı ayrı ele alınmıştır. Böylece aynı dosyada birden fazla kurumun bulunması, başvuru yetkisinin bütün suçlara otomatik olarak yayılmadığını ortaya koymuştur.

Yargıtay, Hazinenin görevi kötüye kullanma ve kamu görevlisinin ticareti suçlarından doğrudan zarar görmediğini belirterek bu suçlar yönünden temyiz istemini reddetmiştir. Buna karşılık 3628 sayılı Kanun’a aykırılık bakımından Hazinenin, PTT Genel Müdürlüğünün ise bütün suçlar yönünden başvuru hakkını kabul etmiştir. Esas incelemesinde ilgili suçların sekiz yıllık olağan dava zamanaşımına tabi olduğunu, süreyi kesen son işlemin 23.11.2011 tarihli sorgu bulunduğunu ve inceleme tarihine kadar bu sürenin dolduğunu belirlemiştir. Beraat hükümleri bozulmuş, yeniden yargılama gerekmemesi nedeniyle kamu davalarının zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı düşmesine doğrudan karar verilmiştir. Dolayısıyla sonuç, sanığın ticaret suçunu işlediğinin kesin olarak kabul edilmesi değildir; ceza yargılamasının zamanaşımı nedeniyle sona ermesidir.

Kararın hukuki değerlendirmesinde, suçtan zarar görme ile kamusal denetim ilgisinin ayrılması gerekir. Hazinenin bir dosyadaki bazı suçlar nedeniyle katılma hakkının bulunması, diğer suçlar bakımından da aynı yetkiyi doğurmaz. TCK 259 yönünden doğrudan zarar bağının kurulması, kanun yolu denetiminin kapsamını belirler. Zamanaşımı bakımından ise beraat hükmünün verilmiş olması, dosyanın temyiz aşamasında süre hesabının yapılmasını engellememiştir. Kesilme nedeninin tarihi ve sonrasında yeni bir kesilme sebebi bulunup bulunmadığı, dosya kronolojisi üzerinden denetlenmelidir. Bu karar, her TCK 259 davasının suç tarihinden itibaren sabit sekiz yılda sona ereceği biçiminde okunamaz; kesilme ve durma hükümleri ayrıca değerlendirilir. Ayrıca düşme kararı ile fiilin suç oluşturmaması veya ispatlanamaması nedeniyle verilen beraat arasında hukuki sonuç ve gerekçe bakımından ayrım korunmalıdır.

Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 23.01.2023, E. 2019/8911, K. 2023/343.

8. KOZMETİK SATIŞI NEDENİYLE VERİLEN TCK 259 HÜKMÜ KESİNLEŞMEDEN KANUN YARARINA BOZMA YOLUYLA İNCELENEMEZ

Bir devlet üniversitesinde görev yapan sanığın mesai saatleri içinde kozmetik ürünleri pazarladığı kabul edilerek TCK 259 uyarınca altı yüz lira adli para cezasına hükmedilmiştir. Kamu görevinin sağladığı nüfuzun kullanılmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle mahkûmiyet hükmü hakkında kanun yararına bozma isteminde bulunulmuştur. İncelenen hüküm, 25.12.2012 tarihli ve 2010/4958 esas, 2012/4200 karar sayılı sulh ceza mahkemesi hükmüdür. Bununla birlikte dosyada, yoklukta verilen kararın katılana tebliğ edildiğini veya Cumhuriyet savcısının görüldü işlemini yaptığını gösteren belgeler bulunmamıştır. Başvuru, suçun maddi unsurlarından önce olağanüstü denetimin usuli koşulu bakımından ele alınmıştır.

Yargıtay, kararın usulüne uygun olarak kesinleştirilmediğini belirlemiştir. Kesinleşmemiş hükümler hakkında kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağını açıklayarak istemi reddetmiştir. Gerekçeli kararın katılana tebliğ edilmesi ve Cumhuriyet savcısının görüldü işleminin tamamlanması suretiyle hüküm kesinleştikten sonra yeniden başvurulmasının mümkün olduğunu belirtmiştir. Bu karar, kozmetik satışının TCK 259 suçunu oluşturduğuna ilişkin bir onama veya suçun oluşmadığına ilişkin esas yönünden beraat kararı değildir. Aynı yerel mahkeme hükmü hakkında daha sonra verilen 17.09.2014 tarihli, 2014/8054 esas ve 2014/8673 karar sayılı kararda ise kamusal nüfuz unsurunun gerçekleşmediği kabul edilerek beraat sonucuna ulaşılmıştır. İki karar farklı inceleme aşamalarına aittir ve aynı maddi olayın usul ile esas denetimini birbirinden ayırmaktadır.

