
Ceza Hukuku - Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar - Son Güncelleme: 14 Ekim 2026
Kamu görevlisinin ticareti suçu, yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışan kamu görevlisinin cezalandırılmasıdır. TCK 259 bu fiile altı aya kadar hapis ya da adli para cezası öngörür; satışın gerçekleşmesi aranmaz. Suç şikâyete bağlı değildir, ön ödeme kapsamındadır ve davaya asliye ceza mahkemesi bakar. Rehberi Ayboğa Avukatlık Bürosu güncel mevzuata göre hazırlamıştır.
Madde hakkında kısa not: Madde tek fıkradan oluşur ve 2005’te yürürlüğe girdiğinden bu yana değişmemiştir. Karşılığı, mülga 765 sayılı Kanunun memurun ticareti başlıklı hükmüdür. Yeni metin “devlet memuru” yerine “kamu görevlisi” dediği için kapsam genişlemiştir. Ceza seçimliktir: hâkim ya hapis ya adli para cezasına hükmeder.
Bir ilçe tapu müdürlüğünde çalışan memurun akrabasının emlak ofisi olduğunu düşünün. Memur, işlem için gelen vatandaşlara “bu daireyi benim tanıdığım ofisten alın, işinizi hızlı bitiririm” diyerek ilan gösterir. Vatandaşlardan biri bu konuşmayı kaydedip savcılığa başvurur. Memur hiçbir satıştan pay almamıştır, hatta tek bir satış bile gerçekleşmemiştir. Yine de hakkında kamu görevlisinin ticareti suçundan soruşturma başlar. Bu rehber, böyle bir dosyada hangi unsurların arandığını, cezanın ne olduğunu ve ön ödemenin neden en kritik başlık olduğunu sırayla anlatır.
Hakkınızda kamu görevlisinin ticareti iddiasıyla soruşturma mı başlatıldı? Çağrı belgenizi ve görev tanımınızı birlikte inceleyelim.
Kamu Görevlisinin Ticareti Suçu Nedir (TCK 259)?
Suç, Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Kanun koyucunun amacı açıktır: Kamu hizmetinden yararlanmak için bir makama giden kişi, o makamdaki görevliye “hayır” dediğinde işinin aksayacağı kaygısını taşımamalıdır. Bu kaygının kendisi, henüz bir satış yapılmamış olsa dahi idareye duyulan güveni zedeler.
Hükmün ikinci bir işlevi, kamu görevini ticari bir fırsat alanına çevirmeyi engellemektir. Görevin sağladığı bilgi, konum ve ilişki ağı kişisel kazanç aracı olarak kullanıldığında, idarenin tarafsızlığı da zarar görür. Bu nedenle suçun oluşması için idarenin maddi bir zarara uğraması gerekmez; zarar aranmayan bir tehlike suçu söz konusudur.
Madde kısa olduğu için uygulamada sınırları çizmek belgelerle yapılır. Ayboğa Avukatlık Bürosu, bu dosyalarda önce şüphelinin görev tanımını ve satış girişiminin yapıldığı kişiyle arasındaki görev ilişkisini çıkarır; çünkü suçun oluşup oluşmadığı çoğu zaman bu iki belgenin karşılaştırılmasıyla belli olur.
Suçun Unsurları Nelerdir: Nüfuzdan Yararlanma ve Satmaya Çalışmak
Bu iki unsurun birbirinden ayrı değerlendirilmesi savunmanın merkezidir. Mesai saatinde internet üzerinden ürün satan bir personelin fiili, alıcıların o memurdan herhangi bir hizmet beklemediği durumlarda nüfuz unsurunu taşımaz. Böyle bir davranış disiplin hukukunun konusu olabilir, ancak ceza hukukunun değil.
Kamu Görevlisinin Ticareti Suçunu Kim İşleyebilir?
Özgü suç niteliği, çok şüphelili dosyalarda iddianamenin okunma biçimini değiştirir. Memura “satışı sen yaptırdın” denilirken satıcıya aynı maddeden asıl fail gibi ceza isteniyorsa, bu nitelendirmenin ilk derece mahkemesinde açıkça tartışılması gerekir.
Hangi Davranışlar Bu Suçu Oluşturur, Hangileri Oluşturmaz?
Sınır çizgisi, alıcının failden bir iş ya da hizmet beklentisi taşıyıp taşımadığıdır. Bu beklenti varsa satış teklifi serbest bir pazarlık değil, baskı altında yapılmış bir teklif sayılır. Kendisini kamu görevlisi gibi tanıtan ancak gerçekte o sıfatı taşımayan kişilerin fiili ise kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi hükümleri kapsamında değerlendirilir.
TCK 259 ile İrtikâp, Rüşvet, Zimmet ve Görevi Kötüye Kullanma Arasındaki Fark
| Ölçüt | TCK 259 | TCK 250 | TCK 252 | TCK 257 |
|---|---|---|---|---|
| Suçun adı | Kamu görevlisinin ticareti | İrtikâp | Rüşvet | Görevi kötüye kullanma |
| Tipik fiil | Görevin sağladığı nüfuzu kullanarak başkasına mal veya hizmet satmaya çalışmak | Görevin sağladığı güveni kötüye kullanarak kişiyi yarar sağlamaya icbar etmek ya da ikna etmek | Görevin gereğini yapmak veya yapmamak için kişiyle anlaşarak yarar sağlamak | Görevin gereklerine aykırı davranmak ya da görevi ihmal etmek |
| Yarar şartı | Satış girişimi yeterlidir, yarar elde edilmesi aranmaz | Yarar sağlanması ya da bunun vaadi aranır | Anlaşmanın kurulması yeterlidir | Mağduriyet, kamu zararı ya da haksız kazanç aranır |
| Ceza | Altı aya kadar hapis veya adli para cezası | İcbarda 5 ila 10 yıl, iknada 3 ila 5 yıl, hatadan yararlanmada 1 ila 3 yıl hapis | 4 ila 12 yıl hapis | Aykırı davranışta 6 ay ila 2 yıl, ihmalde 3 ay ila 1 yıl hapis |
| Görevli mahkeme | Asliye ceza mahkemesi | İcbar ve ikna suretiyle irtikâpta ağır ceza, hatadan yararlanmada asliye ceza | Ağır ceza mahkemesi | Asliye ceza mahkemesi |
| Ön ödeme | Kapsamdadır | Kapsamda değildir | Kapsamda değildir | Kapsamda değildir |
Fiil tek bir olayda birden fazla suçun unsurlarını taşıyabilir. Satış teklifi açık bir baskıya dönüşmüşse olay artık irtikâp suçu kapsamında, görevin yapılması bir bedele bağlanmışsa rüşvet suçu kapsamında değerlendirilir. Kamu parasının ya da malının doğrudan mal edinilmesi halinde ise zimmet suçu gündeme gelir.
TCK 257 tamamlayıcı bir hükümdür; fiil 259’un unsurlarını taşıyorsa ayrıca görevi kötüye kullanmadan ceza verilmez. Görevin gereklerinin hiç yapılmaması ya da geciktirilmesi ise görevi ihmal suçu yazımızın konusudur. Kamu görevlisi olmayan birinin iş takibi vaadiyle para alması ise nüfuz ticareti kapsamına girer.
Aynı suç işleme kararıyla değişik zamanlarda birden çok kişiye satış girişiminde bulunulması halinde zincirleme suç hükümleri tartışılır ve tek ceza artırılarak verilir. Aynı kişiye aynı anda birden fazla mal satılmaya çalışılması ise uygulamada tek fiil sayılır.
657 Sayılı Kanundaki Ticaret Yasağı ile Bu Suç Aynı Şey mi?
Pratikte en sık karşılaşılan tablo, aynı olayın hem disiplin soruşturmasına hem ceza soruşturmasına konu olmasıdır. Ayboğa Avukatlık Bürosu, bu dosyalarda iki süreci birlikte planlar; çünkü disiplin soruşturmasında verilen savunma, ceza dosyasında aleyhe delil olarak kullanılabilir.
Kamu Görevlisinin Ticareti Suçunun Cezası Ne Kadardır?
Cezanın düşük olması, dosyanın hafif olduğu anlamına gelmez. Mahkûmiyetin adli sicile işlenmesi, disiplin soruşturmasını beslemesi ve görevle ilgili güven ilişkisini zedelemesi, hapis süresinden daha ağır sonuçlar doğurabilir.
TCK 259 Ön Ödeme Kapsamında mıdır?
Ön ödeme bu suçta en kritik başlıktır. Ayboğa Avukatlık Bürosu, kamu görevlisinin ticareti dosyalarında ilk olarak savcılığın ön ödeme önerisinde bulunup bulunmadığını kontrol eder; öneri yapılmadan dava açılmışsa bu eksikliğin mahkeme aşamasında giderilmesini talep eder. Hangi suçların kapsamda olduğunu ön ödemeye tabi suçlar yazımızda bulabilirsiniz.
Şikâyet, Uzlaşma, Soruşturma İzni ve Görevli Mahkeme
Soruşturma sonunda yeterli şüphe varsa savcılık iddianame düzenler. İddianamede hangi satış girişiminin, hangi kişiye karşı ve hangi görev ilişkisi içinde yapıldığının açıkça gösterilmesi gerekir; mahkeme bu anlatımın dışına çıkamaz. Ayboğa Avukatlık Bürosu, iddianamenin bu üç noktayı somutlaştırıp somutlaştırmadığını savunmanın ilk adımı olarak denetler.
TCK 259’da Dava Zamanaşımı Kaç Yıldır?
Sekiz yıllık süre, bu suç tipinde pratik olarak çok sık gündeme gelir; çünkü dosyalar genellikle yıllar sonra yapılan bir ihbar ya da denetimle açılır. Genel kurallar için ceza davası zamanaşımı rehberimize bakabilirsiniz.
HAGB, Erteleme, Adli Sicil ve Memuriyete Etkisi
Şüpheli ve İhbar Eden Ne Yapmalıdır?