Kararın hukuki değerlendirmesinde, kanun yararına bozmanın olağan kanun yollarının yerine kullanılmaması ilkesi öne çıkar. Bir hükmün maddi hukuk yönünden tartışmalı olması, olağanüstü denetim için aranan kesinleşme koşulunu ortadan kaldırmaz. Tebligat ve görüldü işlemlerine ilişkin belge eksikliği, başvurunun ön koşullarını etkilediğinden dosyanın esasına girilmesini engelleyebilir. Bu nedenle TCK 259 mahkûmiyetine karşı yapılacak başvuruda suçun unsurlarına ilişkin gerekçeler kadar hükmün hangi işlemlerle kesinleştiği de ortaya konulmalıdır. Burada istemin reddi ile mahkûmiyetin esastan hukuka uygun bulunması birbirine karıştırılmamalıdır. Sonraki beraat kararı, ilk ret kararının nüfuz unsuruna ilişkin bir içtihat oluşturmadığını somut biçimde göstermektedir. Aynı olaydan çıkan iki kararın ayrı tutulması, farklı suç olayları bulunduğu iddiasına değil, olağanüstü kanun yolunun ön koşulu ile maddi hukuk incelemesinin farklı sonuçlarına dayanmaktadır.

Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 09.01.2014, E. 2013/14027, K. 2014/195.

Bu Dosyalarda Sık Yapılan Hatalar

Doğrudan CevapEn sık hatalar şunlardır: Ön ödeme için öngörülen on günlük süreyi kaçırmak, disiplin soruşturmasında ceza dosyasıyla çelişen savunma vermek, nüfuz unsurunu hiç tartışmamak, suç vasfı değişirken ek savunma hakkını kullanmamak ve kanun yolu süresini gözden kaçırmak. Her biri telafisi güç sonuç doğurur.
Ön ödeme süresini kaçırmakOn günlük süre uzatılamaz. Süre geçtikten sonra dava açılır ve dosya yargılama aşamasına taşınır. Ayboğa Avukatlık Bürosu, bu suçta ilk incelediği belgenin ön ödeme tebligatı olduğunu müvekkillerine baştan hatırlatır.
Nüfuz unsurunu tartışmamakSavunmayı yalnızca “satış yapmadım” iddiasına dayandırmak yetersizdir. Kanun girişimi de cezalandırdığı için tartışma nüfuzun kullanılıp kullanılmadığı üzerine kurulmalıdır.
İki dosyada farklı beyanDisiplin savunması ile ifade arasındaki çelişki, ceza dosyasında aleyhe değerlendirilir. İki süreç aynı anda planlanmalıdır.
Suç vasfı değişimini izlememekFiil irtikâp ya da rüşvet olarak nitelendirilmeye başlanırsa görevli mahkeme ve ceza aralığı değişir. Mahkeme nitelendirmeyi değiştirecekse sanığa ek savunma hakkı vermek zorundadır.
Kanun yolu süresini kaçırmakAsliye ceza mahkemesinin kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf başvurusu yapılmalıdır. Basit yargılama usulünde verilen hükümlere karşı itiraz yolu işletilir.

Ankara’da TCK 259 Soruşturmaları ve Avukat Desteği

Doğrudan CevapAnkara, bakanlıkların ve genel müdürlüklerin merkezi olduğu için merkezi idarede görevli kişilere yönelik soruşturmaların önemli bölümü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülür. Davalar Sıhhiye’deki Ankara Adliyesi ile Sincan’daki Ankara Batı Adliyesi asliye ceza mahkemelerinde görülür. İstinaf incelemesini Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ceza daireleri yapar.

Ankara dosyalarının bir özelliği, ceza soruşturmasının çoğu zaman kurum teftiş kurulu incelemesiyle aynı dönemde ilerlemesidir. Teftiş raporunda yer alan “yasağa aykırılık” tespiti kendiliğinden suçun kanıtı değildir; buna karşılık raporda verilen beyanlar ceza dosyasına girer. Mahkeme kalemlerinin iletişim bilgileri Ankara asliye ceza mahkemeleri sayfamızda yer alır.