Bu dosyalarda en sık gördüğüm hata, müvekkilin “ben zaten hiçbir şey satmadım, para almadım” diyerek ifadeye rahat gitmesidir. Oysa kanun satışın tamamlanmasını aramıyor; teklif tek başına yeterli olabiliyor. Ben ifade öncesinde iki şeyi hazırlarım: Görev tanımı ile satış teklif edildiği söylenen kişinin kurumdaki işlem dosyası. İkisi arasında bir bağ kurulamıyorsa nüfuz unsuru tartışmaya açılır. Ayrıca savcılıktan ön ödeme önerisinin yapılıp yapılmadığını ilk gün sorarım; bu soru çoğu dosyada davanın hiç açılmamasıyla sonuçlanır.
TCK 259 Yargıtay Kararları Neyi Gösteriyor?
Aşağıdaki kararlar, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin bu suça ilişkin uygulamasını gösteren sekiz emsal karardır. Her karar, olayın özeti, dairenin değerlendirmesi ve hukuki sonucu ile birlikte künyesi verilerek aynen aktarılmıştır.
1. KAMUSAL NÜFUZ KULLANILMADAN İNTERNETTEN KOZMETİK ÜRÜN SATILMASI KAMU GÖREVLİSİNİN TİCARETİ SUÇUNU OLUŞTURMAZ
Bir devlet üniversitesinde idari personel olarak çalışan sanığın, mesai saatleri içerisinde kozmetik ürünleri pazarladığı gerekçesiyle kamu görevlisinin ticareti suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Sanığın internet üzerinden gerçekleştirdiği satış faaliyeti, kamu görevlisi sıfatı ve işin çalışma saatlerinde yapılması esas alınarak ceza sorumluluğuna dayanak oluşturmuştur. Mahkûmiyet hükmünün kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi sırasında temel uyuşmazlık, kamu görevlisinin ticari faaliyette bulunmasının tek başına TCK 259 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği üzerinde yoğunlaşmıştır. İnceleme, ticari faaliyetin yasak olup olmadığı ile suçun kanuni unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini birbirinden ayırmayı gerektirmiştir.
Yargıtay, suçun oluşabilmesi için yürütülen kamu görevinin sağladığı nüfuzdan yararlanılmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Düzenlemenin amacı, kamu hizmetinden yararlanan kişilerin işlemlerinin gereği gibi yürütülmeyeceği endişesiyle istemedikleri mal veya hizmetleri satın almaya yöneltilmelerini engellemektir. Somut olayda üniversitenin idari personeli olan sanığın internet üzerinden kozmetik ürün satması, bu nitelikte bir kamusal nüfuz kullanımını ortaya koymamıştır. Daire, şartları varsa disiplin sorumluluğunun gündeme gelebileceğini kabul etmekle birlikte, bu ihtimalin ceza sorumluluğunun yerine geçemeyeceğini vurgulamıştır. Mahkûmiyet hükmü CMK 309 uyarınca bozulmuş; aynı maddenin tanıdığı yetki kullanılarak sanığın, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmaması nedeniyle CMK 223/2-a uyarınca beraatine doğrudan karar verilmiştir.
Kararın hukuki değerlendirmesinde, disiplin hukuku ile ceza hukuku arasındaki ayrım belirleyicidir. Kamu görevlisinin ticaret yapmasına ilişkin idari sınırlamalar, TCK 259 bakımından otomatik bir suçluluk karinesi doğurmaz. Araştırılması gereken husus, görevin sağladığı yetki veya etki gücünün satış girişiminde nasıl kullanıldığıdır. Satışın çalışma saatlerinde yapılması, alıcıların iş arkadaşları olması veya satıcının memuriyet sıfatının bilinmesi, somut nüfuz kullanımının yerine tek başına geçirilemez. Bu değerlendirme, tüm çevrim içi satışların suç dışında kaldığı anlamına da gelmez; aynı yöntemle gerçekleştirilen satışta kamusal yetkinin kötüye kullanılması ayrıca kanıtlanabilir. Kararın uygulamadaki değeri, ticari davranışın idari yönden sakıncalı görülmesi ile ceza normunun özgül unsurunun gerçekleşmesini birbirinden ayırması ve mahkûmiyetin ancak ikinci husus ispatlandığında kurulabileceğini göstermesidir.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 17.09.2014, E. 2014/8054, K. 2014/8673.
2. EMNİYET AMİRİNİN GÖREV SIFATINI KULLANARAK MEMURLARA PATATES SATTIĞINI DOĞRULAYAN TANIK BEYANLARI KAMU DAVASI AÇILMASINI GEREKTİREBİLİR
Seydişehir İlçe Emniyet Müdürlüğünde görev yapan bir emniyet amirinin, görev sıfatını kullanarak aynı müdürlükte çalışan memurlara patates sattığı ileri sürülmüştür. Soruşturmada ifadelerine başvurulan iki tanık, bu iddiayı doğrulayan açıklamalarda bulunmuştur. Buna rağmen kamu görevlisinin ticareti suçu yönünden kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara yapılan itiraz reddedilmiştir. Uyuşmazlık, mahkûmiyet için gerekli kesin ispatın bulunup bulunmadığından önce, mevcut anlatımların ceza mahkemesi önünde değerlendirilmesini gerektirecek düzeyde olup olmadığına ilişkindir. Bu nedenle incelemenin konusu, soruşturma aşamasında delillerin ele alınışı ve kamu davasına geçiş eşiğidir.
Yargıtay, emniyet amiri sıfatının kullanılarak memurlara satış yapıldığı yönündeki iddiaların tanık anlatımlarıyla desteklenmesini kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte görmüştür. Bu delillerin mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği halde itirazın kabul edilmemesini hukuka aykırı bulmuştur. Daire, Seydişehir Sulh Ceza Hâkimliğinin 15.03.2016 tarihli ve 2016/179 değişik iş sayılı kararını kanun yararına bozmuştur. Bozma nedenine göre sonraki işlemlerin ilgili merci tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Kararda, şüphelinin suçu kesin olarak işlediğine ilişkin nihai bir tespit veya doğrudan mahkûmiyet hükmü bulunmamaktadır. Yargıtay’ın kabulü, satış iddiası ile kamusal nüfuz kullanımı arasında araştırılmaya değer bir bağ bulunduğu ve dosyanın kovuşturma aşamasına taşınmasını gerektiren delillerin göz ardı edilemeyeceği yönündedir.
Kararın hukuki değerlendirmesinde, hiyerarşik ilişkinin ticari faaliyete etkisi ve soruşturma ile kovuşturmadaki ispat ölçülerinin farklılığı önem taşır. Amir ile ast arasındaki görev bağı, satış teklifinin serbest bir özel hukuk ilişkisi olarak kabul edilmesini her olayda mümkün kılmayabilir. Bununla birlikte amirlik sıfatı, tek başına suçun gerçekleştiğini göstermez; satış girişiminde bu sıfatın nasıl kullanıldığı somutlaştırılmalıdır. Tanıkların doğrudan gözlemlerinin içeriği, teklifin biçimi ve görev ilişkisinin alıcıların kararına etkisi bu bakımdan değerlendirilmesi gereken hususlardır. Karar, ticari ürünün niteliğinden çok satışın kamusal görev ilişkisi içerisinde yürütülüşüne odaklanır. Ayrıca yeterli şüpheyi destekleyen delillerin mahkûmiyete yetecek kesinlikte bulunmadığı gerekçesiyle soruşturma aşamasında bütünüyle etkisizleştirilmemesi gerektiğini gösterir. Kamu davası açılması ile suçluluğun sabit olması arasındaki ayrım korunmalıdır.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 04.12.2017, E. 2017/5860, K. 2017/5144.
3. PTT GİŞE MEMURUNUN DÜŞÜK BEDELLE EDİNDİĞİ POSTA PULLARINI GÖREVİ SIRASINDA SATARAK MENFAAT SAĞLAMASI TCK 259 KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLİR
PTT Merkez Müdürlüğünde gişe memuru olarak çalışan sanığın, okullardan düşük bedelle temin ettiği posta pullarını toplu gönderilerde kısım kısım satarak menfaat sağladığı tespit edilmiştir. Dosyada aynı sanığın, gişesinde toplanan hasılatı günlük olarak yatırması gerekirken iki ila elli beş gün arasında değişen sürelerle elinde tuttuğu başka işlemler de inceleme konusu olmuştur. Yerel mahkemenin beraat hükümleri, katılan vekili tarafından temyiz edilmiştir. Birden fazla sanık ve farklı fiillerin bulunduğu dosyada, posta pulu satışları ile kamu parasının geç yatırılması birbirinden farklı suç tipleri bakımından değerlendirilmiştir. Böylece ticari menfaat temini ile kamu parasının geçici olarak kullanılması arasındaki hukuki ayrım uyuşmazlığın merkezine yerleşmiştir.
Yargıtay, gişe memurunun düşük bedelle edindiği posta pullarını görev sırasında toplu gönderilerde satması suretiyle menfaat sağlamasını TCK 259’a uyan kamu görevlisinin ticareti suçu olarak değerlendirmiştir. Bu nitelendirmenin gözetilmemesini bozma nedeni saymıştır. Hasılatın geç yatırılması yönünden ise paranın sanıkta kaldığı süre içerisinde sağlanan nema miktarının belirlenmesini ve zincirleme basit kullanma zimmeti bakımından değerlendirme yapılmasını istemiştir. Merkez müdürü ile denetimden sorumlu şeflerin görev dönemlerinin belirlenerek denetim yükümlülüklerinin ihlal edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini de belirtmiştir. Bir sanık hakkındaki beraat hükmü onanırken diğer ilgili hükümler bozulmuştur. Dolayısıyla karar, dosyadaki bütün sanıklar veya bütün fiiller için tek ve ortak bir sonuç öngörmemektedir.
Kararın hukuki değerlendirmesinde, görev dolayısıyla erişilen ticari işlem alanının kişisel menfaat sağlamak amacıyla kullanılması dikkat çekmektedir. PTT gişesi, sanığın müşterilere ulaşmasını sağlayan kamusal hizmet noktasıdır; pulların kişisel kazanç için bu işlem akışında satılması sıradan bir özel satıştan farklı değerlendirilmiştir. Buna karşılık kamu hasılatının geç yatırılması aynı ticari suçun unsuru olarak değil, kamu parasının kullanılmasıyla ilgili ayrı bir fiil olarak ele alınmıştır. Uygulamada her işlem için malın niteliği, görevle bağlantısı, elde edilen menfaat ve paranın kim adına teslim alındığı ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu yaklaşım, dosyada birden fazla mali usulsüzlük bulunmasının bütün eylemlerin aynı suç başlığı altında toplanmasını haklı kılmadığını gösterir. Denetim görevlilerinin sorumluluğu da görev dönemleri ve somut denetim yükümlülükleri araştırılmadan yalnızca hiyerarşik konumlarına dayanılarak kurulamaz.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 17.12.2013, E. 2012/11157, K. 2013/12324.