Bu suçta avukatla temsil zorunlu değildir; ancak nüfuz unsuru, ön ödeme ve disiplin boyutu birlikte yürüyen teknik başlıklardır. Ayboğa Avukatlık Bürosu, Çankaya’daki ofisinden Ankara adliyelerindeki kamu görevlisi dosyalarını takip eder; büroya Ankara ceza avukatı sayfasından ulaşabilirsiniz.

Kamu Görevlisinin Ticareti Suçu ve TCK 259 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Kamu görevlisinin ticareti suçunun cezası ne kadardır?
Ceza, altı aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Hükümde seçimlik ceza öngörüldüğü için hâkim bu iki yaptırımdan yalnızca birine hükmeder. Hapis cezası verilse bile süresi kısa olduğundan kanunda gösterilen seçenek yaptırımlara çevrilebilir.
TCK 259 suçu ön ödeme kapsamında mıdır?
Evet, kapsamdadır. Kanun, uzlaşma kapsamındaki suçlar dışında hapis cezasının üst sınırı altı ayı aşmayan suçları ön ödemeye tabi tutar ve TCK 259 bu ölçüte uyar. Tutar tebligattan itibaren on gün içinde ödenirse hakkında kamu davası açılmaz.
Satış gerçekleşmediyse suç oluşur mu?
Evet, oluşabilir. Kanun satmaya çalışmayı cezalandırdığı için teklif, pazarlık ya da tanıtım aşaması yeterlidir. Alıcının teklifi reddetmesi, bedelin ödenmemesi veya malın teslim edilmemesi suçun oluşmasını engellemez.
Memurun internetten ürün satması bu suçu oluşturur mu?
Kural olarak oluşturmaz, çünkü burada görevin sağladığı nüfuz kullanılmamaktadır. Alıcıların memurdan bir hizmet beklentisi yoksa suçun temel unsuru eksik kalır. Böyle bir davranış ceza hukukunun değil, disiplin hukukunun konusu olur.
657 sayılı Kanundaki ticaret yasağını ihlal etmek suç mudur?
Ticaret yasağının ihlali kural olarak disiplin suçudur ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile karşılanır. Ceza sorumluluğu ancak görevin sağladığı nüfuz kullanılarak satış girişiminde bulunulduğunda doğar. Ayboğa Avukatlık Bürosu, bu dosyalarda disiplin ve ceza süreçlerinin ayrı ayrı planlanmasını önerir.
Kamu görevlisi olmayan kişi bu suçtan ceza alır mı?
Suç özgü bir suçtur, asıl fail yalnızca kamu görevlisi olabilir. Kamu görevlisi olmayan kişi ancak azmettiren ya da yardım eden olarak sorumlu tutulur. Asıl fiili işleyen görevli belirlenemiyorsa bu kişilere şeriklikten ceza verilemez.
TCK 259 şikâyete tabi midir, uzlaşma uygulanır mı?
Suç şikâyete bağlı değildir ve savcılık tarafından kendiliğinden soruşturulur; şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Kanunda sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında da yer almaz. Uzlaştırma kapsamında bulunmaması, suçun ön ödemeye tabi olmasının nedenlerinden biridir.
Bu suça hangi mahkeme bakar?
Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Dosyada rüşvet ya da irtikâp gibi ağır ceza mahkemesinin görevine giren bir suç da bulunuyorsa dava bağlantı nedeniyle ağır ceza mahkemesinde görülebilir. Yetkili mahkeme ise satış girişiminin yapıldığı yer mahkemesidir.
TCK 259 suçunda dava zamanaşımı kaç yıldır?
Dava zamanaşımı sekiz yıldır ve süre fiilin işlendiği gün başlar. Kesici işlemler nedeniyle süre en çok on iki yıla kadar uzayabilir. Av. Çağrı Ayboğa, zamanaşımı hesabında önce son kesici işlemin tarihinin belirlenmesini önerir.
Mahkûmiyet memuriyetimi sona erdirir mi?
Bu suç, memurluğa alınmaya engel suçları sayan listede yer almaz ve cezası bir yılın altında kalır. Bu nedenle mahkûmiyet kendiliğinden görevden çıkarma sonucu doğurmaz. Ancak aynı olay nedeniyle yürütülen disiplin soruşturması bağımsız biçimde sonuç doğurabilir.
Bu suçta HAGB kararı verilebilir mi?
Verilebilir, çünkü sonuç ceza iki yılın altında kalır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması 2026 itibarıyla yürürlüktedir ve yeni düzenlemede sanığın kabulü şartı aranmaz. Ön ödemenin kullanıldığı dosyalarda ise dava hiç açılmadığı için bu kuruma gerek kalmaz.
Hakkımda ihbar var, ifadeye nasıl hazırlanmalıyım?
Önce hangi satış girişimi nedeniyle çağrıldığınızı ve dosya numarasını öğrenin. Görev tanımınızı, görevlendirme yazılarınızı ve satışa ilişkin kayıtları tarih sırasına koyarak hazırlayın. Ayboğa Avukatlık Bürosu, ifadeden önce ön ödeme önerisinin yapılıp yapılmadığının savcılıktan sorulmasını önerir.