4. KURUMDA İŞİ BULUNAN KİŞİLERE KOLONYA SATILMASI VE ÇAY FİŞİ ALDIRILMASI GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA YERİNE TCK 259 KAPSAMINDA NİTELENDİRİLMELİDİR
Çorum Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde şube müdürü olarak görev yapan sanığın, görev yaptığı kurumda işi bulunan kişilere kolonya satmak ve çay fişi aldırmak suretiyle menfaat sağladığı kabul edilmiştir. Yerel mahkeme bu davranışı görevi kötüye kullanma suçu olarak nitelendirmiş ve TCK 257/1, 62, 50/1-a ile 52 hükümlerini uygulayarak üç bin lira adli para cezasına hükmetmiştir. Sanık müdafiinin temyizi üzerine incelenen dosyada uyuşmazlık, kabul edilen olayın hangi ceza normu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkindir. Satış ilişkisinin kurumda yürütülen işlemlerle bağlantılı olması, eylemin genel bir görev ihlali olarak görülmesi yerine özel suç düzenlemesinin değerlendirilmesini gerekli kılmıştır.
Yargıtay, sanığın kurumda işi olan kişilere kolonya satması ve çay fişi aldırması suretiyle menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK 259’da düzenlenen kamu görevlisinin ticareti suçuna uyduğunu belirtmiştir. Buna rağmen eylemin görevi kötüye kullanma olarak kabul edilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülerek hüküm bozulmuştur. Daire, kararında öncelikle suç vasfındaki hatayı gidermeye yönelmiş; olayın bütün ayrıntıları hakkında yeni ve bağımsız bir mahkûmiyet hükmü kurmamıştır. Bozmanın sonucu, sanığın hukuki durumunun kabul edilen fiile uygun özel düzenleme çerçevesinde yeniden ele alınmasıdır. Karar metnindeki değerlendirme, kurumda işi bulunan kişilerle yürütülen satış faaliyetinin kamusal görev ilişkisiyle bağlantısını esas almaktadır.
Kararın hukuki değerlendirmesinde, TCK 259 ile TCK 257 arasındaki ilişkinin somut davranış üzerinden kurulması gerekir. Bir kamu görevlisinin menfaat sağlaması, eylemin her durumda görevi kötüye kullanma suçuyla karşılanmasını gerektirmez. Menfaatin, görevin sağladığı nüfuzdan yararlanılarak mal veya hizmet satışı yoluyla elde edildiği durumlarda özel suç tipinin öncelikle incelenmesi gerekir. Kurumda işi bulunan kişinin satış teklifini görev ilişkisi nedeniyle kabul edip etmediği, bu bağın ispatı bakımından önemlidir. Bununla birlikte bu karardan, kamu binalarında gerçekleştirilen her kolonya veya çay satışının suç oluşturduğu sonucu çıkarılamaz. Belirleyici olan satışın kamusal sıfatın sağladığı etkiyle yürütülmesidir. Suç vasfının doğru belirlenmesi, uygulanacak ceza ve kişiselleştirme hükümleri bakımından da sonuç doğurduğundan yalnızca terminolojik bir düzeltme olarak görülemez.
Künye: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 17.03.2021, E. 2020/7616, K. 2021/1436.
5. KAMU VETERİNER HEKİMİNİN ÖZEL KLİNİĞE YÖNLENDİRME VE ÜCRET ALMA İDDİASI KESİN DELİLLERLE İSPATLANMADAN TCK 259 MAHKÛMİYETİ KURULAMAZ
İlçe Tarım Müdürlüğünde veteriner hekim olarak çalışan sanığın, hayvan sahiplerini diğer sanığa ait özel veteriner kliniğine yönlendirdiği ve yasak olmasına rağmen suni tohumlama işlemleri yaptığı ileri sürülmüştür. Zincirleme görevi kötüye kullanma suçlamasıyla yürütülen yargılama sonunda kamu görevlisinin ticareti suçundan mahkûmiyet kurulmuştur. Ancak iddianamede suni tohumlama karşılığında para alındığına ilişkin bir anlatım bulunmamış; bazı tanıklara ait hayvanlarda işlemin başka bir kişi tarafından yapıldığı anlaşılmıştır. Özel kliniğe yönlendirme iddiası da tanıklar tarafından doğrulanmamıştır. Sanığa suni tohumlama nedeniyle idari para cezası verilmiş olması, dosyadaki diğer verilerle birlikte tartışılmıştır.
Yargıtay, sanığın savunmasının aksine suçu işlediğini gösteren, her türlü kuşkudan uzak ve mahkûmiyete yeterli kesin delil bulunmadığını belirterek beraat yerine mahkûmiyet kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur. Ayrıca kabul edilen fiil yönünden alternatif değerlendirme yaparak, tanığın hayvanına suni tohumlama uygulanması ve ücret alınması şeklindeki davranışın somut dosyada TCK 257 kapsamında değerlendirilmesi gerekirken TCK 259 uygulanmasını da hatalı görmüştür. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından kişiselleştirme nedenlerinin sıralaması ve olay tarihinde yürürlükteki düzenleme ayrıca ele alınmıştır. Daire, hükmü bozmuştur. Buradaki alternatif suç vasfı değerlendirmesi, delil yetersizliği nedeniyle belirtilen beraat gerekliliğini ortadan kaldıran kesin bir suçluluk tespiti değildir.
Kararın hukuki değerlendirmesinde, idari yaptırım ile cezai ispatın birbirinden ayrılması öne çıkar. Mesleki bir yasak nedeniyle uygulanan para cezası, nüfuzdan yararlanarak satış yapıldığı veya müşterilerin özel işletmeye yönlendirildiği iddiasını kendiliğinden ispatlamaz. Mahkûmiyet için hangi hizmetin kim tarafından sunulduğu, ücretin alınıp alınmadığı ve yönlendirme davranışının gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği somut delillerle belirlenmelidir. Aynı zamanda ücret karşılığında hizmet sunulması ile kamusal nüfuz kullanılarak hizmet satışı arasında suç tipinin gerektirdiği bağ kurulmalıdır. Bu kararda ücret alınmasına ilişkin alternatif değerlendirme, olayın özel koşullarıyla sınırlıdır; her kamu veteriner hekiminin ücretli işleminin yalnızca TCK 257’ye tabi olduğu biçiminde genelleştirilemez. Karar, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin, görev ve meslek kurallarına aykırılık iddialarının bulunduğu dosyalarda da tam olarak uygulanması gerektiğini göstermektedir.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 21.02.2019, E. 2015/2316, K. 2019/2352.
6. MEMURİYETİN SAĞLADIĞI NÜFUZLA GAYRİMENKUL ALIM SATIMI YAPILIP YAPILMADIĞI İŞLEM MUHATAPLARI DİNLENEREK ARAŞTIRILMALIDIR
Sanığın 1999 yılından itibaren memuriyetinin özelliklerinden yararlanarak birçok kez gayrimenkul alım satımı yaptığı ve haksız kazanç sağladığı iddiasıyla görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmıştır. Yargılama sırasında düzenlenen 15.06.2010 tarihli bilirkişi raporunda sanığın gerçekleştirdiği alım satım sözleşmeleri belirtilmiştir. Buna rağmen sözleşmelerin muhataplarının tanık olarak dinlenmesi ve sanığın işlemlerde kamusal nüfuz kullanıp kullanmadığının araştırılması tamamlanmamıştır. Yerel mahkeme, görevin gereklerine aykırılığın hangi biçimde gerçekleştiğini ve bunun kamunun zararı, kişilerin mağduriyeti veya haksız menfaatle bağlantısını yeterince açıklamadan hüküm kurmuştur. Temyiz incelemesi bu delil ve gerekçe eksiklikleri üzerinde yoğunlaşmıştır.
Yargıtay, işlem muhataplarının dinlenerek sanığın yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanıp yararlanmadığının araştırılmasını istemiştir. Eylemin TCK 259’daki kamu görevlisinin ticareti suçunu oluşturup oluşturmayacağı karar yerinde tartışılmadan hüküm kurulmasını eksik inceleme ve yetersiz gerekçe olarak değerlendirmiştir. Daire ayrıca hükümden sonra yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanun nedeniyle TCK 257’deki değişikliklerin lehe kanun yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından yalnızca şartların bulunmadığının söylenmesini de yeterli görmemiştir. Sanık müdafiinin temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmuştur. Karar, gayrimenkul işlemlerinin kesin olarak TCK 259 suçunu oluşturduğunu ilan etmemekte; bu suç tipinin araştırılması gereken ihtimal olduğunu göstermektedir.
Kararın hukuki değerlendirmesinde, işlem sayısı veya elde edilen kazançtan hareketle kamusal nüfuz kullanımının varsayılmaması gerekir. Bir memurun taşınmaz alıp satması ile bu faaliyette görevin sağladığı etkiyi kullanması farklı olgulardır. Sözleşmelerin karşı taraflarının anlatımları, ticari ilişkinin nasıl kurulduğunu ve görev konumunun satış sürecine yansıyıp yansımadığını aydınlatabilir. Bilirkişi raporu ekonomik işlemlerin varlığını göstermekle birlikte, nüfuzun kullanımına ilişkin bütün olguların yerine geçmez. Görevi kötüye kullanma yönünden de normun aradığı zarar, mağduriyet veya menfaatin somutlaştırılması gerekir. Bu yönüyle karar, suç vasfı belirlenmeden önce delil toplama yükümlülüğünü vurgulamaktadır. Lehe kanun ve cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin değerlendirmeler ise kararın tarihsel mevzuat çerçevesi içinde okunmalı; sonraki düzenlemeler bakımından değişmez ve güncel bir uygulama kuralı olarak sunulmamalıdır.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 07.03.2013, E. 2012/3738, K. 2013/1638.