İlgili Rehberler

TCK 260 Kamu Görevinin Terki veya Yapılmaması Suçu

Kamu görevinin bırakılması ya da yerine getirilmemesi halinde uygulanan hükümler.

TCK 260 kamu görevinin terki suçu

TCK 261 Kişilerin Malları Üzerinde Usulsüz Tasarruf Suçu

Kamu görevlisinin kişilerin malları üzerinde usulsüz işlem yapmasının cezası.

TCK 261 usulsüz tasarruf suçu

Görevi İhmal Suçu

Görevin gereklerinin yapılmaması ya da geciktirilmesi halinde uygulanan hüküm.

Görevi ihmal suçu

Savcılık Soruşturması Ne Kadar Sürer?

Soruşturma evresinin süresi ve şüphelinin hakları.

Savcılık soruşturması süresi

Kaynakça

[1] Mevzuat Bilgi Sistemi (T.C. Cumhurbaşkanlığı) - 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 6, m. 40, m. 49, m. 50, m. 66, m. 75 ve m. 259 - mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5237.pdf
[2] Mevzuat Bilgi Sistemi (T.C. Cumhurbaşkanlığı) - 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 160, m. 231, m. 251 ve m. 253 - mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.5271.pdf
[3] Mevzuat Bilgi Sistemi (T.C. Cumhurbaşkanlığı) - 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, m. 28, m. 48 ve m. 125 - mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.657.pdf
[4] Mevzuat Bilgi Sistemi (T.C. Cumhurbaşkanlığı) - 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun - mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4483.pdf
[5] Mevzuat Bilgi Sistemi (T.C. Cumhurbaşkanlığı) - 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu, m. 17 - mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.3628.pdf
[6] Resmî Gazete - 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete, 7589 sayılı Kanun - resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260731-1.htm
Av. Çağrı Ayboğa, Ayboğa Avukatlık Bürosu, Ankara

Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?

Av. Çağrı Ayboğa - Ayboğa Avukatlık Bürosu - Ankara Barosu Sicil No: 34507 - Çankaya / Ankara

Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukattır ve ceza hukuku ve kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin davalar alanlarında çalışmaktadır. Asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinde görülen kamu görevlisi, rüşvet, irtikâp ve zimmet dosyalarında vekillik yürütmektedir.

Bu rehber 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu esas alınarak hazırlanmış, hukuki doğruluğu 14 Ekim 2026 tarihinde Av. Çağrı Ayboğa tarafından denetlenmiştir. Bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi belgeleriyle değerlendirilmelidir.

LinkedIn - YouTube - Google Haritalar

Avukata Sor

Hakkınızda kamu görevlisinin ticareti iddiasıyla soruşturma başlatıldıysa çağrı belgenizi, görev tanımınızı ve varsa satışa ilişkin kayıtları iletin; nüfuz unsurunu ve ön ödeme ihtimalini birlikte değerlendirelim.

Avukata Sor Ankara Ceza Avukatı

Danışmanlık ücretlidir. Görüşme ücretleri 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca uygulanır.

Ayboğa Avukatlık Bürosu Ankara İletişim ve Harita

AdresEmek Mah. Bişkek Cd. 26/3, 06490 Çankaya / Ankara
Çalışma SaatleriPazartesi - Cumartesi: 09:00 - 18:00
Baro KaydıAnkara Barosu - Sicil No: 34507

© 2026 Ayboğa Law Firm — Tüm hakları saklıdır.KVKKGizlilik Politikası