7. TCK 259 SUÇLAMASINDA SON SORGU TARİHİNDEN İTİBAREN SEKİZ YILLIK ZAMANAŞIMININ DOLMASI KAMU DAVASININ DÜŞMESİNİ GEREKTİRİR
Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin ticareti ve gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunma suçlarından kamu davası açılmıştır. Polatlı 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 24.10.2013 tarihli hükmünde kamu görevlisinin ticareti suçundan delil yetersizliğine, diğer suçlar yönünden ise fiilin suç olarak tanımlanmamasına dayalı beraat kararları vermiştir. Hükümler PTT Genel Müdürlüğü ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay’ın incelemesinde hem her suç bakımından kanun yoluna başvurma yetkisi hem de dava zamanaşımı ayrı ayrı ele alınmıştır. Böylece aynı dosyada birden fazla kurumun bulunması, başvuru yetkisinin bütün suçlara otomatik olarak yayılmadığını ortaya koymuştur.
Yargıtay, Hazinenin görevi kötüye kullanma ve kamu görevlisinin ticareti suçlarından doğrudan zarar görmediğini belirterek bu suçlar yönünden temyiz istemini reddetmiştir. Buna karşılık 3628 sayılı Kanun’a aykırılık bakımından Hazinenin, PTT Genel Müdürlüğünün ise bütün suçlar yönünden başvuru hakkını kabul etmiştir. Esas incelemesinde ilgili suçların sekiz yıllık olağan dava zamanaşımına tabi olduğunu, süreyi kesen son işlemin 23.11.2011 tarihli sorgu bulunduğunu ve inceleme tarihine kadar bu sürenin dolduğunu belirlemiştir. Beraat hükümleri bozulmuş, yeniden yargılama gerekmemesi nedeniyle kamu davalarının zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı düşmesine doğrudan karar verilmiştir. Dolayısıyla sonuç, sanığın ticaret suçunu işlediğinin kesin olarak kabul edilmesi değildir; ceza yargılamasının zamanaşımı nedeniyle sona ermesidir.
Kararın hukuki değerlendirmesinde, suçtan zarar görme ile kamusal denetim ilgisinin ayrılması gerekir. Hazinenin bir dosyadaki bazı suçlar nedeniyle katılma hakkının bulunması, diğer suçlar bakımından da aynı yetkiyi doğurmaz. TCK 259 yönünden doğrudan zarar bağının kurulması, kanun yolu denetiminin kapsamını belirler. Zamanaşımı bakımından ise beraat hükmünün verilmiş olması, dosyanın temyiz aşamasında süre hesabının yapılmasını engellememiştir. Kesilme nedeninin tarihi ve sonrasında yeni bir kesilme sebebi bulunup bulunmadığı, dosya kronolojisi üzerinden denetlenmelidir. Bu karar, her TCK 259 davasının suç tarihinden itibaren sabit sekiz yılda sona ereceği biçiminde okunamaz; kesilme ve durma hükümleri ayrıca değerlendirilir. Ayrıca düşme kararı ile fiilin suç oluşturmaması veya ispatlanamaması nedeniyle verilen beraat arasında hukuki sonuç ve gerekçe bakımından ayrım korunmalıdır.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 23.01.2023, E. 2019/8911, K. 2023/343.
8. KOZMETİK SATIŞI NEDENİYLE VERİLEN TCK 259 HÜKMÜ KESİNLEŞMEDEN KANUN YARARINA BOZMA YOLUYLA İNCELENEMEZ
Bir devlet üniversitesinde görev yapan sanığın mesai saatleri içinde kozmetik ürünleri pazarladığı kabul edilerek TCK 259 uyarınca altı yüz lira adli para cezasına hükmedilmiştir. Kamu görevinin sağladığı nüfuzun kullanılmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle mahkûmiyet hükmü hakkında kanun yararına bozma isteminde bulunulmuştur. İncelenen hüküm, 25.12.2012 tarihli ve 2010/4958 esas, 2012/4200 karar sayılı sulh ceza mahkemesi hükmüdür. Bununla birlikte dosyada, yoklukta verilen kararın katılana tebliğ edildiğini veya Cumhuriyet savcısının görüldü işlemini yaptığını gösteren belgeler bulunmamıştır. Başvuru, suçun maddi unsurlarından önce olağanüstü denetimin usuli koşulu bakımından ele alınmıştır.
Yargıtay, kararın usulüne uygun olarak kesinleştirilmediğini belirlemiştir. Kesinleşmemiş hükümler hakkında kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağını açıklayarak istemi reddetmiştir. Gerekçeli kararın katılana tebliğ edilmesi ve Cumhuriyet savcısının görüldü işleminin tamamlanması suretiyle hüküm kesinleştikten sonra yeniden başvurulmasının mümkün olduğunu belirtmiştir. Bu karar, kozmetik satışının TCK 259 suçunu oluşturduğuna ilişkin bir onama veya suçun oluşmadığına ilişkin esas yönünden beraat kararı değildir. Aynı yerel mahkeme hükmü hakkında daha sonra verilen 17.09.2014 tarihli, 2014/8054 esas ve 2014/8673 karar sayılı kararda ise kamusal nüfuz unsurunun gerçekleşmediği kabul edilerek beraat sonucuna ulaşılmıştır. İki karar farklı inceleme aşamalarına aittir ve aynı maddi olayın usul ile esas denetimini birbirinden ayırmaktadır.
Kararın hukuki değerlendirmesinde, kanun yararına bozmanın olağan kanun yollarının yerine kullanılmaması ilkesi öne çıkar. Bir hükmün maddi hukuk yönünden tartışmalı olması, olağanüstü denetim için aranan kesinleşme koşulunu ortadan kaldırmaz. Tebligat ve görüldü işlemlerine ilişkin belge eksikliği, başvurunun ön koşullarını etkilediğinden dosyanın esasına girilmesini engelleyebilir. Bu nedenle TCK 259 mahkûmiyetine karşı yapılacak başvuruda suçun unsurlarına ilişkin gerekçeler kadar hükmün hangi işlemlerle kesinleştiği de ortaya konulmalıdır. Burada istemin reddi ile mahkûmiyetin esastan hukuka uygun bulunması birbirine karıştırılmamalıdır. Sonraki beraat kararı, ilk ret kararının nüfuz unsuruna ilişkin bir içtihat oluşturmadığını somut biçimde göstermektedir. Aynı olaydan çıkan iki kararın ayrı tutulması, farklı suç olayları bulunduğu iddiasına değil, olağanüstü kanun yolunun ön koşulu ile maddi hukuk incelemesinin farklı sonuçlarına dayanmaktadır.
Künye: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 09.01.2014, E. 2013/14027, K. 2014/195.
Bu Dosyalarda Sık Yapılan Hatalar
Ankara’da TCK 259 Soruşturmaları ve Avukat Desteği
Ankara dosyalarının bir özelliği, ceza soruşturmasının çoğu zaman kurum teftiş kurulu incelemesiyle aynı dönemde ilerlemesidir. Teftiş raporunda yer alan “yasağa aykırılık” tespiti kendiliğinden suçun kanıtı değildir; buna karşılık raporda verilen beyanlar ceza dosyasına girer. Mahkeme kalemlerinin iletişim bilgileri Ankara asliye ceza mahkemeleri sayfamızda yer alır.
Bu suçta avukatla temsil zorunlu değildir; ancak nüfuz unsuru, ön ödeme ve disiplin boyutu birlikte yürüyen teknik başlıklardır. Ayboğa Avukatlık Bürosu, Çankaya’daki ofisinden Ankara adliyelerindeki kamu görevlisi dosyalarını takip eder; büroya Ankara ceza avukatı sayfasından ulaşabilirsiniz.
Kamu Görevlisinin Ticareti Suçu ve TCK 259 Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Kamu görevlisinin ticareti suçunun cezası ne kadardır?
TCK 259 suçu ön ödeme kapsamında mıdır?
Satış gerçekleşmediyse suç oluşur mu?
Memurun internetten ürün satması bu suçu oluşturur mu?
657 sayılı Kanundaki ticaret yasağını ihlal etmek suç mudur?
Kamu görevlisi olmayan kişi bu suçtan ceza alır mı?
TCK 259 şikâyete tabi midir, uzlaşma uygulanır mı?
Bu suça hangi mahkeme bakar?
TCK 259 suçunda dava zamanaşımı kaç yıldır?
Mahkûmiyet memuriyetimi sona erdirir mi?
Bu suçta HAGB kararı verilebilir mi?
Hakkımda ihbar var, ifadeye nasıl hazırlanmalıyım?
İlgili Rehberler
Kamu görevinin bırakılması ya da yerine getirilmemesi halinde uygulanan hükümler.
Kamu görevlisinin kişilerin malları üzerinde usulsüz işlem yapmasının cezası.
Görevin gereklerinin yapılmaması ya da geciktirilmesi halinde uygulanan hüküm.
Soruşturma evresinin süresi ve şüphelinin hakları.
Kaynakça
Av. Çağrı Ayboğa Kimdir?
Av. Çağrı Ayboğa - Ayboğa Avukatlık Bürosu - Ankara Barosu Sicil No: 34507 - Çankaya / Ankara
Av. Çağrı Ayboğa, Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukattır ve ceza hukuku ve kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin davalar alanlarında çalışmaktadır. Asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinde görülen kamu görevlisi, rüşvet, irtikâp ve zimmet dosyalarında vekillik yürütmektedir.
Bu rehber 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu esas alınarak hazırlanmış, hukuki doğruluğu 14 Ekim 2026 tarihinde Av. Çağrı Ayboğa tarafından denetlenmiştir. Bilgilendirme amaçlıdır; her dosya kendi belgeleriyle değerlendirilmelidir.
Hakkınızda kamu görevlisinin ticareti iddiasıyla soruşturma başlatıldıysa çağrı belgenizi, görev tanımınızı ve varsa satışa ilişkin kayıtları iletin; nüfuz unsurunu ve ön ödeme ihtimalini birlikte değerlendirelim.
Avukata Sor Ankara Ceza Avukatı
Danışmanlık ücretlidir. Görüşme ücretleri 2025-2026 TBB Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca uygulanır.

